Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/4360 E. 2010/10473 K. 25.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4360
KARAR NO : 2010/10473
KARAR TARİHİ : 25.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve maenvi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, iş kazası sonucu % 6,2 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının 10.000,00 TL manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacı yararına 6.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Davacının iş kazası sonucu % 6,2 oranında sürekli işgöremezliğe uğradığı olayda davacının % 60 , davalı işveren tarafın % 40 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Yapılan incelemede, davacının, taşeron işveren…A.Ş. aleyhine açtığı … Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2005/354 Esas, nolu dosyasında görülen maddi ve manevi tazminat davasında mahkemece maddi tazminat isteminin vazgeçme nedeniyle reddine, işveren tarafın toplam % 40 kusur oranı gözetilerek 2.000,00 TL manevi tazminatın davalı…A.Ş den alınarak davacıya verilmesine ilişkin kararının davacı tarafından temyiz edilmediği, davalı temyizi üzerine Dairemizce 29.6.2009 tarihinde onanarak kesinleştiği görülmüştür.
Gerek eksik ve gerekse tam dayanışmalı sorumlulukta, zarar gören giderim borçlularından herhangi birine karşı hakkını ileri sürebilir. B.K.’nun 142/II.maddesindeki borcun tamamen edasına kadar bütün borçluların mesuliyeti devam edeceğinden zarar görenler zararlı sonuçtan sorumlu olan bütün sorumlular aleyhinde dava açabileceği gibi, sorumlulardan herbiri aleyhine ayrı ayrı dava açabilir. Bunu önleyen bir hüküm yasalarımızda mevcut değildir. Bu duruma göre, zarara uğrayanın, dayanışmalı sorumlulardan birini yada bir kaçını seçip onlara karşı giderim davası açarak ödetme kararı alması eğer borç ödenmemişse diğer sorumlu hakkında da zararın tümü için giderim davası açmasını engellemez. Çünkü zarar görenin (alacaklının) tatmini oranında giderim borcu sona erer. Bu durumda mahkemece önceden ödetilmesine karar verilen bu miktarı geçmemek ve tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla tahsile karar verilmesi gerekir.
Öte yandan davacıların iki ayrı dava açmaları, olay nedeni ile müteselsil sorumlu olan davalıların ayrı ayrı sorumlu tutulması sonucunu doğurmayacağı açık olup, aksinin kabulü manevi tazminatın bölünmezliği ilkesine aykırıdır. Gerçekten, hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Bir olay nedeni ile oluşan acı ve ızdırabın bölünerek yada birden fazla istenmesi mümkün değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.9.1996 gün ve 1996/21-397-637 karar ile 13.10.1999 gün ve 1999/21-684-818 sayılı kararları da aynı doğrultudadır.

Yapılacak iş; ekli … Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin kesinleşen 22.7.2008 gün ve 2005/354 Esas-2008/325 Karar sayılı ilamında hükmedilen manevi tazminatın davalılarından tahsil edilip edilmediği yöntemince yapılacak araştırma sonunda belirlemek, manevi tazminatın tahsil edildiğinin tespiti halinde bu davada ki istemlerin reddine, tahsil edilmemiş ise 2.000,00 TL manevi tazminat alacağını mükerrer tahsile yol açmayacak şekilde hüküm altına almaktan ibarettir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 25.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.