Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/2892 E. 2010/3448 K. 18.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2892
KARAR NO : 2010/3448
KARAR TARİHİ : 18.03.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali tescil ve tapuda yüzölçümü düzeltilmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı gerçek kişiler, 04.12.2001 günlü dilekçeleriyle … Köyü 2403 sayılı parselin … …, 2404 sayılı parselin de 5328 m2 yüzölçümüyle … … adına Kadastro Mahkemesinin kesinleşen kararları gereğince tapuya tescil edildiğini, Kadastro Mahkemesindeki yargılamalarda 668/1 sayılı poligonun yerinin yanlış belirlendiğinin saptandığını, bu durumun … Asliye 6. Hukuk Mahkemesinin 1995/110 Esaslı dosyasında yapılan incelemede … Bilirkişi … Yaylalı tarafından düzenlenen raporda daha açık bir şekilde ifade edildiğini, hatanın kadastro sırasındaki yolların ve kullanım durumunun dikkate alınmamasından kaynaklandığını, bu hatanın giderilerek, aslında kendilerine ait 2403 ve 2404 sayılı parseller içinde olduğu halde, yanlış tersimat sonucu hukuki ve geometrik durumu hatalı gösterilmiş olan 2761 m2 yüzölçümündeki taşınmazın, payları oranında davacılar adına tapuya tescilini istemiştir. Davanın 3402 Sayılı Yasanın 41/1 maddesi gereğince düzeltme davası olduğu, davada Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, görevsizliğe ilişkin Asliye 4. Hukuk Mahkemesinin 17.04.2002 gün ve 2001/1403-362 sayılı kararı, davacılar vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 20.01.2003 gün ve 2002/9477-285 sayılı kararıyla “davanın tapulama harici yerin tesciline ilişkin olduğu ve dava değerine göre Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu”na değinerek bozulmuştur. Mahkemece davanın KABULÜNE, … Bilirkişi … … tarafından düzenlenen 02.11.2004 günlü krokisinde 2404 sayılı parselin (L) ile gösterilen 1272 m2 ve paftasında yol olarak tapulama dışı bırakılan alanda kalan ve bilirkişi krokisinde (N) ile gösterilen 232 m2 bölümün, 2401 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi krokisinde (P) ile gösterilen 379 m2 bölümünün davalılar adına olan tapu kaydının iptaline ve bu kısımlar ile birlikte 2403 sayılı parselin (M) ile gösterilen 1166 m2 bölümün, 2403 parsel sayısı altında … adına tapuya tesciline, 2405 sayılı parselin (S) ile gösterilen 612 m2 bölümün ile paftasında yol olarak tapulama harici bırakılan alanda kalan ve bilirkişi krokisinde (T) ile işaretlenen 450 m2 yüzölçümündeki bölümün, 2401 sayılı parselin (V) ile gösterilen 582 m2 bölümü ve 2447 sayılı parselin krokide (Y) ile gösterilen 191 m2 yüzölçümündeki bölümün ve krokide ( R) ile gösterilen 4711 m2 bölümünün, 2404 parsel sayısıyla … adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya ve dosya kapsamına göre dava, tapu iptal tescil ve tapuda yüzölçümü düzeltilmesine ilişkindir.

… Köyünde 1946 yılında 3116 Sayılı Yasa hükmüne göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1980 yılında yapılıp 23.05.1980 tarihinde ilan edilen, aplikasyon ve 6831 Sayılı Yasanın 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması vardır.
1) Teknik nedenlerle yetersiz kalan uygulama niteliğini kayıp eden veya eksikliği görülen ve en az bir evkii eyva ada biriminde zemindeki sınırları gerçei uygun şekilde göstermediği tesbit edilen tapulama ve kadastro paftaları, 2859 Sayılı Yasa hükümlerine göre Tapu ve kadastor Genel müdürlüğünün tekliğfi ve ilgili Bakanın onayı ile yenilenir, buna göre tapu sicilinde gerekli düzeltme yapılır. Yine 3402 Sayılı Yasanın 5304 Sayılı Yasanın 9. Maddesi ile değişik 41. Maddesi gereğince, Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan … hatalar ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re sen düzeltilir. Düzeltme taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur, tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı taktirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Davacı gerçek kişiler kendilerine ait olup arazide kullandıkları yerlerin, tapuda kendi adlarına kayıtlı parsellerin krokileri ile uyuşmadığı başka deyişle, krokilerin fiili zemine uymadığı iddiasıyla dava açmışlardır. Esasen 3402 Sayılı Yasanın 41. Maddesi ve 2859 Sayılı Yasa hükümlerine göre idare tarafından yapılacak bir çalışmayla bu yanlışlık giderilebilme olanağı varken, davacı gerçek kişiler tapu iptal tescil yoluyla haklarına erişme yolunu kullanmışlarsa da, çekişmeli taşınmazlardan 02.11.20024 günlü bilirkişi krokisinde (L) ile gösterilen 1272 m2 ve ( R) ile gösterilen 4711 m2 bölümlerin 2404 sayılı parsel içinde, (M) ile gösterilen 1166 m2 bölümün 2403 sayılı parsel, (S) ile gösterilen 612 m2 yüzölçümündeki bölümün 2405 sayılı parsel, (Y) ile gösterilen 191 m2 bölümün ise 2447 sayılı parsel içinde kaldığı, … köyü 2403 sayılı parsel … …, 2404 sayılı parsel, … …, 2405 sayılı parsel … …, 2447 sayılı parsel ise … adına kayıtlı olduğu, tapu kayıtları Hazinenin taraf olduğu Kadastro Mahkemesi kararları ile hükmen oluştuğu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, hükmü temyiz etmekte hukuki yararı bulunmayıp, Hazinenin bu taşınmazlara ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi raporuyla, dava konusu 2401 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (P) ve (V), yol olarak tapulama dışı bırakılan alanda kalan ve bilirkişi krokisinde (N) ve (T) ile işaretlenen bölümlerin, 3116 Sayılı Yasaya hükümlerine göre 1947 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı; 1952 yılında 5653 Sayılı Yasaya ve ilgili yönetmeliğe aykırı olarak kurulan ve yine yasa ve yönetmelik hükümlerine uymadan çalışma yapan maki tefrik komisyonunca, Akdeniz makisi olarak tesbit edilmişse de, 1983 yılında Orman Yönetimi tarafından, makiye ayırma işlemine değer verilmeyip, orman kadastro sınırı içinde kalmaya devam ettiği kabul edilerek, 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı ancak, bu işlem göz önünde bulundurulmadan, genel arazi kadastrosunda Davaya konu 2401, 2402, 2403, 2404, 2405 ve 2495 sayılı parsellerin Hazine adına tesbitleri kesinleşerek tapuya kayıt edildiği, daha sonra gerçek kişilerin açtıkları davalar sonunda 2402, 2403, 2404 ve 2405 sayılı parsellerin hükmen gerçek kişiler adına tapuya kayıt edildiği belirlenmiştir.
Ağustos 2007 tarih ve 8 sayılı YARGITAY KARARLAR DERGİSİNDE yayınlanan, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 20.12.2006 gün ve 2006/14641-17945 sayılı kararında da açıklandığı gibi, makiye ayırma çalışması yapan komisyon yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun kurulmadığı gibi, yasa ve yönetmelik hükümlerine de aykırı çalıştığı, bu nedenle yaptığı makiye ayırma işlemine değer verilemeyeceği, yasa ve yönetmelik hükümlerine uyulmadan yapılan çalışma sonunda makiye ayrılan yerlerin tevzii işlemlerinin de yapılmadığı, makiye ayrılan yerlerde özel yasaları gereği oluşturulan tapu kayıtları dışındaki kayıtlar ile zilyetliğe değer verilmeyeceği,
Vakıflar Genel Müdürlüğünün Ağustos 1936 tarih 1 numaralı tapu kaydına dayanarak Orman Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı el atmanın önlenmesi davası, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Başkanı tarafından Hakem sıfatıyla görülen bu davada Ağustos 1936 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kalan ve … Elemanı Bilirkişi … Çekli tarafından düzenlenen 28.05.1970 tarihli krokide gösterilen taşınmaza, Orman Yönetiminin el atmasının önlenmesine 09.04.1973 gün ve 1974/40 – 48 sayıyla karar verilmişse de, Hakem kararına ilişkin dava dosyası yada kararın onaylı örneği ve eki … elemanı bilirkişi krokisi bulunamadığı gibi Hakem kararının kesinleşip kesinleşmediğinin anlaşılamadığı, Hakem tarafından 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosunun da iptal edilmediği,
2401 sayılı parselin bilirkişi krokisinde (P) ve (V) ile gösterilen bölümlerinin ve (N) ve (T) ile gösterilen ve krokisinde tapulama dışı yol olarak bırakılan bölümlerin, 1946 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, 1975 yılında arazi kadastro ekiplerince bu durum göz önünde bulundurulmadan ikinci kez kadastrosunu yaparak o tarihde kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam eden taşınmaz hakkında sicil oluşturduğu 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayalı Yasanın 22/1. maddesi hükümlerine göre “Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastrosu veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamaz. Bu gibi yerler ikinci bir defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastro bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılır ve Türk Medeni Kanununun 934’üncü maddesine göre işlem yapılır. Süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce re’sen iptal edileceği”, bu nedenle orman kadastrosundan sonra yapılan kadastronun ikinci kadastro olması nedeniyle TMY’nın 1026 (EMY. 934, İsviçre MY. 976) maddesi hükmüne göre iptal edilmesi gerektiği, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin ikinci kadastronun bulunduğu hallerde uygulanamayacağı, davalı dava konusu taşınmazı satın almışsa, taşınmazı kendisine devir eden kişi ya da kişilerden satış bedelini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği,
Karar tarihinden sonra, 27.01.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. Maddesiyle, 6831 Sayılı Yasaya eklenen Ek.10. Maddesi uyarınca, Orman Yasasının; 20.06.1973 tarih ve 1744 sayılı Yasayla değişik 2. Maddesi, 23.09.1983 tarihli 2896 ve 05.06.1986 tarihli 3302 Sayılı Yasalarla değişik 2. Madde 1. Fıkra (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerler, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceği, yasa hükmünün “orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren” denmek suretiyle, orman dışına çıkarma tarihine kadar geriye yürütüldüğüne gözetilerek bu bölümlere ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabule karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ : 1) Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin 02.11.20024 günlü … bilirkişi krokisinde 2404 sayılı parselin (L) ile gösterilen 1272 m2 ve (R) ile gösterilen 4711 m2, 2403 sayılı parsel içinde kalan ve (M) ile gösterilen 1166 m2, 2405 sayılı parsel içinde kalan ve (S) ile gösterilen 612 m2, 2447 sayılı parsel içinde kalan ve (Y) ile gösterilen 191 m2 yüzölçümündeki bölümlerine ilişkin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2) Yukarıda ikinci bentte açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile dava konusu … köyü 2401 sayılı parselin 02.11.2004 günlü … bilirkişi krokisinde (P) ve (V) ile gösterilen 379 m2 ve 582 m2 bölümlerine ve kadastro da yol olarak tapulama dışı bırakılan ve aynı krokide (N) ve (T) ile gösterilen 232 m2 ve 450 m2 bölümlerine ilişkin hükmün BOZULMASINA 18/03/2010 günü oybirliği ile karar verildi.