Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/14490 E. 2010/13070 K. 23.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/14490
KARAR NO : 2010/13070
KARAR TARİHİ : 23.12.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava,18.04.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu %36.2 oranında iş göremez duruma düşen davacı sigortalının uğradığı maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının maddi zararları Kurum tarafından karşılandığından buna ilişkin talebin reddine,18.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, karar verilmişir.
Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, davalı şirketin işçisi olarak 18.04.2006 tarihinde Toki inşaat işyerinde 3. ve 4. katın çelik kalıp işinde çalışmakta iken , 3. kata geçerken iki daire arasında üzeri açık korkuluksuz aydınlık boşluğuna dalgınlıkla basarak 3. kattan aşağı düşerek yaralandığı, Sosyal güvenlik Kurumunun % 36.2 oranında sürekli işgöremezliğe uğradığından bahisle davacıya gelir bağladığı dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur.
Somut olayda,iş kazası olayı ile ilgili olarak düzenlenen 05.06.2007 havale tarihli kusur bilirkişi raporunda işverenliğin % 80 , kazalının % 20 oranında kusurlu olduğu, 01.01.2008 tarihli kusur raporunda ise işverenliğin %70, kazalının ise %30 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir.Bu duruma göre kusurun aidiyeti ve dağılımı açısından aynı olay nedeniyle farklı değerlendirmelerinin bulunduğu ortadadır.
Mahkemece kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeden 01.01.2008 tarihli kusur raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; işçi sağlığı-iş güvenliği konularında uzman ehil bilirkişi kuruluna konu yeniden inceletilerek, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşullar ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin ilgili maddeleri de göz önünde tutularak işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde değerlendirilerek, kusurun aidiyeti ve oranına ilişkin rapor almak, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek kusur raporları arasındaki çelişki giderilmek ve sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle kusur raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının sair ve davalının tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden ilgilisine yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 23.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

.