Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/19160 E. 2013/21886 K. 26.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/19160
KARAR NO : 2013/21886
KARAR TARİHİ : 26.11.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava nitelikçe; meslek hastalığına bağlı olarak % 26,20 oranındaki sürekli iş göremezliğinin, 16.02.2012 tarihinde % 6,00 oranında artarak % 32,20 oranına yükselmesi nedeniyle, % 6,00 fark için sigortalının manevi tazminat istemine ilişkindir
Yerel Mahkemenin meslek hastalığında % 100 oranında kaçınılmazlığın etkili olduğu kabul edilmek suretiyle, davacı yararına 6.000,00-TL manevi tazminat verilmesine ilişkin önceki kararının davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce yapılan inceleme sonunda: “Kusur raporu alınması gerektiği, kaçınılmazlık olgusunun kabulü halinde ise manevi tazminat miktarının fazla olduğun” belirtilmek suretiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemiz bozma ilamına Mahkemece uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmişse de, manevi tazminatın takdirinde de yanılgıya düşüldüğü, manevi tazminatın fazla takdir edildiği anlaşılmaktadır.
Uyulan bozma ilamı sonrasında düzenlenen 08.07.2013 tarihli kusur bilirkişi raporunda, meslek hastalığı sonucu % 6 oranındaki artma nedeniyle davacının kusurun bulunmadığı % 75 oranında davalı işverenin kusurlu olduğu, % 25 oranında da kaçınılmazlık bulunduğu belirtilmiştir.
Öte yandan yerel Mahkemenin meslek hastalığında %100 oranında kaçınılmazlığın etkili olduğuna ilişkin önceki kararı davacı tarafça temyiz edilmemiş ve davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine davalı yararına bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmakla davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu ve buna uygun karar verilmesi gerektiği ortadadır. Hal böyle olunca da bozma sonrasında düzenlenen ve bozma öncesine göre davalının aleyhinde olan kusur dağılımının hükme esas alınamayacağı açıktır.
Gerek mülga B.K’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı T.B.K’nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır.Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler ve uyulmasına karar verilen bozma ilamı ile davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hak dikkate alındığında davacı yararına hüküm altına alınan 6.000,00-TL manevi tazminatın fazla olduğu açıkça belli olmaktadır.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşülerek ve özellikle manevi tazminatın fazla takdiri suretiyle … şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 26.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.