YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2408
KARAR NO : 2010/2735
KARAR TARİHİ : 15.03.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davacıların tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 24.09.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının yakınlarının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı murisi sigortalı …’ın öldüğü iş kazasında sigortalının %40 davalı tarafın % 60 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı anne için 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 40.000,00 TL’sına davacı kardeşler için ayrı ayrı 3.000,00 TL.sına hükmedilmesi gerekirken her biri için 5.000,00 TL.sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine,
“1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
Davacı anne Sünbül Çıplak 25.000,00 TL, diğer davacılar için ayrı ayrı 3.000,00’er TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 24. 09.2004 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,
2-Alınması gereken 2.160,00 TL karar ve ilâm harcından peşin alınan 1.822,50 TL harcın düşümüyle kalan 337,50 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan davacı anne … için 2.900,00 TL, diğer davacıların her biri için ayrı ayrı 575,00’er TL nisbi avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,
4- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince ret edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 2.900,00 TL avukatlık ücretinin davacı anne …’den , 575,00’er TL nisbi avukatlık ücretinin davacılar Saime, …, Rıfat, Murat ve Nusret’ten ayrı ayrı alınıp davalıya verilmesine,
5- Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.822,50 TL nispi harç,13,10 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 1.835,60 TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine,
6- Davacı tarafından yapılan toplam 31,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre takdiren 11,50. TL’ sının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, kalan kısmın davacılar üzerinde bırakılmasına, ” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, 15.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.