YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1289
KARAR NO : 2010/1732
KARAR TARİHİ : 22.02.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptaline, yeniden aylık bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının, bir kısım hizmet süresi ile yaşlılık aylığının iptali ve davacıya yaşlılık aylığından borç çıkarılmasına ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ile kesilen yaşlılık aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması gerektiğinin ve birikmiş aylığının faiziyle ödenmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı Kurumun Tokat Sigorta İl Müdürlüğünde görev yapan idarecilerin baskı ve ikna edici yollarla personelin bilgisayar şifrelerini öğrendikleri, Müdürlükte çalışanların birbirlerinin şifrelerini öğrenip kullanabilecekleri bir ortam yaratıldığı, hatta müdürlükte çalışan temizlik firması elemanlarının dahi personelin şifrelerini bildiği ve bu şifrelerle ekran başında işlem yaptıkları, aralarında davacı sigortalının da bulunduğu bir çok sigortalı yönünden hesaplara girilerek başka sigortalıların yaptıkları prim ödemelerinin bu sigortalı yapmış gibi prim ödeme hesaplarına geçirildiği, sonradan yapılan ödemelerin önceki tarihlerde yapılmış gibi prim ödeme hesaplarına girilerek birçok sigortalıya sanal hizmet süresi kazandırılarak yaşlılık ve ölüm aylıkları bağlandığı, sağlık karnesi verildiği, davacı sigortalı …..’in prim ödeme hesabına 1996,1997 ve 2001 tarihlerinde yapılan 23 adet ödemelerin 1982-1995 tarihli olarak girildiği, girilen ödemelerin 2 adedinin sigortalı ……’ya,2 adedinin sigortalı …’ya,2 adedinin sigortalı …’a, 1 adedinin sigortalı ….’ya,1 adedinin sigortalı …’ye,15 adedinin ise sigortalı …a ait hesaplardan çıkarıldığı, bu şekilde sigortalıya eski tarihle yaklaşık 3200 gün isteğe bağlı sigortalılık hizmet süresi kazandırıldığı ve ödemelerin yüklenmesinden sonra davacının 506 sayılı Yasa’ya göre yaptığı yaşlılık aylığı talebi üzerine bu hizmetlerin SSK’na aktarıldığı hizmet birleştirmesi yapılarak diğer hizmetleri ile birlikte kendisine 6016 gün sigortalılık süresi bulunması nedeniyle 01.07.1997 tarihi itibariyle 506 sayılı Yasa gereğince yaşlılık aylığı bağlandığı, usulsüzlüklerin müfettiş tarafından ortaya çıkarılması üzerine davacının 1479 sayılı Yasa’ya tabi sanal hizmet süresi iptal edilerek aylık bağlama tarihinde 2695 günü bulunup 5000 gün sigortalılık süresi bulunmadığından yaşlılık aylığının SSK’ca iptal edilip davacıya fuzulen ödenen yaşlılık aylığı nedeniyle borç çıkarıldığı anlaşılmaktadır. Sosyal Güvenlik Hukuku ilkeleri ve Medeni Kanunun 2. maddesinin uygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak sigortalıya uzunca bir süre sigortalı olduğu inancı verilip yaşlılık aylığı bağlanıp uzun süre ödendikten sonra sigortalılık süresinin ve yaşlılık aylığının iptal edilmesi iyiniyetten uzak olacaksa da kimse kendi hilesinden istifade edemeyeceğinden bu kuralın uygulanabilmesi için hileli şekilde oluşturulan sigortalılık süresi ve usulsüz şekilde aylık bağlanma işleminin sigortalının da katılımının bulunduğu muvazaalı bir eylem sonucu oluşturulmamalıdır.
Somut olayda sigortalının prim ödeme hesabına hileli girişler 1996 ve1997 tarihinde yüklenmiş, Kurum kayıtlarında davacının sigorta tescil bildirgesinin dahi bulunmadığı açık iken yapılan ödemelerinin isteğe bağlı sigortalı hizmetten sayılmasını sağlamış ve bu şekilde kazanılan hizmetler ile 6.12.1997 tarihinde SSK’dan yaşlılık aylığı talebinde bulunmuştur. Tüm bu belgeler oluşturulan hileli sigortalılık süresinin, sigortalının da katılımında bulunduğu hileli bir işlem sonucu oluşturulduğunu göstermektedir. Artık olayda Medenin Kanunun 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kuralının uygulanması olanağı bulunmamaktadır.
Bu halde davacının, iade ile yükümlü olacağı açık olup, iade yükümlülüğünün konusu ve kapsamı ise aylık bağlama tarihinde yürürlükte olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96. maddesine göre belirlenmelidir. Bu maddeye göre; “Kurumca işverenlere, sigortalılara,isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine ,genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere,fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa,hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık süre de yapılan ödemeler,bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden…itibaren hesaplanacak olan kanuni faizi ile birlikte …genel hükümlere göre geri alınır…”düzenlemesine göre, davacının kasıtlı ve hileli hareketi ile yaşlılık aylığı bağlanmasına neden olduğu sonucunun oluşması halinde, açıklanan bu madde kapsamında iade ile de yükümlü olduğu açıktır.
Yapılacak iş; davacının iade ile yükümlü olduğu miktarı belirleyerek çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.