YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12521
KARAR NO : 2011/9258
KARAR TARİHİ : 01.11.2011
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 19.3.2002-27.12.2005,17.5.2003-1.9.2003 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işverene ait işyerinde 19.3.2002 tarihi ile 27.12.2005 tarihleri arasında (17.5.2003-1.9.2003 tarihleri arasındaki süre dışında) geçen, davalı Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti ile 19.1.2009 ve 8.7.2009 tarihli ıslah dilekçelerinde belirtilen bir kısım işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kısmen kabulü ile; davacının davalı işverene ait işyerinde 19.3.2002-6.6.2002 tarihleri arasında çalıştığının tespitine ve ikinci ıslah talebinde belirtilen miktarlar da dahil olmak üzere işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsiline karar verilmiş ise de; varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işveren … Makine Sanayi Taşımacılık Ticaret Limited Şirketine ait (1005141) sicil nolu … yerinde davacının 18.9.2003 tarihinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesi verildiği, 18.9.2003-22.1.2006 tarihleri arasında tam olarak bildirimde bulunulduğu, tespiti istenen dönem içerisinde dava dışı (43224) sicil nolu işyerinden 6.6.2002-4.4.2003 tarihleri arasında, yine dava dışı (1004850) sicil nolu işyerinden de 17.5.2003-1.9.2003 tarihleri arasında bildirimde bulunulduğu, davalı işyerinin kapsama alınış tarihinin mahkemece araştırılmadığı, davacı ile davalı işveren şirket arasında şoförlük işiyle ilgili 17.9.2003 tarihli … sözleşmesinin imzalandığı, davalı işyerinin dönem bordrolarının Kurumdan istenmediği, ancak aynı davalı işveren şirkete ait (29843) sicil nolu işyerine ait 2002-2005 yılları arası dönem bordrolarının getirildiği, davacının bu işyerinden herhangi bir bildiriminin olmadığı, işe giriş bildirgesinin verildiği işyerinden düzenlenen ücret bordrolarına göre 2003-2006 yılları arasının tam olarak bildirildiği, davalı şirketin taşımacılığını yaptığı BP Gaz … Deposundan düzenlenen sevk irsaliyelerinde 31 TZ 561 plakalı tankerle 22.3.2002, 31 TD 228 plakalı kamyonla da 25.3.2002, 28.3.2002, 18.4.2002, 30.5.2002, 21.6.2002, 22.7.2002, 26.8.2002, 12.9.2002, 14.10.2002, 30.12.2002, 25.11.2002, 27.1.2003, 25.2.2003, 24.3.2003, 26.8.2003 tarihlerinde giriş-çıkışların yapıldığı, geri çevirme kararıyla davacının işe giriş bildirgesinin ve hizmetinin bildirildiği dava dışı (43224.31.05) sayılı, davalı işveren şirkete ait (1005141.31.01) sayılı ve yine HDC’de çalışmalarının bildirildiği dava dışı (11004850.19.01) sayılı işyerlerinin Ünvan ve adreslerinin SGK’dan sorulması istendiği halde mahkemece sadece dava dışı (11004850.19.01) sicil nolu işyerinin kayıtlarının gönderildiği anlaşılmaktadır.
Gerçekten, davacının işyerindeki çalışmaları 18.9.2003 tarihli davacının imzasını taşıyan işe giriş bildirgesi ile Kuruma tam olarak bildirilmiş ve bildirime uygun olarak primleri ödenmiş ise de, uyuşmazlık bildirim öncesinde ve 19.3.2002-6.6.2002 tarihleri arası dönem yönünden çalışmanın usulünce ispatlanmış olup-olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan araştırma ve incelemenin yeterli bulunup-bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Kabule göre de; HUMK’nun 83.(6100 sayılı H.M.K’nun 176/2.) maddesine göre “aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir” hükmü getirilmiş olmasına rağmen, mahkemece davacının işçilik alacaklarına ilişkin olarak ikinci kez yapmış olduğu ıslaha değer verilmek suretiyle işçilik alacağına hükmedilmesi de isabetsiz olmuştur.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya … ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığının yöntemince araştırılmadan sonuca gidildiği ortadadır. Gerçekten ifadesi hükme dayanak alınan tanıklar davacıyla birlikte bu işyerinde çalışan, kayıtlara geçmiş kişilerden olmadığı gibi, aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kimselerden de değildir. Bu bakımdan tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez.
Öte yandan davalı şirketin dönem bordroları ve işyeri dosyasının Kurumdan getirtilmemesi, yukarıda tarihleri belirtilen sevk irsaliyelerindeki plakaları yazılı tankerlerin davalı şirket adına trafik tescil kaydının bulunup-bulunmadığının araştırılmaması ve geri çevirme belirtilen hususların yerine getirilmemesi de isabetsiz olmuştur.
Yapılacak …; davalı şirketin dönem bordroları ve işyeri dosyasının Kurumdan getirtilip, daha önce dinlenen tanıkların davacı ile aynı işyerinde çalışan kayıtlı tanıklardan olup-olmadıklarını belirlemek, olmadıklarının anlaşılması halinde zabıta marifetiyle tespit edilecek işyerine komşu olan diğer işyerlerinde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının beyanlarına baş vurularak çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, yukarıda tarihleri belirtilen sevk irsaliyelerindeki plakaları yazılı tankerlerin davalı şirket adına trafik tescil kaydının bulunup-bulunmadığını araştırmak, davacının işe giriş bildirgesinin ve hizmetinin bildirildiği dava dışı (….) sicil sayılı, davalı işveren şirkete ait (….) sicil sayılı ve yine çalışmalarının bildirildiği dava dışı (….) sicil sayılı işyerlerinin ticari Unvan, adres ve kimler adına tescilli olduklarını S.G.K’dan ve Ticaret Sicil memurluğundan sorularak bu işyerleri arasındaki hukuki ve fiili ilişkiyi belirlemek, işyerinin 506 sayılı Yasa kapsamına alınma tarihini araştırmak, gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/8. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
İşçilik alacakları yönünden ise; davacının tespiti gereken çalışma süreleri belirlendikten sonra ve bir davada iki kez ıslah yasağı hükmü de göz önüne alınarak çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davalı Kurum ve işveren vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,01.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.