YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2276
KARAR NO : 2011/2843
KARAR TARİHİ : 28.03.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, Düzce Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanlığında 27.2.1987 tarihinden itibaren 3072 nolu üyesi olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, 27.02.1987 tarihinden beri Düzce Şoförler ve Otomobilciler Odasına kayıtlı olduğunun tespiti ile bu kaydın Bağ Kur sigortalılığına tescilini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile davacının Düzce Şoförler ve Otomobilciler Odasına 27.02.1987 tarihinde 3072 sıra numarası ile yapılan kaydının geçerli olduğunun tesbitine karar verilmiştir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı yasanın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 07.05.1990-01.07.1991, 01.07.1991-17.08.1993 tarihleri arasında ve 20.07.1995 tarihinden beri devam eden vergi kaydının , 27.02.1987 tarihinden beri Düzce Şoförler ve Otomobilciler Odası kaydının, 16.12.1992 tarihinden beri de sicil kaydının bulunduğu, 11.04.1992 tarihli giriş bildirgesine göre oda kaydı esas alınarak 27.02.1987 tarihinde sigortalı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, 2009 yılında yapıldığı anlaşılan işlem ile davacının oda kaydı geçersiz kabul edilerek sigortalılık başlangıcın SSK.’na tabi çalışması da dikkate 16.06.1990 tarihi olarak düzeltildiği, 10.03.2009 tarihli hesap ekstresine göre 1992-2009 tarihleri arasında prim ödemelerinde bulunduğu 1992 Affından yararlandığı ve Kurumun sigortalılık kabulüne göre 22 yıl 10 ay 3 gün sigortalılığı karşılığından 513.00 TL borcu bulunduğunun belirtildiği, Kurumun oda kaydı için mahallinde yaptığı incelemede, davacının odaya kabulü hakkında yönetim kurul kararının bulunmadığı, hazirun cetvelinde adının olmadığı, bu nedenlerle de oda kaydının geçersiz kabul edildiği, dosyaya getirtilen oda üyelik kayıt defteri fotokopisinde davacının 27.02.1987 tarihinde başvurup kayıt olduğu, sayfada sıra numaralarının birbirini takip ettiği oda yönetiminin yazısına göre davacının 27.02.1987 tarihinden beri kayıtlı olduğu 2002-2005 yılları arasındaki Genel Kurum toplantılarına katıldığını bildirdiği anlaşılmaktadır.
Davacının dava dilekçesi ile Kurumca geçersiz sayılan Düzce Şoförler ve Otomobilciler Odası kaydının geçerli olduğunun tespit ile oda kaydının geçerli olduğu dönemlerde Bağ Kur sigortalısı olduğunu da amaçladığı anlaşılmaktadır. Bu yöndeki istemi Kurumu davada taraf göstermesinden açıkça anlaşılmaktadır .Somut olayda davacının oda kaydında silinti, kazıntı ve tahrifata dair bir bulgu saptanmadığına ve davacının usulsüz bir işlemi ile odaya sonradan kaydolduğuna dair sahteciliğe yönelik bir bilgi ve belge ortaya konulmadığına göre Kurumca oda kaydı geçersiz kabul edilerek davacının bir kısım Bağ Kur sigortalılık sürelerini iptal etmesi doğru değildir. Mahkemece oda kaydı geçerli kabul edildiğine göre davacının Bağ Kur sigortalılık süreleri konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi isabetsiz olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 28.03.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1-Davalı … Başkanlığına yönelik dava bakımından;
Dava, davacının davalı Düzce Şoförler ve Otomobilciler Odasına 27.02.1987 tarihinden itibaren 3072 no ile üye olduğunun tespiti ile … kayıtlarına tescili istemine ilişkin olup dava SGK Başkanlığı ile Düzce Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanlığına yöneltilmiştir.
Mahkemece davacının davalı Odaya 27.02.1987 tarihinde 3072 sıra numarası ile yapılan kaydının geçerli olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı …. Müfettişinin 2009 yılında davacının 27.02.1987-16.12.1992 tarihleri arasında Esnaf Sicil kaydının olmaması nedeniyle şüpheye düşülerek davacının kaydının bulunduğu odada resen inceleme yapılarak üyeliğe kabul ile ilgili yönetim kurulu kararı bulunmadığı hazirun listelerinde imzasının olmadığı, aiadat ödeme makbuzu bulunmadığı gerekçesiyle 27.02.1987 tarihinden beri devam eden oda kaydı geçerli sayılmayarak 27.02.1987 tarihinde yapılan tescili ve 27.02.1987-06.05.1990 tarihleri arasındaki sigortalılığı iptal edilerek davacının vergi kaydı esas alınarak 506 sayılı Yasaya tabi sigortalılığı da gözetilerek sigorta başlangıç tarihi 16.06.1990 tarihine çekilmiştir.
Davacının dava açmaktaki amacı davalı …. tarafından iptal edilen 27.02.1987-16.06.1990 tarihleri arasında sigortalılığına geçerlilik kazandırmak olduğundan Sayın Çoğunluğun davalı … Başkanlığına yönelik dava ile ilgili Bozma kararı gerekçesine aynen katılıyorum.
2-Davalı Oda Başkanlığına yönelik dava bakımından;
1-5521 sayılı İş Mahkemeleri Yasasının 1.nci maddesinde, iş mahkemelerinin görev alanı belirlenmiş olup İş Yasasına göre işçi sayılan kişilerle işverenler arasında hizmet akdinden veya İş Yasasına dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk (iş) davaları ile sendikaların açacakları ve bu sıfatla aleyhlerine açılacak hukuk davalarına; Sosyal Sigortalar Kurumu ile Sigortalılar veya yerine kaim olan hak sahipleri arasındaki uyuşmazlıklardan doğan itiraz ve davalara bakılacağı öngörülmüştür. 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve diğer bağımsız çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Yasası’nın 70. maddesinde bu Yasa’nın uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görüleceği bildirilmiştir.
İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için açılacak davalar 2577 sayılı Yasa gereğince idari yargı yerinde çözümlenebilecektir. Odalar ile üyeleri veya hak sahipleri arasındaki uyuşmazlık idari yargı yerinde giderilmedikçe adli mahkemeler idareyi bağlayıcı, bir eylem ve işleme zorlayıcı nitelikte karar veremezler.
Diğer yandan, 05.12.1977 tarih, 4/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararın da belirtildiği gibi mahkemelerin görevi kamu düzeni ile ilgili olup kıyas veya yorum yolu ile genişletilmesinin veya değiştirilmesi mümkün değildir. İş Mahkemeleri özel kanunla kurulmuş görevleri istisnai nitelik taşıdığından 5521 sayılı Yasa’da sınırlı olarak sayılmış dava ve uyuşmazlıklar ile diğer yasaların iş mahkemelerini görevlendirdiği dava ve işler dışındaki dava ve işlere iş mahkemelerinde bakılamaz.
Meslek odaları ile üyeleri arasında çıkan kayıt ve terkin işlemleri ile ilgili ihtilaflara bakmaya idari yargı yeri görevli olduğundan davalı Oda Başkanlığına yönelik dava dilekçesinin davaya bakmaya adli yargı yeri değil idari yargı yeri görevli olduğundan yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi gerekirken bakılıp sonuçlandırılmış olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde kamu düzenine ilişkin bu husus resen nazara alınmalı ve temyiz edenin sıfatı gözetilmeksizin mahkeme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Mahkemenin kararının davalı odaya yönelik dava bakımından yukarda açıklanan nedenle de bozulması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun bu yönü gözetmeyen bozma kararının gerekçesinin eksik olduğu düşüncesindeyim .