YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8205
KARAR NO : 2010/9263
KARAR TARİHİ : 30.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 23.03.2006 tarihli dilekçesinde…. Mahallesi 125 ada 2 sayılı parselin (imar uygulaması sonucu 1739 ada 1 parsel) 1970 yılında yapılan kadastro sırasında gerçek kişiler adına tapuya tescil edilmiş ve 1990 yılında yapılan orman kadastrosu çalışmalarında orman sınırı dışında bırakılmış ise de fiilen orman niteliğinde olduğunu ve … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/131 sayılı dosyasında bu durumun tespit edildiğini bildirerek, davalılar adına kayıtlı tapunun iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece gerek 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde … 10 yıllık hak düşürücü sürenin, gerekse 1990’da yapılan orman kadastrosunun iptali için gereken 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 08.06.1990 tarihinde ilan edilip kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 4999 Sayılı Yasanın 7. Maddesi gereğince yapılarak 31.08.2005 tarihinde ilan edilip kesinleşen orman kadastrosu vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi 19.06.1970 tarihinde kesinleşmiştir.
İncelenen dosya kapsamına göre, 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve … bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın 1990 yılında kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı, ancak; taşınmazın eğimi % 35 civarında olup, üzerinde 80-100 yaşlarında kızılçam ağaçları ile kaplı eylemli orman olduğu, davacı … Bakanlığının da, taşınmazın eylemli orman olduğu iddiasıyla dava açtığı anlaşılmaktadır. Koşulları varsa bu tür davalar ancak Hazine tarafından açılabilir. Orman Bakanlığının bu davayı açmada aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Mahkemece her ne kadar 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen 10
yıllık hakdüşürücü sürenin ve orman kadastrosunun iptali için 6831 sayılı yasanın 11. maddesinde öngörülen 10 yıllık hakdüşürücü sürenin geçirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, bir davanın esas yönünden incelenebilmesi için öncelikle dava koşullarından olan aktif dava ehliyetinin incelenmesi gerekir. Orman Bakanlığının aktif dava ehliyeti bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, bu yanılgının giderilmesi hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden karar gerekçesinin yukarıda … olduğu gibi düzeltilmesine ve “Orman Bakanlığının aktif dava ehliyeti bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir” şeklinde değiştirilerek H.Y.U.Y. 438/7. maddesi gereğince sonuç itibarıyla doğru olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğice harç alınmasına yer olmadığına 30.06.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.