Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/2638 E. 2010/1708 K. 18.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/2638
KARAR NO : 2010/1708
KARAR TARİHİ : 18.02.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,murisinin 1.2.1996-1.3.2000 tarihleri arası tarım … sigortalısı olduğunun tespiti ile ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillere hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacılar murisi …’un 01.02.1996-01.03.2000 tarihleri arasında tarım … sigortalısı olduğunun ve hak sahipleri davacıların ölüm aylığı almaya hak kazandıklarının tespiti istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile, davacıların murisi, ….. tarım … sicil numaralı …’un 01.11.1995-01.03.2000 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu tarım … sigortalısı olduğunun ve davacı mirasçıların 1479 sayılı Kanunun ölüm sigortası hükümlerine göre kurum tarafından belirlenecek prim ve gecikme zammı borçlarının ödenmesini takiben, ödemenin yapıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tesbitine, karar verilmiştir.
HUMK’nun 389. maddesinde, Mahkeme kararında taraflara yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür. Hüküm fıkrası, kararın esası olup, açık ve infazı mümkün olmalıdır. Şarta bağlı ve terditli olarak hüküm kurulamaz. Davanın açıldığı tarihteki duruma göre hüküm fıkrasında, asıl talep ile yardımcı talepler hakkında, şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde, açık olarak karar verilmelidir.
Somut olayda, Mahkemece, davacılar murisinin tarım … sigortalılığına ilişkin verilen tesbit kararı doğrudur. Ancak “davacı mirasçıların 1479 sayılı Kanunun ölüm sigortası hükümlerine göre kurum tarafından belirlenecek prim ve gecikme zammı borçlarının ödenmesini takiben, ödemenin yapıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tesbitine” şeklinde şarta bağlı hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; davacılara prim borçlarını ödemek üzere önel vermek, prim borçları ödendiği takdirde 1479 sayılı Yasa’nın 41, 43 ve 45. maddelerinde belirtilen diğer ölüm aylığı şartlarını araştırmak, çıkacak sonuca göre davacılara ölüm aylığı bağlanıp bağlanamayacağı belirlenerek bu konuda açık ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde şarta bağlı hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.