YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13907
KARAR NO : 2013/20404
KARAR TARİHİ : 12.11.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava 10.05.2003 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının eşinin maddi tazminat istemi ile eş ve kardeşlerinin manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece; davacı eş bakımından maddi tazminat isteminin kabulü, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne, davacı kardeşlerin açtığı davanın ise açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı tarafından temyiz edilmiştir
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası niteliğinde olup olmadığı belirlenerek, bundan sonra, hüküm tarihine en yakın tarihteki verilere göre hesaplanan tazminattan, haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için, Kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin, ilk peşin sermaye değerinin rücu edilebilir bölümünün, hesaplanan tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir.
5510 sayılı Yasa’nın 13. maddesinde İş kazasının 4 ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile 5 nci madde kapsamında bulunan sigortalılar bakımından bunları çalıştıran işveren tarafından, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Kuruma en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesi ile doğrudan ya da taahhütlü posta ile bildirilmesinin zorunlu olduğu, iş kazasının işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmesi halinde bu sürenin iş kazasının öğrenildiği tarihten başlayacağı, Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabileceği, 5510 sayılı Yasa’nın 20 nci maddesinde ise iş kazasına bağlı nedenlerden dolayı ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanacağı bildirilmiştir.
Somut olayda iş kazası olduğu iddia olunan olayın Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği ve Kurum müfettişince düzenlenen 20.01.2010 günlü rapora göre olayın iş kazası olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki anılan müfettiş raporuna rağmen Sosyal güvenlik Kurumu 06.03.2012 tarihli cevabi yazıda hak sahibi eşe ölüm aylığı bağlandığını, buna karşılık iş kazası kolundan gelir bağlanmadığını bildirmiştir. Bu duruma göre iş kazası kolundan gelir bağlanması için Kuruma başvuruda bulunulmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; (Kurum müfettiş raporuna göre olayın iş kazası olarak kabul olunduğu anlaşıldığından) davacıya iş kazası sigorta kolundan ölüm geliri bağlanması için Kuruma müracaat etmesi gerektiğinde dava açması için önel vermek, sonucuna göre ve yukarıda açıklanan ilkeler gözetilerek bir karar verilmekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının ilerde incelenmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 12.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.