YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9810
KARAR NO : 2013/16697
KARAR TARİHİ : 19.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 01/12/2001 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitiyle, biriken aylıkların faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin birleşen dosya yönünden kısmen kabulüne, alacak miktarı ödendiğinden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin tüm ve davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının ilk işe giriş bildirgesinde belirtilen tarihin sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilip yaşlılık aylığı başvuru tarihi olan 12/11/2001 tarihini takip eden aybaşı olan 01/12/2001 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti ve verilmesi gereken yaşlılık aylıklarının makul süre olan 3 ay geçtikten sonra 01/03/2002 tarihinden itibaren her aylığın ödenmesi gereken tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
Yerel mahkemenin Birleşen 2009/266 esas 2009/190 karar sayılı dosya yönünden, davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile 1.886,45 TL faiz alacağının davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddine, 2005/1 esas sayılı dosya yönünden, birikmiş aylıkların yargılama sırasında ödenmesi dolayısıyla davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin önceki kararı davalı Kurum vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ve dava dilekçesindeki istem ve mevcut delil durumuna göre yapılan inceleme ile Dairemizce, Mahkemece, davacının 01/12/2001 tarihi itibariyle başlayan yaşlılık aylığına esas alınan hizmetlerin Tekirdağ İş Mahkemesinin 2005/307 Esas 2007/299 Karar sayılı kesinleşmiş mahkeme kararıyla tespit edildiği ve bu tespit edilen hizmet başlangıcı esas alınarak davacının yaşlılık aylığına hak kazandığı dolayısıyla davacıya yaşlılık aylığı bağlanması için kesinleşmiş mahkeme kararına ihtiyaç duyulduğu, yaşlılık aylıklarının mahkeme kararının kesinleşmesini takip eden 3 aylık makul süreden sonra bağlandığı, dolayısıyla davacının talep edeceği faiz başlangıcının mahkeme kararının kesinleşmesinden sonraki 3 aylık makul süre geçtikten- sonraki tarih olduğu, 01/08/2008-24/08/2009 tarihleri arasındaki süre yönünden faiz talep etme hakkı bulunduğu ve 1.886,45 TL faize hükmedilmesi gerektiği belirtilmiş ise de Tekirdağ İş Mahkemesinin 18/10/2007 tarih ve 2005/307 Esas 2007/299 Karar sayılı kararı ile davacının 01/12/2001 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiş olması ve söz konusu kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 14/02/2008 tarih ve 2007/25188 Esas 2008/2071 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiş olması sebebiyle aylık bağlanması gereken 01/12/2001 tarihini takip eden 3 aylık makul süre dikkate alınarak faiz başlangıç tarihinin 01/03/2002 tarihi olarak kabul edilmesi ve bu tarihten itibaren hesaplanacak faize hükmedilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Yerel Mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; birleşen 2009/266 Esas 2009/190 Karar sayılı dosya yönünden, davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile 10.565,20 TL faiz alacağının davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddine, 2013/1 Esas (Bozmadan önce 2005/1 Esas) sayılı dosya yönünden birikmiş aylıkların yargılama sırasında ödendiği anlaşılmakla davanın konusuz kalması nedeni ile esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve bu karar davalı Kurum vekili ile davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; Tekirdağ İş Mahkemesinin 18/10/2007 tarih ve 2005/307 Esas 2007/299 Karar sayılı kararı ile davacının 01/12/2001 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verildiği, söz konusu kararın davalı tarafın temyizi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 14/02/2008 tarih ve 2007/25188 Esas 2008/2071 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, davacının 25/11/2001 ve 14/09/2005 tarihlerinde tahsis talebinde bulunduğu, Kurumun 29/12/2009 tarihli yazısına göre 25/11/2001 tarihinde tahsis talebinde bulunan davacının 25 yıllık hizmet süresini yerine getiremediğinden aylık bağlama talebinin reddedildiği, ancak davacının 14/09/2005 tarihinde yeniden tahsis talebinde bulunduğu, bu talebine istinaden 01/10/2005 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, Tekirdağ İş Mahkemesinin 18/10/2007 tarih 2005/307 esas 2007/299 karar sayılı kararı ile sigortalının aylıklarının 01/12/2001 tarihinden bağlanmasının hükme bağlandığı anlaşıldığından davacının aylıklarının 01/12/2001 tarihinden itibaren yeniden hesaplandığı, 01/12/2001-24/08/2009 süresini kapsayan 16.436,68 TL birikmiş aylığının 25/08/2009 tarihinde davacıya ödenmek üzere bankaya gönderildiği anlaşılmaktadır.
Davacının kesinleşen mahkeme kararına göre 01/12/2001-24/08/2009 süresini kapsayan 16.436,68 TL birikmiş aylığının 25/08/2009 tarihinde davacıya ödenmek üzere bankaya gönderildiği anlaşıldığından birikmiş aylıkların tahsili yönündeki talebi için karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve davacının aylığa hak kazandığı 01/12/2001 tarihinden sonraki 3 aylık süre olan 01/03/2002 tarihinden itibaren başlayarak faiz miktarının belirlenmesi doğru ise de bilirkişi raporunun faiz hesabı kısmındaki faiz miktarları toplamının 16.465,19 TL olmasına rağmen toplama hatası yapılarak 10.565,20 TL yazılmış olduğunun anlaşılmasına göre bu miktar üzerinden kabule karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş, bilirkişi raporunun faiz hesabı kısmındaki faiz miktarları toplamı belirlenirken toplama hatası yapıldığını değerlendirip faiz miktarını belirlemek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 19/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.