Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/9784 E. 2022/12455 K. 13.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/9784
KARAR NO : 2022/12455
KARAR TARİHİ : 13.10.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı ve fer’i müdahil kurum vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı ve fer’i müdahil kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi

I-İSTEM
Davacı, 16.01.2011-23.09.2013 ve 06.06.2016-01.02.2017 tarihleri arasında çalıştığının tespitini talep etti.
II-CEVAP
Davalı, davacı yanın … unvanlı iş yerinde ilk seferinde 23/09/2013-15/09/2014 tarihleri arasında çalıştığını, kendi isteğiyle çalışmasına son verdiğini, akabinde 01/02/2017-02/10/2017 tarihleri arasında tekrardan çalışmasının mevcut olduğunu haklı sebepler ile davacının iş akdinin sona erdirildiğini davacı yan ile aile dostukları olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Fer’i müdahil kurum vekili, kurum kayıtlarının incelenmesinden davacı …’ın 07/04/2008 tarihinden itibaren … sicil numarası ile tescil edildiğinin görüldüğünü, kurum kayıtlarında dava konusu dönem ile ilgili yapılan incelemede davacı adına diğer davalı iş yerinden herhangi bir bildirim olmadığının görüldüğünü belirterek fer’i müdahale taleplerinin kabulüne, davanın usulüne uygun ispatlanamaması halinde reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi, davanın kısmen kabulüne, davacının davalı …’e ait … iş yeri sicil numarası ile tescilli butik işletmesi iş yerinde 22/05/2012 – 15/09/2014 tarihleri arasında 940 gün (kuruma bildirilen gün sayısı 346, kuruma bildirilmeyen gün sayısı 489 gün) 19/07/2016-01/02/2017 tarihleri arasında 192 gün (kuruma bildirilmeyen gün sayısı 192 gün/ taleple bağlı kalınarak ) olmak üzere toplam 1132 gün asgari ücretle sürekli ve kesintisiz olarak çalışmasının bulunduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildi.
B-BAM KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi, usul ve esas açısından ilk derece mahkemesi kararını yerinde bulmak suretiyle; davalı ve fer’i müdahil kurum vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı … … vekili, davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilerek hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hükmün açıklandığını, kargo ve alışveriş adresleri üzerinden hizmet tespiti yapılmasının hatalı sonuçlara yol açacağına ilişkin beyanlarının mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, taraflar arasında uzun bir süreye dayanan samimiyet bulunduğunu, davacının, çalışmadığı dönemlerde de müvekkilinin işyerine sık sık uğradığı, fer’i müdahil kurum vekili, davacının kapsayan dönem itibari ile herhangi kaydı ve bu hususta ücret bordrosu, vizite kağıdı veya bonservis gibi davayı ispatlayacak yazılı delillerin bulunmadığını, kararın sadece tanık anlatımlarına dayalı olduğunu, tanıkların işe başlangıç tarihleri ve ara vermeler hususunda net beyanda bulunamadıklarını, tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, davacının çalışmalarının kesin bir şekilde ispatlanamadığını, sürekli çalışmayı kesin olarak ispatlayacak tanık ifadeleri dahil herhangi bir delil dosyada mevcut bulunmadığını beyanla kararın bozulmasını istemişlerdir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddesidir. 506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.
HMK 26/1 maddede ” Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır;ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” hükmü düzenlenmiştir.
İnceleme konusu dosyada; davacı, 16.01.2011-23.09.2013 ve 06.06.2016-01.02.2017 tarihleri arasında çalıştığının tespitini talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne, davacının davalı …’e ait … iş yeri sicil numarası ile tescilli butik işletmesi iş yerinde 22/05/2012 – 15/09/2014 tarihleri arasında 940 gün (kuruma bildirilen gün sayısı 346, kuruma bildirilmeyen gün sayısı 489 gün) 19/07/2016 -01/02/2017 tarihleri arasında 192 gün (kuruma bildirilmeyen gün sayısı 192 gün) olmak üzere toplam 1132 gün asgari ücretle sürekli ve kesintisiz olarak çalışmasının bulunduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Somut dosyada; Davacı 16.01.2011-23.09.2013 tarihleri arasında çalıştığının tespitini talep ettiği halde mahkemece davacının 22.05.2012-15.09.2014 tarihleri arasında çalıştığı yönünde karar verilmesi, HMK 26.maddeye aykırı olarak talep sonunu aşacak şekilde hüküm tesisi yerinde değildir. Ayrıca kuruma bildirilmiş süreler yönünden kabule karar verilmesi de isabetsiz bulunmuştur.
Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular değerlendirilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki bu konuların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Ailağa 1.İş Mahkemesinin 2017/692 Esas, 2020/56 Karar sayılı, 21.02.2020 tarihli hükmünün 1. Fıkrasında yer alan ” 15.09.2014″ ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine; “23.09.2013” ibaresinin yazılmasına, kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.10.2022 gününde oybirliği ile karar verildi.