Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/5444 E. 2013/10838 K. 27.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5444
KARAR NO : 2013/10838
KARAR TARİHİ : 27.05.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre, davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının davalıya ait hastanede 1996 yılı Ocak ayı ile 28.2.1999 tarihleri arasında kadın doğum uzmanı doktor olarak çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının 17/04/1998 ile 28/02/1999 tarihleri arasında sürekli olarak çalıştığının tespitine ( kuruma bildirilen süre haricinde ), fazlaya ilişkin talebin ise hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davacının 1996 yılı Ocak ayı ile 17/04/1998 tarihleri arasındaki çalışmalarına ilişkin tespit talebinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddelerine göre Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır. Yasa’da yer alan 5 yıllık süre hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerektiği gibi davacının aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesinin veya 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının, hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağı ve hak düşürücü sürenin, kesilmesi ve durmasının mümkün bulunmadığı hukuksal gerçeği de ortadadır.
İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği Kanun’un 79/1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin dördüncü kısmında işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar,
Kanun’un 79/10 (eski 8) maddesinde yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. Maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tespit edilen belgelerin (işe giriş bildirgesi) verilmesi durumunda hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi çalışmaların sigorta müfettiş raporu ile saptanması durumunda da hak düşürücü sürenin geçtiğinden sözedilemeyeceği açıktır. Davacıya ödenen ücretten sigorta primi kesilen hallerde, davacının iş ve sosyal sigorta mevzuatının öngördüğü sigorta hak ve yükümlülüklerini yerine getirmesi nedeniyle Kurumun Yasa’dan kaynaklanan denetim ve inceleme görevini yapmaması karşısında hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmelidir.
Davacının sigortalı çalışmalarının Kuruma kısmen bildirildiği hallerde, eksik bildirimlere yönelik olarak açılan davada hak düşürücü süre işlemeyecektir. (Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve 2004/21-369 E, 2004/371 K. sayılı kararı )
Halen yürürlükte olduğu şekliyle dava açma süresi beş yıl olup, hak düşürücü süredir. 506 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihte beş yıl olan hak düşürücü süre 20.06.1987 tarih ve 3395 sayılı Kanunun beşinci maddesiyle on yıla çıkarılmışken, 01.06.1994 tarih ve 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle tekrar beş yıla indirilmiştir.
Somut olayda, mahkemece davacının davalıya ait işyerinden 17/04/1998 tarihinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesinin verildiği, bu tarihten itibaren 28.02.1999 tarihine kadar çalışmalarının bildirildiği, ancak 1998/1. dönem bordrosunda görülen 14 günlük çalışmanın hizmet cetvelinde görülmediği, bordro tanıklarının davacının çalışmasanın 1996 yılı ocak ayından itibaren başladığını ve çalışmasının kesintisiz olduğunu beyan etmelerine rağmen işe giriş bildirgesinin verilmesinden önceki dönemin hak düşürücü süreye uğradığının kabul edilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, davalı işyerinde tespiti istenen dönem içerisinde Kurum müfettişlerince yapılan bir inceleme olup olmadığını Kurumdan sormak, davalı işyerinden davacıya yapılan ücret ödemelerinin araştırılması için davalı işyerinin uyuşmazlık konusu döneme ilişkin tüm muhasebe kayıt ve belgelerini getirtmek, ödemelerin nasıl yapıldığını araştırmak, kayıtlı tanıkların davacının çalışmasının 1996 yılı başında başlayıp kesintisiz olduğuna dair beyanlarının da dikkate alınarak davacının işe giriş bildirgesi verilmesinden önceki çalışması yönünden hak düşürücü sürenin gerçekleşmeyeceği göz önüne alınarak ve davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Kabule göre de, davalı Üniversite ve davalı Kurumun harçtan muaf olmasına göre harçtan sorumlu tutulması hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının ve davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 27/05/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.