YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16542
KARAR NO : 2013/3935
KARAR TARİHİ : 05.03.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi, davalı vekilince de duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından, Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre, davacının tüm temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 06.02.1998 tarihinde meydana gelen iş kazasında % 13,2 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece 8.274,62 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 06/02/1998 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin 08.06.2009 tarihinde … 3. İş Mahkemesine açtığı mahkemece 2009/833 Esas’ a kaydedilen sonradan ıslah edilen 1.000,00 TL maddi tazminat talepli ilk davanın ve yine davacı vekilince 30.03.2011 tarihinde … 4. İş Mahkemesine açılan mahkemece 2011/945 Esas’ a kaydedilip … 4. İş Mahkemesinin 06.05.2011 tarih 2011/945 E., 90 K. sayılı kararıyla … 3. İş Mahkemesinin 2009/833 E. sayılı dosya ile birleştirilen 40.000,00 TL manevi tazminat talepli ikinci davanın açıldığı, davalarla ilgili olarak davalı tarafça süresinde zaman aşımı def’i inde bulunulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık bu tür davalarda T.B.K’ nın 146.maddesi (B.K.’nun 125.md) gereğince uygulanmakta olan 10 yıllık zaman aşımı süresinin hangi tarihte başlatılması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hal ve şartları öğrenmiş olması demektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur. Bedensel zararın gelişim, gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin yani gelişimin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir. Somut olayda değişen ve gelişen bir durumun söz konusu olmadığı ortadadır.
Hal böyle olunca, davacı tarafından iş kazasının gerçekleştiği 06.02.1998 tarihinden sonra 10 yıldan fazla süre geçtikten sonra davacı vekili tarafından 08.06.2009 tarihinde … 3. İş Mahkemesine açtığı, 1.000,00 TL maddi tazminat talepli ilk davanın ve 30.03.2011 tarihinde … 4. İş Mahkemesine açılan 40.000,00 TL manevi tazminat talepli de ikinci davanın açılması üzerine her iki dava yönünden süresi içerisinde davalı vekili tarafından ileri sürülen zamanaşımı def’ilerinin kabul edilerek istenilen miktarlara ilişkin tüm tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken, her iki davada da istenilen miktarı da kapsar biçimde tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda … temyiz harcının davacıya yükletilmesine, 05.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.