Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/9252 E. 2010/12917 K. 25.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9252
KARAR NO : 2010/12917
KARAR TARİHİ : 25.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri … Köyünde bulunan 10 dönümlük taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemişlerdir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 14.04.2009 tarihli krokide (A)=865,44 m2’lik taşınmazın davacılar adına tapuye tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ve davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce orman kadastrosu yoktur. Genel arazi kadastrosu işlemi 26.12.1985 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma sonucu, hükme dayanak yapılan orman ve fen bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda, dava konusu taşınmazın bulunduğu Yenibahçe Köyünde halen orman kadastrosunun yapılmadığı ve orman bilirkişi tarafından resmi belgelere dayalı yapılan araştırma ve incelemede dava konusu taşınmazın 1958 tarihli memleket haritasında yeşil alanda kaldığı, eğiminin yüksek olduğu, 1985 yılında yapılan arazi kadastrosunda tapulama harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. Mahkeme tarafından dava konusu taşınmazların keşif sırasında çekilen fotoğraflarının incelenmesinde; üzerinde köklü kayalıklar ve maki türlerinin bulunduğu, genel görünüm itibarıyla taşlık ve kayalık olup zilyetlikle kazanılamayacak yer görünümünde olduğu anlaşılmaktadır.
Hükme dayanak yapılan jeolog ve ziraat bilirkişi tarafından düzenlenen raporlarda çekişmeli taşınmazın öncesinin keletelik arazi olduğu, keşifteki bulgu ve incelemelere taşınmazın genel görünümü itibarıyla taşlık ve kayalık olduğu, toprağın kayalıklar arasında cepler halinde bulunduğu, taşınmazın üzerinde belirgin bir imar ve ihya çalışmasının yapılmadığı ve doğal hali ile bulunduğu, içindeki taşlık ve kayalık alanların temizlenmediği, dar
kelete alanlarından açığa çıkan … parçalarının bir kısmının kenarlara atılması ile ortaya çıkan toprak parçalarının kullanıldığı ve taşlık yerlerin arasından çıkan yerlere meyve fidanları dikildiği açıklanmıştır. Bu tür yerlerde 3402 Sayılı Yasanın 17. maddesi anlamında imar ve ihyanın tamamlandığı, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. Bu nedenle; davacının, taşınmazın krokide (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen bölümlere yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Davacı adına tescile karar verilen ve ve davalı Hazinenin temyizine konu krokide (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün, memleket haritasında yeşile boyalı orman sayılan alanda kaldığı, eğiminin yüksek olduğu, etrafının devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşlık ve tarıma elverişli olmayan alanlarla çevrili olduğu, dava tarihine kadar 20 yıl süreyle ekonomik amacına uygun olarak nizasız fasılasız … sıfatıyla kullanılmadığı ve taşlık, kayalık ve makilik bölümlerinin taşınmazın büyük bölümü içinde dağınık halde bulunduğu M.Y.’nın 715/2. ve 3402 Sayılı Yasanın 16/C maddeleri gereğince Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kayalık olup, tescil ve sınırlandırmaya ve hiç bir şekilde özel mülkiyete konu olamayacak taşınmaz hakkında imar ihyasının dahi tamamlanmadığı düşünülerek davanın reddine karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE 25/10/2010 günü oybirliği ile karar verildi.