Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/11736 E. 2010/16049 K. 16.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11736
KARAR NO : 2010/16049
KARAR TARİHİ : 16.12.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine ve katılan … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü … mevkii 816 parsel sayılı 4110 m2 yüzölçümündeki taşınmaz … oğlu … …’nın, 817 parsel sayılı 2650 m2 yüzölçümündeki taşınmazda … … tarafından 1953 ve 1954 yıllarından beri tarla niteliğiyle kullanılmakta ise de, kadastro tesbitinin yapıldığı 1969 yılına kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresi dolmadığından Hazine adına tesbit edilmiş, itirazları tapulama komisyonunca red edilen … … 816, … … de 817 sayılı parselin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adlarına tescili istemiyle, … ve paydaşları da … Çiftliğine ait Şubat 1962 tarih ve 1 sıra numaralı 639 hektar 5240 m2 yüzölçümlü tapu ve 1936 tarih 204 nolu 367.600 m2 yüzölçümlü vergi kaydı kapsamında kaldığı, davacı … … ve … …’in malik sıfatıyla olmayıp kiracı sıfatıyla olduğunu iddia ederek kadastro tesbitinin iptali ve tapudaki payları oranında, tapu makileri adına tapuya tescili iddiasıyla dava açmışlardır. Orman Yönetimi taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece 816 sayılı parselle ilgili davanın da 17.11.1975 gün ve 1973/59-23 sayılı, 817 sayılı parselle ilgili davanın 17.11.1975 gün ve 1973/58-24 sayılı kararlarla reddine ve parsellerin tesbit gibi Hazine adına tescile karar verilmiş, hüküm zilyetliğe dayanan davacılar ile tapu vergi kaydı ve zilyetliğe dayanan davacılar tarafından temyizi üzerine, 816 sayılı parselle ilgili karar, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 05.04.1977 gün ve 1976/4404-3921 sayılı, 817 sayılı parselle ilgili kararda aynı Dairenin 05.04.1977 gün ve 1976/4405-3922 sayılı kararları ile salt zilyetliğe dayanan … …’nın 816 ve … …’in 817 sayılı parsel yönünden temyiz itirazlarının reddi ile aleyhlerindeki … tapu maliklerinin temyiz itirazlarının kabulü ile “Eylül 1340 tarih 5 numaralı sicilden gelen Şubat 1962 tarih 1 nolu tapu kaydı ve gittilerinin, askeri haritalarda … mevki ve yer isimlerinden yararlanılarak vergi kaydıyla birlikte yerine uygulanması, Taşbükü sınırının haklı bir nedene dayanarak değişip değişmediğinin araştırılması ve bilirkişilere tapu kapsamını belirleyen bir harita düzenlettirilmesi, taşınmazların denizden kazanılıp kazanılmadığı yönünde de jeolog
-2-
2010/11736-16049

bilirkişiden rapor alınması, dinlenen yerel bilirkişilerin, davacılar ile daha önce görülen 1952/42 (Bozma kararından sonra 1960/104) sayılı dosyada taraf olduğu ileri sürüldüğünden yerel bilirkişilerin tarafsız kişilerden seçilmesi, tapu maliklerinin dayandığı 9 … 1925 (1909) tarihli keşif tutanağı ve 20 Ocak 1967 günlü tapu tatbikat tutanağı ile tapu sahipleri ile köylüler arasında görülüp kesinleşen 1960/104 sayılı dava dosyasına da dayandıklarından bu dosyanın nerede olduğu sorulması, sözü edilen keşif tutanakların niteliğinin de araştırılması” gereğine değinilerek bozulmuştur. Bozma kararından sonra 816 ve 817 sayılı parsellerle ilgili davalar 2009/1511 sayılı dosyada birleştirilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan araştırma sonunda “Dava konusu 816-817 sayılı parsellerin orman sayılan yerlerden olmadığı, dayanılan … tapu kayıtlarında, sabit kabul edilebilecek bir sınır bulunmadığı için, tatbiki mümkün değil ise de, davaya konu parsellerin bulunduğu mevkiideki taşınmazların davacı tapu sahipleri tarafından öteden beri 1950 ve 1960’lı yıllara kadar icar karşılığı köylülere verilerek kullandıklarının sabit olduğu, eylemli zilyetlik varsa ve koşullarda uygunsa, tapunun hukuki bir değer ifade edeceğini, davacı tapu sahiplerinin bu arazilere 1950’li ve 1960’lı yıllara kadar fiilen ve malik sıfatıyla zilyet oldukları ve köylülere icar karşılığında kiraladıkları dava konusu parsellere komşu olan … Köyündeki taşınmazların bir kısmının … tapu malikleri adına tespitlerinin yapılıp, tescil edildiği, dava konusu taşınmazların da bu şekilde tespitleri yapılan taşınmazlar arasında bulunduğu, kadimden beri zirai amaçla kullanıldığı, sınır ve miktar itibariyle sonuç doğurmayan tapunun, bu şekilde zilyet olunduğu kanıtlanan taşınmazlar için davacılar lehine hukuki sonuç doğuracağı ve mülkiyet hakkının bu şekilde korunacağı” gerekçesiyle … ve arkadaşlarının davalarının KABULÜNE, Orman Yönetiminin davasının reddine, … Köyü 816 ve 817 sayılı parsellerin … tapu sahipleri, … ve paydaşları adına payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine ve katılan … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu … serisisinde, 1966 yılında yapılıp 11.11.1967 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 22 numaralı orman kadastro komisyonunca 1981 yılında yapılıp 08.07.1981 tarihinde ilan edilerek 08.07.1982 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ile 1988 ila 1990 yıllarında yapılıp 03.06.1991 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 ve 3302 Sayılı Yasalar ile değişik 2/B uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamı, kararın dayandığı gerekçe ve hükmüne uyulan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin bozma kararına uygun olarak yapılan araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman, ziraat ve jeolog bilirkişi raporuyla çekişmeli parsellerin yörede 1967 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, öncesi ve eylemli durumu itibariyle de orman sayılmayan eski kültür arazisi olduğu, dava ve temyize konu olan … Köyü 816-817 sayılı parseller ile bitişiğindeki 818 sayılı parselin 1969 yılında yapılan kadastro sırasında kadastro tespit bilirkişileri … …, … İnal, … , … …, … …’nın beyanlarına göre “15.09.1969 tarihinde zemine uygulanan … maa- … Çiftliğine ait Eylül 1340 tarih 5 ve bu kaydın gittisi Şubat 1962 tarih 1 sayılı 639 Hektar 5240 m2 yüzölçümlü tapu kaydının tatbiki sırasında Kuzeyi; … Gediği, Batısı; … noktasını birleştiren hattın kuzey kısmında kalan yerlerin tapu kaydının dışında kaldığı, 816 sayılı parsele … …, 817 sayılı parsele … …, halen zilyet ise de, 20 yıllık
-3-
2010/11736-16049

zilyetlik süresinin geçmediği ve bu parsellerin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer olması nedeniyle Hazine adına tespitine, yine 818 sayılı parsele … … zilyet ise de, bu kişinin … Ailesinden (… … mirasçılarından) 1943 yılına kadar ortakçı olarak 1943 senesinden 1952 senesine kadar senelik hasılatın yüzde yirmibeşi oranında kira bedelini ödemek suretiyle, kiracı olarak bu parseli tarla olarak kullandıkları, … tapu malikleri adına kayıtlı … Köyü 1936 tarih 204 nolu 367.600 m2 yüzölçümlü vergi kaydı kapsamında kaldığından 818 sayılı parsel, tapu malikleri … … … ve arkadaşları adına tespit edildiği” yazılarak tutanaklarının düzenlendiği, zilyetlerin yaptığı itirazların komisyonunun 30.07.1973 tarihli kararı ile tespit tutanağında … nedenler tekrarlanarak ret edildiği ve zilyetler tarafından 816-817-818 sayılı parsellere, tapu malikleri tarafından da 816-817 sayılı parseller hakkında Kadastro Mahkemesinde dava açıldığı, orman iddiası ile Orman Yönetiminin davaya katıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece dava konusu 816-817 sayılı parseller başında 24.07.2009 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler 1940 doğumlu … … ve 1933 doğumlu … Kalkan’ın bir birini doğrulayan beyanlarında “… ailesinin köyde çok sayıda arazisi bulunduğunu, dava konusu 816 ve 817 sayılı parsellerin bitişiğinde ve kuzey yönde komşusu olan 818 sayılı parselin de … ailesine ait olduğunu ve 10 yıl kadar önce … Ailesi tarafından … …’e satıldığını, doğu yönde komşu 821 sayılı parselin de … Ailesine ait olup, o parseli kullananların … Ailesine icar ödediğini, … Ailesinin bu yerleri köylüye icar karşılığında verdiklerini, ancak 1950 yılından sonra köylü icar vermeyi bıraktığını, 816 ve 817 sayılı parsellerin icar verilen yerlerden olup olmadığını bilmediklerini, ancak bu yerlerin eskiden beri tarla olduğunu” bildirdikleri, … bilirkişi … ‘nin düzenlediği 29.07.2009 tarihli krokili raporda; “dava konusu 816 ve 817 sayılı parsellerin, … Köyü 74 sayılı parsele ait kadastro mahkemesinin 05.04.2001 gün 1996/11 Esas – 2001/16 Karar sayılı dosyasında eski tarihli askeri haritalardan da yararlanılarak yapılan uygulamaya göre … tapu sınırları içinde kaldığını” bildirdiği ve mahkemece özetle: “Dava konusu 816-817 sayılı parsellerin orman sayılan yerlerden olmadığı, dayanılan … tapu kaydının tatbiki mümkün değil ise de, dava konusu parsellerin çok eski tarım arazisi olduğu, davaya konu parsellerin bulunduğu mevkiideki taşınmazların davacı tapu sahipleri tarafından icar karşılığı öteden beri köylülere verilip kullanıldığının sabit olduğu, bu nedenle, zilyetliğin tapu malikleri yönünden hukuki sonuç doğuracağı ve davacıların bu taşınmazları 1950’li ve 1960’lı yıllara kadar köylülere icara verdikleri, tapu kaydının intikalindeki idari işlem eksikliğinin (dosyadaki bilirkişi raporları ve Yargıtay kararlarına göre, tapu kayıtlarının intikallerinde idari işlem eksikliğinin bulunmadığı ve tapu kayıtları düzenli şekilde intikallerinin yapılıp geçerli tapu kaydı oldukları kabul edilmektedir) eylemli zilyetliği zayi etmeyeceği, eylemli zilyetlik varsa ve koşullarda uygunsa, tapunun hukuki değer ifade edeceği, davacıların bu arazilere 1950’li ve 1960’lı yıllara kadar fiilen zilyet oldukları ve köylülere icar karşılığında kiraladıkları, bu taşınmazların bir kısmının … tapu malikleri adına tespitlerinin yapılıp, tescil edildiği, dava konusu taşınmazların da bu şekilde tespitleri yapılan taşınmazlar arasında bulunduğu, kadimden beri zirai amaçla kullanıldığı, tapu kaydı sınır ve miktar itibariyle sonuç doğurmasa dahi bu şekilde zilyet olunduğu kanıtlanan taşınmazlar için davacı tapu malikleri lehine hukuki sonuç doğuracağı ve mülkiyet hakkının da bu şekilde korunacağı” gerekçesiyle, davanın kabulüne ve … Köyü 816-817 sayılı parsellerin … tapu sahipleri adına tapu kaydındaki payları oranında tapuya tesciline” karar verilmiştir.
-4-
2010/11736-16049

Gerçekten toplanan delillere göre, dava konusu parsellerin kadim kültür arazisi olduğu, davacı tapu sahipleri tarafından 1960’lı yıllara kadar köylülere icara vermek suretiyle çekişmesiz aralıksız malik gibi kullandıkları, 1969 yılında yapılan kadastro tespit gününe kadar davacılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu saptanarak davacı … sahibi gerçek kişilerin davalarının kabulüne, Orman Yönetiminin davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı Hazine ve katılan … Yönetiminin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda … onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 16/12/2010 günü oyçokluğu ile karar verildi.

(Karşı Oy) (Karşı Oy)

KARŞI OY

Taraflar arasında görülen, … Köyü 816 ve 817 parsel sayılı 4110 m2 ve 2650 m2 yüzölçümündeki taşınmazlarla ilgili kadastro tesbitine itiraz davaları sonunda, mahkemece, çekişmeli parsellerin … ÇİFTLİĞİNE ait Eylül 1340 tarih 5 sıra numaralı sicilden gelen Şubat 1962 tarih 1 sıra numaralı tapu kaydı ve yine tapu malikleri adına kayıtlı … Köyü 367.600 m2 yüzölçümlü 1936 tarih 204 nolu vergi kaydı kapsamında, tapu maliki mirasçıları Davacılar … ve arkadaşlarının zilyetliğinde olduğu gerekçesiyle, … ve arkadaşlarının davasının KABULÜNE, … Köyü 816 ve 817 sayılı parsellerin payları oranında tapu malikleri ve mirasçıları adlarına tapuya TESCİLİNE karar verilmiş, hükmün davalı Hazine ile katılan … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dairece, mahkeme kararı kısaca “çekişmeli pasellerin kadim kültür alanı olduğu, davacı tapu sahipleri tarafından 1960 lı yıllara kadar köylülere icara vermek suretiyle çekişmesiz aralıksız kullandıkları, … bilirişi rapor ve haritasına göre, dava konusu parsellerin Mart 1290 (… 1291) tarihli sicilden gelen Şubat 1962 tarih 1 sıra numaralı tapu kaydının sınırlarını birleştiren geometrik şeklin içinde kaldığının belirlendiği, bir an için tapu kaydı sınırları dışında kaldığı kabul edilse dahi, komşu parseller ile birlikte 1936 tarih ve 204 sıra numaralı vergi kaydı kapsamında kaldığı ve 1969 yılındaki kadastro tesbit tarihine kadar davacı tapu malikleri yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu saptanarak, … sahibi gerçek kişilerin davalarının kabulüne, Orman Yönetiminin davasının ise reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı” gereğine değinilerek onanmışsa da,
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme yeterli olmadığı gibi, Sayın çoğunlukça yapılan değerlendirme ve ulaşılan sonuçta dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; 3402 Sayılı Yasanın 26 ve devamı maddelerinde kadastro mahkemesinin yargılama usulü düzenlenmiştir. İstisnalar dışında, kadastro mahkemesi de, genel mahkemelerde olduğu gibi, tarafların iddiaları ve savunmaları ile bağlı olup, aynı yere ilişkin olsa bile, farklı dosyalarda sunulan delillere dayanılarak, hüküm kurulamaz. Başka deyişle istisnalar dışında, kadastro mahkemesinde de, delillerin taraflarca sunulması ve dosyasının taraflarca oluşturulması ilkesi geçerlidir.
Mahkemece, davacı ve katılan gerçek kişilerin dayandığı tapu kayıtları ile vergi kayıtları yöntemince uygulanmadan, tapu kaydı uygulaması yönünden, Kadastro Mahkemesinin 05.04.2001 gün ve 1996/11-16 sayılı kararı kesin hüküm kabul edilmiş ve bu dosyadaki tapu uygulamasına dayanılmışsa da, bu karar, o davanın tarafı olan tapu malikleri …
-5-
2010/11736-16049

ve paydaşları yönünden Kadastro Yasasının 34. maddesi gereğince kesin hüküm oluşturup, o davanın tarafı olmayan davalı Hazine ve katılan … Yönetimi yönünden kesin hüküm oluşturmaz.
Dayanılan tapu kayıtlarının ve vergi aydının çekişmeli taşınmazlara uyup uymadığı, başka bir anlatımla dava konusu taşınmazların davacı ve katılan gerçek kişilere ait tapu kaydı ve vergi kaydı kapsamında kalıp kalmadığı konusunda yapılan uygulama yetersiz olup, Kadastro Mahkemesinin 1996/11 sayılı dosyasında verilen karar taraflar arasında kesin hüküm oluşturmadığı halde, bu kararın dayanağı keşif ve bilirkişi raporları esas alınarak hüküm kurulamaz.
Kadastro Mahkemesinin 05.04.2001 gün ve 1996/11-16 sayılı kesinleşen kararının Hazineyi ve Orman Yönetimini bağlamayacağı düşünülmemiştir. Taşınmazların devletleştirilmeye tabi, devlet ormanı olup olmadığı, yada devletleştirilen ormanların içinde yer alan orman içi açıklığı olup olmadığı araştırılmamış, bilirkişilere orman sınır hattı ile irtibatlı kroki düzenlettirilmemiş, dava konusu taşınmazların devletleşen orman alanlarıyla bağlantısı ve konumu gösterilmeden, bilimsel ve teknik inceleme yapılmadan, yaşları gereği taşınmazın 1926 yılından öncesini bilme olanağı bulunmayan ve tapu malikleri davacılar ile aralarında aynı nitelikte davalar bulunan yerel bilirkişi ve tanıkların sözlerini tekrar eder niteliğindeki orman ve ziraat mühendislerinin raporlarına dayanılarak hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Bize göre Mahkemece;
a) Tapu kayıtlarında geçen …, …(…-…, …), … (…), …, … (İçmeler) köylerinin bulunabilecek en eski tarihli idari sınırlarına ait harita ve diğer belgeler, gerektiğinde eski kayıt ve defterler üzerinde inceleme ve araştırma yapabilecek nitelikte konunun uzmanı bilirkişiler tayin edilerek, … Çiftliğine ait tapu kaydı, tapu kaydının geldilerinde sözü edilen 17 parça … içindeki tapu kayıtları ile …, … ve İçmeler köyleriyle, (…, …-…, … köylerini dıştan çevreleyen) diğer komşu köylere ilişkin … ve diğer tapu kayıtları,
b) aynı yere ilişkin dava dosyalarında tarafların tutunduğu ancak dosyada bulunmayan belge ve mahkeme kararları ile bunların eki olan bilirkişi rapor ve krokileri, dayanılan tapu kayıtlarının uygulandığı parsellerin dosyada bulunmayan kadastro tesbit tutanakları ile bu taşınmazları çevreleyen parsellerin kadastro tesbitine esas alınan tapu kayıtları ve kadastro paftaları,
c) Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ait, en eski tarihlisinden en yenisine kadar tüm memleket haritalarının orijinalinden renkli ve onaylı fotokopi örnekleri ile … fotoğrafları ve Amenajman planları,
d) Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer ve mevki ismi varsa yakın kadastro parsel numaraları yazılarak bu yere ait 2863 Sayılı Yasa hükümlerine göre doğal yada kültürel sit alanı ile ilgili karar ve harita örneklerinin bulundukları yerlerden getirtilmesi,
e) Sözü edilen tapu kaydına dayanılarak halen Marmaris Asliye, Sulh ve Kadastro Mahkemelerinde devam eden davaların konusu ve kimler arasında görüldüğü, sonuçlanan davalar varsa bunların konusu ve neticesi hakkında tarafların hazırlayacağı dava listesinin kendilerinden alınması,
Aynı tapu kayıtlarına dayanılarak açılan bir çok davanın bulunduğu, bunlardan bir kısmının sonuçlandırılıp bir kısmının halen devam ettiği anlaşıldığından, halen görülmekte olan dava dosyalarının birleştirilmesi, yargılamayı geciktirip, para ve emek sarfına yol açacağı ve yıllardan beri devam eden davaları daha da karmaşık ve içinden çıkılamaz hale getireceği göz önünde bulundurularak; dava dosyaları birleştirilmeden, yukarıda sözü edilen delillerin eksiksiz olarak toplandığı aynı nitelikteki dava dosyalarından birisi … dosya seçilerek, tapu kayıtlarındaki sınırları ve memleket haritasındaki mevkileri bilecek ve bu davalar ile ilgisi olmayan olabildiğince yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler tesbit edilmeli, gerektiğinde tapu kayıtlarının bilinmeyen sınırlarında yardımcı olacak ve zilyetlik konusunda bilgi verecek tanık isimleri taraflardan istenmeli, önceki keşiflere katılmamış üç Orman Yüksek mühendisi, üç
-6-
2010/11736-16049

Harita Mühendisi, üç ziraat uzmanı bilirkişinin ismi yöntemince belirlenmeli, bu bilirkişilere tarafların itirazları olursa değerlendirilerek, gerektiğinde onların yerine başkaları seçilmesi,
Bundan sonra belirlenecek bir … dosyada yapılacak keşifte; … Valide … Vakfından gelen ilk tesisi Mart 1290 tarih D.9, V.!8, aynı tarih Varak 19, aynı tarih Varak 20 sayılı tapu kayıtları ile bu kayıtlardan önce oluşturulmuş Vakıfnamedeki sınırları, …,… tarihli İcmali Hakani sureti: …… sancağında, Ula kazasında vaki bir tarafı Çıtırlılı ve bir tarafı … ve bir tarafı … Beli ve … Hududuna müntehi olup işbu hudut ile mahdut mahal derununda … Çiftliği denmekle … bir kıta …, … Çiftliği denmekle … bir kıta … ve … çiftliği denmekle … bir kıta … sınırları ile bu kayıtların Ağustos 1326 tarihli tedavüllerinde yönlendirilmiş sınırları, Eylül 1340 tarihli tedavülleri ile Mayıs 1969 tarihinde yapılan ifrazlara göre oluşan sınırları yerel bilirkişiler yardımıyla yerine uygulanmalı, bu … sınırları için ayrıca oluşturulan çiftliğe ait tarla ve bina nitelikli tapu kayıtları varsa, onlar dahi uygulanmalı, uygulama sırasında, tutunulan … maa … Çiftliği, … Çiftliği ve … Çiftliği tapularında Mezar Gediği, …, … sınırlarının ortak sınır, … (…), …(içmeler) sınırlarının köy yada … sınırları olduğu, tapu kayıtlarının eşçar-ı müsmire ve gayr-ı eşçarı müsmireyi müştemil … kayıtları olup, bu sınırlar içinde devlet ormanları, dereler, taşlık ve … niteliğindeki devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin bulunduğu, sınırlarının mevkii yada nokta sınırlar olduğu, bu sınırların çoğunluğunun devlet ormanı içinde kalması nedeniyle sabit kabul edilemeyeceğinden, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince kayıt kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, … Çiftliğine ait tapu kaydının aynı köy 1 ila 169 sayılı parselle uygulandığı, ancak bu parseller hakkında tapuya dayanmayan ve zilyetlikle kazanma iddiasında bulunan gerçek kişiler tarafından itiraz edilip birçok dava açıldığı, … maa … Çiftliği tapusunun … köyü 373 ila 633 sayılı parsellere uygulandığı gözönünde bulundurularak tapu kayıtları yöntemin ve yeniden yerine uygulanması; bilinmeyen sınırlar konusunda tarafların gösterecekleri tanıkların dinlenmesi, yerel bilirkişi ve tanık sözleri, komşu parsel kayıtları ve eski tarihli memleket haritaları, köy isimleri ve sınırlarına ilişkin tüm kayıtlarla denetlenmeli, tapu kayıtları sınırında … ’ün tapu tesisinde … Çiftliği olarak gösterilmesi nedeniyle “…”ün nokta halinde mevki ismi olmayıp, …, … ve … … çiftliklerinin batı sınırını oluşturan geniş bir … arazisi olabileceği düşünülerek uygulamanın buna göre yapılması, çelişkilerin yöntemince giderilmesi, … (…) ve … (İçmeler) köyleri (yada çitlikleri) ile memleket haritasında … köyü olarak işaretlenmiş bulunan sınırlar gözetilerek sabit sınırların nereler olabileceği değerlendirilip, sabit sınırlarla bağlantısı kesilmemek suretiyle, bu sınırlardan başlanarak tapu kayıtları uygulanıp, kayıtların yüzölçümüyle kapsadığı alanların belirlenmesi, tapu kayıtlarındaki sınırları itibariyle değil, ancak yüzölçümüyle geçerli kapsamının 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre devletleştirmeye konu edilebileceği, tapu kayıtlarının yüzölçümüyle geçerli kapsamı dışındaki, orman alanlarının 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre devlet ormanı sayıldığından, bu bölümlerin eskiden beri Devlet Ormanı olması nedeniyle tapu kaydı kapsamında kaldığı düşüncesiyle devletleştirmeye konu edilemeyeceği, tapu kayıtlarının yüzölçümüyle kapsadığı alanlardan, devletleştirilen orman alanlarının yüzölçümü düşüldükten sonra, tapu kaydının yüzölçümü ile kapsadığı alandan kalan miktar varsa, tapu kaydının tarım alanları ve yerleşim alanları için hüküm ifade edeceği, başka deyişle bir birlerine sınır olduğu ve toplam 14000 dönüm yüzölçümünde olduğu anlaşılan bu üç tapu kaydının yüzölçümüyle kapsadıkları alan içinde kalan ormanların devletleştirme kapsamında olduğu göz önünde bulundurularak, devletleştirilen orman alanının yüzölçümü, tapu kaydı miktarından düşüldükten sonra, kalan bölümlerin Çiftliğin diğer arazileri olabileceği düşünülerek harita mühendisi bilirkişilere tapu uygulamasını, tapu kayıtlarının sınırları ve yüzölçümüyle kapsadığı alanları memleket haritası ve arazi kadastro paftaları üzerinde gösterecek şekilde ayrıntılı ve keşfi izleme olanağı sağlayan birleşik krokili rapor alınması,

-7-
2010/11736-16049

Orman Bilirkişiler ve harita mühendisi bilirkişiler ile … bilirkişiler vasıtasıyla, yöreye ilişkin en eskisinden en yenisine kadar, tüm memleket haritaları, … fotoğrafları ve amenajman planları, yörede yapılan tüm orman kadastro işlemlerine ilişkin tutanak ve haritalar, yörede yapılan genel kadastro ve afet kadastrolarına ilişkin arazi kadastro paftaları ile Orman Yönetiminin yukarıda deliller kısmında söz edilen raporlarının uygulanması,
Orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritalarının yöntemince uygulanması ile saptanacağı, ancak, somut olayda yörede ilk orman kadastrosunun … Ormanları ile … ve … Ormanlarında seri usulde yapıldığı, bu seriler dışında, bu köylerin idari sınırları içinde kalan diğer ormanların kadastrosunun yapılmadığı, bu nedenle 1967 yılında yapılan orman kadastrosunun uygulanması suretiyle taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığının saptanamayacağı, sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekeceği ve 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet Ormanları belirlendiği, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların devletleştirildiği, devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan ormanlara ait tapu kayıtlarının hukuki değerlerini yitireceği, Orman Yönetiminin katılımı olmaksızın oluşan tapu kayıtlarının Yönetimi bağlamayacağı, 6831 Sayılı Yasanın 3373 Sayılı Yasa ile değişik 1/F maddesinin, öncesi orman olmayan taşınmazlar bakımından söz konusu olacağı, Tapu kayıtları bu kayıtlara dayananların yararına olduğu kadar, aleyhine de delil oluşturacağı, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince değişebilir nitelikteki tapu kayıtlarının kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, kaydın yüzölçümü ile geçerli asıl kapsamı orman değil ise kayıt fazlasının ormandan açılmış olduğunun kabul edileceği, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bile olsa, orman içi açıklıkların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, yine doğal ve kültürel sit alanları ile bunların koruma alanlarının zilyetlik yoluyla edinilemeyeceği gözetilerek, … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak orman kadastro haritası ile irtibatlı, uyuşmazlık konusu taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, aynı yörede dava konusu edilen taşınmazların konumunu … taşınmazlarla birlikte haritalar üzerinde bir arada gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte ayrı renkli kalemlerle işaretli kroki düzenlettirilmesi, tapu kaydı sınırları içinde kalmayan ve eski tarihli haritalarda ve orman kadastrosunda orman sayılmayan alan olarak nitelenen ancak orman içi açıklığı olan bölümler varsa bu yerler kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalsa bile 6831 Sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülerek bu bölümler düzenlenecek haritada gösterilmesi, bilirkişilere müşterek imzalı tapu uygulamasını, orman kadastro haritasını, memleket haritası ve amenajman planlarının uygulamasını gösteren, krokilerin ölçekleri denkleştirilmek suretiyle birbiri üzerine aplike edilerek tüm uygulamayı bir arada gösteren ayrı renkli kalemlerle işaretli, bilimsel verileri bulunan ayrıntılı kroki düzenlettirilmesi, bu rapor ve krokilerin onanmış örnekleri aynı yerde, aynı sav ve savunmaya dayalı olarak görülmekte olan dava dosyaları içine konulması, keşif giderleri, raporların içine konulduğu dosyalara pay edilmesi, Daha sonra, bir orman mühendisi, bir harita mühendisi, bir … elemanı bilirkişi, üç ziraat uzmanı bilirkişi, bir … elemanı bilirkişi vasıtasıyla her dosyada davaya konu olan taşınmaz başında ayrı ayrı yeniden keşif yapılarak, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme iddiasında bulunan taraf ile tapu kaydına tutunan tarafların ve Hazine ile Orman Yönetiminin tanıkları ve yerel bilirkişiler taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin nasıl ve ne zaman başladığı; kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiği, zilyetliğin kiracı yada malik sıfatıyla olup olmadığı, tapu kayıtları kapsamında
-8-
2010/11736-16049

kalan bölümlerinde, Medeni Yasanın yürürlüğünden en az 10 yıl öncesine dayanan zilyetlik varsa, zilyetliğin başlangıcının ne şekilde hatırlandığı veya kendilerine bu bilgilerin ne şekilde aktarıldığı sorulup, somut olaylara dayalı yeterli ve kesin yanıtlar alınarak, bir birinin tekrarı niteliğindeki soyut sözlerle yetinilmemesi, yöreye ait en eski tarihli … fotoğrafları ve memleket haritası ile daha sonraki yıllarda düzenlenen tüm … fotoğrafı ve haritalar özel stereoskop aletleriyle incelenip dava konusu taşınmazın bu belgelerle ne olarak göründüğü, özellikle kullanılan tarım arazisi olarak görünüp görünmediği belirlenerek bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğunun denetlenmesi, … fotoğraflarının düzenlendiği tarihlerde tarım arazisi olarak kullanılmayan yerlerle ilgili bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemeyeceğinin nazara alınması, yukarıda sayılan deliller ve diğer deliller ile özellikle Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/333 E., 1994/51 K., ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/104 E. 1961/25 K. Sayılı kararları ile 1189/103 Esas sayılı dava dosyası krokileri yerine uygulanması, … ve tapu sahipleri tarafından sunulan kiralamaya ilişkin 1940 yılından sonra noterde düzenlenen taahüt senetleri kendilerine okunarak, bu belgelerde söz edilen kişi ve taşınmazlar ile çekişmeli taşınmazın ve taşınmaza zilyet olanın ilgisinin olup olmadığı hususundaki bilgilerinin sorulması, bu deliller karşısında bazı dosyalarda davacı, bazılarında davalı durumunda olan köylülerin zilyetliğinin asli zilyetlik olup olmadığının değerlendirilmesi, … tapusuna dayanan gerçek kişilerin, yukarda daire kararında sözü edilen deliler ve özelikler başka zilyetler ile aralarında görülen davalar sonucu oluşan kesin hükümler ve diğer belge, karar ve tutanaklar, özellikle Türkiye genelinde 1936 – 1937 yıllarında yapılan arazi ve bina vergi yazımı sırasında taraflar için oluşturulan vergi kayıtları bir arada incelenip değerlendirilerek, bu yıllarda, davanın diğer tarafları, özellikle zilyetliğe dayanan gerçek kişiler adına vergiye kayıt edilen arazi yada bina olup olmadığı, Özel İdare Müdürlüğünden sorularak varsa getirtilip yerine uygulanması, tüm bu deliller birlikte tartışılıp değerlendirilmeli, … bilgisine sahip tarım uzman bilirkişiler ile jeolog bilirkişi görevlendirilip, taşınmazdan muhtelif … numuneleri alınarak, ilgili kurumda incelettirilip, tarım toprağı olup olmadığı ve tarım toprağı ise, kaç yıldır, ne şekilde kullanıldığı saptanıp; bu konuda bilirkişilere bilimsel verilere dayalı kapsamlı rapor düzenlettirilmeli, kesinleşmiş mahkeme kararlarının tarafı olmayan Hazineyi bağlamayacağı, devlet ormanlarının mülkiyeti Hazineye, kullanma hakkının Orman Genel Müdürlüğüne ait olduğu nazara alınarak, devlet ormanlarına ilişkin sav ve savunmaların Hazine ve Orman Yönetimi tarafından ayrı ayrı yapabileceği gibi birlikte de yapılabileceği gözetilerek toplanan deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi için bozulmasına karar verilmelidir.
Bu nedenlerle; Sayın çoğunluğun Orman Yönetimi ve Hazinenin itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına ilişkin görüşüne katılmıyoruz.

… …