YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1287
KARAR NO : 2010/1735
KARAR TARİHİ : 22.02.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, prim borcu nedeniyle yaşlılık aylığının iptali ve davacıya yaşlılık aylığından borç çıkarılmasına ilişkin davalı kurum işleminin iptali, yaşlılık aylığının yeniden bağlanmasına, birikmiş aylıklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının, prim borcu nedeni ile yaşlılık aylığının iptali ve davacıya yaşlılık aylığından borç çıkarılmasına ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ile kesilen yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren bağlanması gerektiğinin tespiti ve birikmiş aylıkların faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı Kurumun Tokat Sigorta İl Müdürlüğünde görev yapan idarecilerin baskı ve ikna edici yollarla personelin bilgisayar şifrelerini öğrendikleri, Müdürlükte çalışanların birbirlerinin şifrelerini öğrenip kullanabilecekleri bir ortam yaratıldığı, hatta müdürlükte çalışan temizlik firması elemanlarının dahi personelin şifrelerini bildiği ve bu şifrelerle ekran başında işlem yaptıkları, aralarında davacı sigortalının da bulunduğu bir çok sigortalı yönünden hesaplara girilerek başka sigortalıların yaptıkları prim ödemelerinin bu sigortalı yapmış gibi prim ödeme hesaplarına geçirildiği, sonradan yapılan ödemelerin önceki tarihlerde yapılmış gibi prim ödeme hesaplarına girilerek birçok sigortalıya sanal hizmet süresi kazandırılarak yaşlılık ve ölüm aylıkları bağlandığı, sağlık karnesi verildiği, davacı sigortalı …’ın prim ödeme hesabına 13.11.1998 tarihinde M 60 oprid kodu ile yapılan 10 adet ödemenin davacının iki ayrı … dosyasındaki ödemelerinin ve sigortalılığının birleştirilmesi sırasında 1979,1980,1981,1991 tarihli ödemelerinin sanal olarak 2 sıfır ilave edilerek (örnek olarak 2.7.1979 tarihli ödeme 420 TL olduğu halde 2 sıfır ilavesi ile 42.000 TL olarak aktarıldığı) bu şekilde sigortalıya prim borcu var iken 28.03.2005 tarihli talebi üzerine 8371 gün üzerinden 01.04.2005 tarihi itibariyle kısmi yaşlılık aylığı bağlandığı, usulsüzlüklerin müfettiş tarafından ortaya çıkarılması üzerine davacının prim borcu var iken aylık bağlanması nedeni ile yaşlılık aylığının başlangıçtan iptal edilip fuzulen ödenen yaşlılık aylığı nedeniyle borç çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
Sosyal Güvenlik Hukuku ilkeleri ve Medeni Kanunun 2. maddesinin uygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak sigortalıya yaşlılık aylığı bağlanıp uzunca bir süre ödendikten sonra yaşlılık aylığının iptal edilmesi iyiniyetten uzak olacaksa da kimse kendi hilesinden istifade edemeyeceğinden bu kuralın uygulanabilmesi için usulsüz olarak hileli şekilde yapılan aylık bağlama işlemi sigortalının da katılımının bulunduğu muvazaalı bir işlem sonucu oluşturulmamalıdır.
Bu halde davacının, iade ile yükümlü olacağı açık olup, İade yükümlülüğünün konusu ve kapsamı ise dava tarihinde yürürlükte olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96. maddesine göre belirlenmelidir. Bu maddeye göre; “Kurumca işverenlere, sigortalılara,isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine ,genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere,fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa,hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık süre de yapılan ödemeler,bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden…itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte …genel hükümlere göre geri alınır…”düzenlemesine göre, davacının kasıtlı ve hileli hareketi ile yaşlılık aylığı bağlanmasına neden olduğu sonucunun oluşması halinde, açıklanan bu madde kapsamında iade ile de yükümlü olduğu açıktır.
Somut olayda sigortalının prim ödeme hesabına yapılan hileli girişler 13.11.1998 tarihinde yüklenmiş, davacıda ödemeye ilişkin herhangi bir belge ibraz etmemiştir.Bu halde davacının tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığı koşulları yönünden prim borcu olduğunu bildiği oluşturulan aylık bağlama işleminin sigortalının da katılımında bulunduğu hileli bir eylem sonucu oluşturulduğunu göstermektedir. Bu durumda davacının olayda, Medeni Kanunun 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kuralının uygulanmasını isteme hakkının bulunmadığı ortadadır.Ne var ki ;Anayasal sosyal güvenlik ilkeleri ve aylık bağlama tarihinde yürürlükte olan 1479 sayılı Yasa gereğince davacının davada ki istemi de dikkate alınarak ,davacının prim borcu çıktıktan sonra kalan sürelerinin kısmi yaşlılık aylığı yönünden yeterli olup olmadığının araştırılarak, varsa kısmi yaşlılık aylığı şartlarının oluştuğu tarihten itibaren aylık bağlanmasına karar verilmesi gerektiği halde mahkemece bu yöne ilişkin hiç inceleme yapılmadığı gibi davacının kesilen aylığına ilişkin prim borcunu sonradan ödeyip ödemediği de araştırılmamıştır.
Yapılacak iş;davacının, aylık bağlama tarihinde yürürlükte olan 1479 sayılı Yasa gereğince, prim borcu dışında kalan süreleri yönünden kısmi yaşlılık aylığı şatlarının olup olmadığını kurumdan sormak ,varsa şartların oluştuğu tarihi takip eden aybaşından itibaren pirimi ödenmiş gün sayısı dikkate alınarak kısmi yaşlılık aylığı bağlanmasına karar vermek, davacının iade yükümlülüğüne ilişkin olarakta yukarıda açıklanan 5510 sayılı Yasa’nın 96.maddesinde düzenlendiği şekilde kısmi yaşlılık aylığına karar verilmiş ise iade yükümlülüğünü önceden bağlanan aylıkta esas alınan pirimi ödenmiş gün sayısı nedeniyle oluşan aylık farkları miktarını her ay için ayrı ayrı olmak üzere Kurumdan sormak aradaki toplam fark miktarını belirleyerek sonuca gitmek kısmi aylık şartları oluşmadığı takdirde ise davaya konu miktarlar yönünden açıklanan ilkeler gereğince iade yükümlülüğü yönünden bir karar vermekten ibarettir.Kaldı ki davacının kesilen aylığına ilişkin prim borcunu kurumun bildireceği gecikme zammı ve faizi ile ödemesi halinde de ödemeyi takip eden aybaşından itibaren yeniden bağlanabileceği gerçeği dahi mahkemece dikkate alınmalıdır.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin ve özellikle davacının kısmi yaşlılık aylığı şartları yönünde değerlendirme ile iade yükümlülüğü olup olmadığı yolunda yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.