YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/13328
KARAR NO : 2010/16036
KARAR TARİHİ : 16.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve davalı …, … ve … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, … ilçesi … 438 ada ve 12 parsel sayılı taşınmazın yörede 1940 tarihinde yapılan ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığını, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescilini, davalıların müdahalesinin önlenmesini ve tapu kaydındaki kamulaştırma şerhinin silinmesini istemiştir. Davalı …, … ve … tarafından açılan mahkemenin 2009/165 esasına kayıtlı orman kadastrosuna itiraz davası bu dava dosyasıyla birleştirilerek Mahkemece, Orman Yönetiminin davasının kabulüne çekişmeli taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptaliyle orman niteliğiyle Hazine adına tesciline, Orman Yönetiminin Mili Savunma Bakanlığına karşı açtığı davanın husumet nedeniyle reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ve davalı …, … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
… İlçesinde 1939 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 3 numaralı orman tahdit komisyonunca orman kadastrosunun yapılıp kesinleştiği,
1977 yılında 1 numaralı orman kadastro komisyonu tarafından 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan tahdidin aplikasyonu ile birlikte 1744 Sayılı Yasanın 2. maddesi uygulamalarının yapıldığı ve işlemin 12.01.1977 tarihinde ilan edilip kesinleştiği,
1984 yılında 43 numaralı orman kadastro komisyonunca 23.09.1983 gün ve 2896 Sayılı Yasa hükümlerine göre 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde çalışmaları yapılıp 12.02.1986 tarihinde ilan edilerek kesinleştiği,
1987 yılında 59 numaralı orman kadastro komisyonu tarafından 05.06.1986 gün ve 3302 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uygulama çalışmaları yapılıp 07.03.1988 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Çekişmeli taşınmaz yukarıda belirtilen orman kadastrosu ve aplikasyon işlemi ve 2. madde ve 2/B madde uygulama sırasında da yine orman sınırları içinde gösterilmiş, 1956 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata sonucu ikinci kere kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
-2- 2010/13328 – 16036
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve … bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın 1939 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastrosunun sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı bir yana, davalının taşınmazın niteliğini görmeden satın almasının hayatın olağan akışına ve yaşam kurallarına uygun olmayacağından, tapuya güven ve iyi niyet kurallarından faydalanamayacağı, davalı taşınmazı satın almışsa, ödediği bedeli, sebepsiz zenginleşme kurallarına göre bu yeri kendisine satanlardan geri alabileceği; davalıların çekişmeli taşınmaza el atmalarının da bulunmadığı anlaşıldığından taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak davanın açıldığı tarihte tapunun beyanlar hanesinde … lehine şerh bulunmaktadır. Davanın devamı sırasında bu şerhin kaldırılması adı geçen bakanlığın davadaki taraf sıfatını kaldırılmaz. Bu nedenle mahkemece konusu kalmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken husumet nedeniyle reddine karar verilmesi ve … lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasında yer alan 3 ve 8 numaralı bent tamamen kaldırılarak, 3 numaralı bent olarak “Davacı … Yönetiminin Milli Savunma Bakanlığına yönelik davasının konusu kalmadığından reddine” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda … onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 16/12/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.