YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9492
KARAR NO : 2011/8820
KARAR TARİHİ : 25.10.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.9.1987-Şubat 1992 ayı sonu arasında geçen sürelerin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine açtığı ve dahili dava dilekçesi ile … ve …’i davaya dahil ettiği davada, feshedilen Diler Koll. Şirketine ait iş yerinde şoför olarak 01 Eylül 1987-1992 yılı şubat ayı sonuna kadar hizmet akdine dayalı olarak sürekli çalıştığının tesbitini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf ehliyeti, dava şartlarından olup yargılamanın her safhasında resen göz önünde tutulması gerekir. Taraf sıfatının bulunmaması halinde dava, sıfat yokluğundan (husumet yönünden) reddedilecektir. HUMK. 179/1.maddesi, dava dilekçesinde tarafların ve varsa kanuni temsilcilerinin ad ve adreslerinin bildirilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Bildirim esnasında yapılan kimi yanlışlıklar, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddi sonucunu doğurmamakta, oluşan hataların giderilmesi bazı durumlarda mümkün olabilmektedir. Davalının temsilcisinde yanılmış olma hali de bu duruma örnek oluşturmaktadır.
Davanın hasımda değil, temsilcide yanılma sonucu açılması halinde davanın husumetten reddedilmeyip, gerçek temsilciye davanın yöneltilmesi gerektiği Yargıtay’ın giderek Dairemizin yerleşmiş görüşlerindendir.
Bu davada husumet, dosyadaki bilgi ve belgelere göre işveren şirket olan Diler Kollektif Şirketi yerine, anılan şirketin ortakları olan davalılar … ile …’in mirasçısı …’e yöneltilmiştir. Davacının davasını Akhisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/51 Esas sayılı dosyası ile 13.05.2010 tarihinde ihyasına karar verilen Diler Kollektif Şirketini temsil ettikleri düşüncesiyle davalılar aleyhine açtığının, bu durumda husumette değil, temsilcide yanılma halinin söz konusu olduğunun kabulü gerekir.
Hal böyle olunca, dava ekonomisi ve hizmet tesbitine ilişkin davalarda kamu yararı ön planda olduğu için bu eksikliğin (hatanın) mahkemece doğrudan (resen) dikkate alınıp gerçek hasma husumetin yöneltilerek davanın sonuçlandırılması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.04.2007 gün, 2007/9-218 Esas, 2007/227 Karar sayılı kararı da bu yöndedir.
Yapılacak iş, Akhisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) 2009/51 Esas nolu dosyasını getirtmek davacıya dahili dava dilekçesindeki davalı adını düzeltmesi için önel verilerek ihya edilen Diler Kollektif Şirketi’ne husumetin yöneltilmesini sağlamak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Mahkemece taraf teşkili sağlanmadan karar başlığında … ve … davalı gösterilmek suretiyle bu davalılar hakkında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı Kurumun öteki itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 25.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.