Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/10096 E. 2010/13401 K. 01.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10096
KARAR NO : 2010/13401
KARAR TARİHİ : 01.11.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği ,,, Köyü Bayramtarla mevkiinde bulunan iki parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece 04.11.2009 tarihli krokide (A) ve (B) ile gösterilen toplam 18433.54 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar hakkındaki davanın kabulü ile tarla niteliği ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. Maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1941 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra, 1986 yılında yapılarak, dava tarihinden önce kesinleşen, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
Genel arazi kadastrosu 1971 yılında yapılmış ve sonuçları 13.04.1971-13.05.1971 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiş, çekişmeli taşınmaz Devlet Ormanı olduğu paftasında işaretlenerek tapulama dışı bırakılmıştır
Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro haritası uygulanmasına ve eski tarihli belgelere dayalı yapılan araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen orman mühendisi ve fen elemanı bilirkişinin ortak imzalı rapor ve krokileriyle, çekişmeli taşınmazın 1941 yılında yapılan orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, 1960 tarihli memleket haritası ve 1940 tarihli hava fotoğraflarında yeşil renkli çalılık alanda kaldığı ve eğiminin %10-15 olduğu orman sayılmayan yelerden olduğu ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu kabulü dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun değildir.
Çekişmeli taşınmazın 1971 yılında yapılıp kesinleşen genel arazi kadastrosunda orman olduğu paftasına yazılmak suretiyle tapulama dışı bırakıldığı, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce, çalışma alanı içinde bulunan sınırlaması itirazsız kesinleşmiş ormanlar varsa; arazi kadastro ekipleri bu sınırlara uyarak bu ormanlar olduğu gibi tapu kütüğüne aktarmakta, şayet kesinleşmiş bir orman kadastrosu yok ise; Orman Yönetiminden orman sınırlarının bildirmesi istenilerek, Yönetimin bildirdiği sınırlar esas alınarak arazi kadastrosu çalışma alanı belirlenerek bu çalışma alanı içinde kalan ormanlar tesbit dışı bırakılarak tarım arazilerinin kadastrosu yapıldığı, 3402 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra yasanın 4. maddesi gereğince işlem yapıldığı,yörede ilk defa 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile sadece devlet ormanları sınırlandırıldığı, yörede 26.03.1986 tarihinde ilan edilip kesinleşen aplikasyon orman kadastrosu ve 2/B uygulamasında, herhangi bir nedenle sınırlama dışı kalmış ve 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre, devletleşen orman alanları da
sınırlandırıldığı,çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı sadece 1941 yılındaki orman kadastro sınırları uygulanmak suretiyle belirlenemeyeceği, uzman bilirkişiler tarafından çekişmeli taşınmazın 1986 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığı bildirilmişse de, bu konudaki uygulamanın yetersiz olduğu,ancak, aşağıda izah edileceği gibi uygulamanın yetersizliği sonucu etkili görülmediği, çünkü; 1971 yılında yapılan arazi kadastrosunda çekişmeli taşınmazın orman olduğu paftasına yazılarak tapulama dışı bırakıldığı, kuzey ve doğusunun devlet ormanı, güneyinin ise öncesi orman olup 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman rejimi dışına çıkarılan arazi, batısının ise davalı taşınmazla aynı nitelikteki arazilerle çevrili olduğu, memleket haritası ve hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazların 1971 yılı kadastro paftasındaki belirlemeye uygun olarak yeşil renkli ormanlık alanda kaldığı ve eğiminin yüksek olduğu, Orman Yönetimi tarafından gönderilen güncel durumu yansıtan hava fotoğrafında da halen eylemli orman olarak göründüğü, bilirkişiler tarafından bildirilen eylemli durumu, bitki örtüsü ve eğimine göre orman olarak sınırlanan Kılıçlı ve İsaklı Devlet Ormanları ile aynı nitelikte olduğu ve bu ormanlarla çekişmeli taşınmaz arasında ayırıcı unsur bulunmadığı ve bu ormanların devamı niteliğinde olduğu, 766 Sayılı Yasa hükümlerine göre arazi kadastro ekiplerinin yukarıda anlatılan çalışma yöntemleri dikkate alındığında, dava konusu taşınmazın yer aldığı arazi bölümünün orman olarak tesbit dışı bırakıldığının kabulü zorunlu olduğundan, davacı tarafın taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunu kesin deliller ile kanıtlaması gerektiği, davacıların bu hususu kanıtlayamadığı, toprağı ile birlikte orman sayılan taşınmazın zilyetlikle kazanılması olanağı bulunmadığı, aynı nitelikte diğer yer yer hakkında açılan tescil davasının … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.04.2008 gün ve 2008/2-89 sayılı kararı ile ret edildiği ve Dairenin 05.05.2009 gün 2009/4680-7535 sayılı kararı ile onandığı, yine aksi yönde verilen … 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.12.2004 gün 2003/411-977 sayılı kararının da Dairenin 21.05.2007 gün ve 2007/5694-6582 sayılı kararı ve aynı gerekçe ile bozulduğu, yine aynı nitelikteki … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.12.2005 gün 2005/259-338 sayılı kararı, dairenin 23.05.2006 gün 2006/4683-7038 sayılı kararı ile onandığı anlaşılmaktadır.
1971 yılında orman olarak 766 Sayılı Yasanın 2. maddesi gereğince tespit harici bırakılan taşınmazın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince her zaman orman sınırı içine alınmasının da olanaklı olduğundan ve bu tür eğimi yüksek ve orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik yerler 15.07.2004 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/j maddesi uyarınca devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı, aynı maddenin 2. Fıkrası hükmüne göre de orman rejimine girmiş bu tür yerlerin orman sınırı dışında bırakılmış olmasının bu yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağından H.G.K.’nun 12.05.2004 gün 2004/8-242-292 ve 12.03.2008 gün 2008/20-214-241 sayılı kararları da aynı doğrultuda olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Öte yandan; dava dilekçesinde 10.000 m2 ve 3500 m2 olmak üzere 13500 m2’lik yerin tescili istendiği halde, H.Y.U.Y.’nın 74. maddesi gözardı edilerek ve talep aşılarak 18483 m2’lik yerin tesciline karar verilmesi ve 1941 yılında 4785 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce orman kadastrosu yapıldığından ve taşınmazın sınırında orman bulunduğundan ve M.Y.’nın 713/3. Maddesi hükmüne göre Orman Yönetimi yasal hasım olduğu halde, davaya katılarak taraf oluşturulmaması da isabetsiz ise de bozma nedenine göre sonuca etkili görülmediğinden, ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarını kabulü ile hükmün BOZULMASINA 01.11.2010 günü oybirliği ile karar verildi.