Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/16037 E. 2010/12066 K. 06.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/16037
KARAR NO : 2010/12066
KARAR TARİHİ : 06.12.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 6.11.2002- 15.8.2004 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, davacının 6.11.2002-15.8.2004 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacının davalı işyerinde 25.11.2002-15.8.2004 tarihleri arasında 621 gün çalıştığının tespitine, 6.11.2002-25.11.2002 tarihleri arasındaki isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı işyerinin 24.5.2003 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, davalı şirketin 25.11.2002 tarihinde Ticaret Sicile kayıt edildiği, davalı işyerinden sadece 2003 yılı 2. dönem bordosunun Kuruma verildiği ve bu bordroda da çalışan bir işçinin 8 günlük hizmetinin bildirildiği başkaca çalışanın isminin yer almadığı, davacı adına davalı işyerinden Kuruma bildirilen bir hizmetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda dinlenen davacı tanklarının davalı şirketle bağı olan başka bir şirkette çalıştıklarını beyan ettikleri halde bu şirkete ait dönem bordroları getirtilip çalışmaları denetlenmeden ve isimleri zabıtaca belirlenen diğer tanıkların beyanlarına başvurmadan sadece iki davacı tanığının soyut beyanlarıyla sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davalı işyerinin uyuşmazlık dönemine ait dönem bordrolarında Kuruma bildirilen tek çalışan İsmail Hakalmaz’ın beyanına başvurmak, dinlenen davacı tanıklarının çalıştıklarını beyan ettikleri işyerlerinin dönem bordolarını getirtilerek çalışmalarının kayıtlara geçirilip geçirilmediğini denetlemek, zabıta marifeti ile adları saptanan komşu işyeri tanıklarından çalışma hakkında bilgisi olabilecekleri dinlemek, davacı işyerinde satış temsilcisi olduğunu bildirdiğine göre yaptığı satış ve diğer işlemlere ilişkin işyerinden davacının çalıştığı dönemlere ait belgeler getirtilerek ve satışın gerçekleştirildiği dava dışı başka kişilerde satışa dair belgeleri dosyaya sunmak için davacıya süre verilerek varsa bu belgelerde davacının ad ve imzasını içerenler belirlenip tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle çalışma olgusu hakkında hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde karar vermek gerekir
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ASM Aktif Satış Merkezi Tic.San.Ltd.Şti.’ne iadesine, 6.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.