Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/19763 E. 2013/5537 K. 25.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19763
KARAR NO : 2013/5537
KARAR TARİHİ : 25.03.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, 20.04.2010 Tarihinde geçirdiği trafik iş kazasında vefat eden sigortalının haksahibi eş ve çocuklarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davacı eş …’nın maddi tazminat davasının kabulüne, davacı çocuklar … ve …’in maddi tazminat davalarının kısmen kabulüne karar verilirken yine tüm davacılar için 15.000,00’erTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, SGK Başkanlığınca iş kazası olarak kabul edilen zararlandırıcı olaya dair düzenlenen ve hükme esas alınan 03.09.2011 tarihli kusur raporu haricinde tarafların kusur dağılımına dair başka rapor bulunmadığı, kazanın oluşuna dair doğrudan görgüsü bulunan kimsenin olmadığı, 03.09.2011 tarihli kusur raporunda davalı işveren kusuru olarak; kazalıya dinlenme imkanı verilmeden fazla çalıştırılması ve araç kullanımı sırasında kazalının emniyet kemeri takmasının temin edilmemesi hususlarının belirtidiği, gerek dava gerekse replik dilekçesinde davacıların kazalının fazla çalıştırıldığına dair bir iddiasının bulunmadığı anlaşılmıştır.
İş kazalarından kaynaklanan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle yapılan işin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken tedbirlerin neler olduğu İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün ilgili maddelerinin göz önünde tutulmak suretiyle,incelenmesi,işverenin hangi önlemi almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı, gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi gerekir. (Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2004 gün ve 2004/21-365 E.-369 K.sayılı kararı da aynı yöndedir ).
Bu açıklamadan olarak şüphesiz ki tarafların kusur durumu irdelenirken konusunda ehil bilirkişilere olayı inceletmek kadar olaya neden olan tüm saiklerin bir bütün olarak ele alınması ve bu kapsamda da taraflarca ortaya konulan iddia ve savunmalar ile tüm delillerin titizlikle değerlendirilerek kusurun aidiyeti ve oranına dair raporun oluşa uygun olup olmadığının tespiti gerekir.
Somut olayda, hükme esas alınan 03.09.2011 tarihli kusur raporunda vefat eden sigortalının mesaisine daha vakıf kişiler olarak davacıların gerek dava gerekse replik dilekçesinde murislerinin fazla çalıştırıldığına dair bir iddialarının bulunmamasına rağmen sadece tanık beyanları ile yetinilerek davalı işverene kusur izafesi doğru olmadığı gibi söför olarak çalıştığı ve yeterli sürücü belgesi bulunduğu anlaşılan sigortalının kaza anında emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle davalıya kusur izafe edilmesi de yine oluşa uygun görülmemiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda 03.09.2011 tarihli kusur raporu hükme esas alınacak nitelikte bir rapor değildir ve Mahkemece yetersiz olan bu bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesi hatalıdır.
Yapılacak iş; makina mühendisi ve trafik -iş güvenlik uzmanı bilirkişilerden olacak şekilde yine iş güvenliği konularında uzman 3 kişilik bilirkişi heyetine dosyayı tevdi ederek bilirkişilere olayı yeniden inceletmek, tüm delilleri birlikte değerlendirilerek sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 25/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.