YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/968
KARAR NO : 2011/1427
KARAR TARİHİ : 21.02.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı 8.11.2000 tarihinden itibaren Kuruma borcu bulunmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, … sigortalılığının 08.11.2000 tarihinde sona erdiğinin ve bu tarihten sonra prim borcu bulunmadığının tesbitini istemiştir.
Mahkemece istemin kabulüne ilişkin verilen karar doğru görülmemiştir.
1479 sayılı yasanın 24/I-g maddesi uyarınca Anonim Şirketlerin kurucu ortakları ile yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının zorunlu … sigortalısı oldukları; Yasanın 25/c maddesinde de, şirketlerle ilgisi kalmayanların, çalışmalarına son verdikleri veya ilgilerinin kesildiği tarihte sigortalılıklarının sona ereceği belirtilmiştir.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın 5754 sayılı Yasa ile değişik 4/b-3.maddesine göre, Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları uygulaması bakımından; Köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan ise; Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortakları, sigortalı sayılırlar.Aynı Yasa’nın 9/b-3.maddesine göre, Kısa ve uzun vadeli sigorta kolları bakımından sigortalılık; 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların; 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (3) numaralı alt bendi kapsamına girenlerden, şahıs şirketlerinden kolektif, adi komandit şirketlerin komandite ve komanditer ortakları ve donatma iştiraki ortaklarının vergi mükellefiyetlerinin sona erdiği tarihten, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortaklarının, şirketin ticaret sicil memurluğundan kaydının silindiği tarihten, limited şirket ortaklarından hisselerinin tamamını devreden sigortalıların, hisse devrinin yapılmasına ortaklar kurulunca karar verildiği tarihten, anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortaklarının yönetim kurulu üyeliklerinin sona erdiği tarihten, iflas veya tasfiye durumu ile münfesih duruma düşen şirketler için ortağın talep etmesi halinde, mahkeme kararı ile iflasın, tasfiyenin açılmasına, ortaklar kurulu kararı ile tasfiyenin başlamasına veya şirketin münfesih duruma düşmesine karar verildiği, ortakların talepte bulunmaması halinde, mahkemece iflasın kapatılmasına karar verildiği, tasfiyesi sonuçlanan şirketlerin ortaklıklarının ise tasfiye kurulu kararının Ticaret Sicili Memurluğunca tescil edildiği tarihten, itibaren sona erer.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacının … Tekstil Sanayi Ticaret Anonim Şirketi’nin 26.02.1986 tarihinden itibaren kurucu ortağı, 21.07.1999 tarihinden itibaren yönetim kurulu üyesi olduğu, 08.11.2000 tarihinden itibaren yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığı, ancak kurucu üyelikten ayrıldığına dair dosyada delil bulunmadığı anlaşılmıştır. Söz konusu A.Ş. üyeliği kaydından dolayı 02.12.1992 tarihinden itibaren Kurum sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, Mayıs 2002 tarihine kadar prim ödemelerinin bulunduğu açıktır. 1479 sayılı Yasa’nın 25/c maddesine göre anonim şirket kurucu ortağı sigortalılığının ancak şirketle ilgisinin kesildiği tarihte sona erer. Davacının yönetim kurulundan ayrılması şirketle ilgisinin kesilmesi için yeterli değildir. Bu nedenle davacının 2002 tarihinden 5510 sayılı Yasanın yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihine kadar 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun kabulü gerekir.
Ne Var ki; 30.04.2008 tarihinde bu yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın geçici 17. maddesinde ;”Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez.Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.” Anılan Tebliğ 14.01.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Yapılacak iş; davacının yaptığı prim ödemelerinin hangi tarihe kadar olan sigortalılık süresini karşıladığını davalı Kurumdan sormak, 01.10.2008 tarihine kadar 5 yıl ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunup bulunmadığını belirlemek, var ise davacının talebinin sigortalılığının 08.11.2000 tarihi itibariyle durdurulmasına ilişkin olduğunu da gözeterek çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.