YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/454
KARAR NO : 2012/15531
KARAR TARİHİ : 03.07.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin işverence haklı sebebe dayanılmaksızın feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava açıldıktan sonra 17.03.2011 tarihinde davacıya işe başlaması hususunda ihtarname gönderildiğini, davacının cevabi ihtarnamesinde işe başlatma davetinde samimi olunduğunun kanıtlanması için ilk duruşmada davayı kayıtsız ve şartsız kabul etmeleri gerektiğini belirterek işe başlamadığını, işe iade talebinde samimi olmayan davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; taraflar arasındaki iş sözleşmesinin 18.01.2011 tarihinde performans düşüklüğü gerekçesi ile işveren tarafından feshedildiği, ancak fesih öncesinde davacı işçinin savunmasının alınmadığı, işveren tarafından gerçekleştirilen feshin bu sebeple geçersiz olduğu, dava açıldıktan sonra davalı işveren tarafından davacının işe davet edildiği, verilen sürede davacının işe başlamadığı anlaşılmakta ise de; işe davet iradesinin mahkemede yeniden beyan edilmesine ilişkin davacı talebinin karşı tarafça kabul edilmemiş olması sebebi ile davalı tarafın da çağrısında samimi kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre davacı işçinin iş sözleşmesinin 18.02.2011 tarihinde davalı işverence feshedildiği, dava açıldıktan sonra işverence 17.03.2011 tarihli noter ihtarnamesi ile işe başlaması istendiği halde davacının haklı bir sebep olmadan işbaşı yapmadığı anlaşılmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddelerinde belirtilen iş güvencesi hükümlerinin amacı, işverenin iş sözleşmesini meşru ve makul görülebilecek bir sebep olmaksızın keyfi olarak sona erdirmesinin engellenmesi, dolayısıyla iş ilişkisinde sürekliliğin sağlanmasıdır. Sözü edilen düzenlemeler, işverene emredici kurallarla bir takım yükümlülükler getirmekle birlikte, işçinin de kanunun bu korumasından yararlanması için dürüstlük kurallarına uygun davranması gerekir. Başka bir anlatımla iş ilişkisinde sürekliliğin sağlanması noktasında işçi de dürüstlük kurallarına uygun olarak kendisinden beklenen davranışları ortaya koymalıdır. Bu sebeple, feshin geçersizliğine karar verilmesi istemi ile açılan davada hedef işe başlatılma olmalıdır.
Somut olayda, davalı işveren fesihten sonra davacıyı işe başlaması için çağrıda bulunmasına rağmen, davacı işçi, gönderilen ihtarnamede boşta gecen süre ücret alacağının ödeyeceğinin bildirmemiş olması ve işe davet iradesinin ilk duruşmada tekrarlanarak davanın tüm yönleri ile kabul edildiğinin beyan edilmesi gerektiğini ileri sürerek bu davete icabet etmemiştir. Davacıyı işe başlaması için yapılan çağrıda ücret ve boşta geçen süre ücret alacağı yönünden açıklık bulunmaması davalı işverenin davetinin samimi olmadığı anlamını taşımaz ve davalı taraf davayı tüm yönleri ile kabule de zorlanamaz. Davacının sadece bu sebebe dayanarak davete icabet etmemesi, iş ilişkisinin devamı ile ilgili talebinde samimi olmadığını, nihai hedefinin feshin geçersizliğine bağlı tazminat ve alacakları almak olduğunu göstermektedir. Salt bu amaca yönelik talebin iş güvencesi hükümlerince korunması mümkün değildir. Çünkü İş Hukuku mevzuatımızda işçiye işe başlama ile tazminat isteme arasında bir seçimlik hak tanınmamıştır. Davacı sözü edilen davranışı ile dava açma hakkını kötüye kullanmak suretiyle işverence yapılan feshi geçerli hale getirmiştir. Bu sebeple, mahkemece davanın reddine karar verilmelidir.
Ancak, dava açılmasına işveren sebebiyet vermiş olduğundan yargılama gideri ve vekâlet ücretinden davalı işveren yerine davacının sorumluluğuna karar verilmesi hatalıdır.
Belirtilen sebeplerle, mahkeme kararının 4857 sayılı Kanun’un 20/3. maddesi uyarınca bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davalının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davacının yaptığı 70,15 YTL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halind davalıya iadesine, kesin olarak 03.07.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.