YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10388
KARAR NO : 2012/4273
KARAR TARİHİ : 15.03.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işverence haklı bir sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesini, buna bağlı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, 2004 yerel seçimleri sırasında İdari ve Mali İşlerden sorumlu olan davacının o dönemede belediye başkanı olan şahsın yeniden aday olması nedeniyle seçim bürosu olarak kullandığı yere şeçim işlerinde kullanılmak üzere 6 adet telefon hattı çektirdiği bu dönemde kullanılan telefon faturalarının belediye bütçesinden ödendiği davacının bu eylemi ile işyerini zarara uğrattığı gerekçesiyle iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiği ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece çekilen telefonların talep formlarının davacı tarafından imzalanmadığını ve bu telefon faturlarının davacının iş sözleşmesi feshedilmeden önce belediye başkan adayı tarafından belediyeye geri ödendiği, mevcut belediye başkanlarının tekrar aday olmaları durumunda belediye personellerini bu tür işlerde kullanmalarının yaygın bir uygulama olduğu, davacının yıllarca verdiği emeğin sırf bu nedenle iş sözleşmesinin feshi şeklinden bir anda yok olmasının çok ağır bir ceza olacağı belirterek davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. ve devam maddeleridir.
Dosya içeriğinden, davalı Belediyenin hizmet binaları dışında olan ve 2004 seçimlerinde o tarihte belediye başkanı olan kişinin yeniden aday olması nedeniyle seçim bürosu olarak kullanmak üzere kiraladığı yere belediye adına 30.01.2004 tarihli yazı ile belediye adına altı adet telefon hattı çekildiği ve kullanıldığı faturasının belediyece ödenmesinden sonra belediye başkan adayı olan kişinin 11.05.2004 tarihinde 5.965,50 TL’nı belediyenin banka hesabına yatırdığı, telefon talep formlarının Mali ve İdari İşler Daire Başkanı … tarafından imzalandığı ve bu şahsın disiplin soruştuması dosyasındaki ifadesinde; davacının o tarihte Mali ve İdari İşler Şube müdürülüğünü yürüttüğünü sorduğunda davacının bu altı adet telefonun eski belediye başkanı tarafından verilen talimat üzerine zabıta merkezi olarak kullanılacak diye bu adrese çekilmesi gerektiğini ifade ettiğini ancak Telekomun Belediye adına belediye binası dışından telefon çekmesinin söz konusu olmayacağını hatırlattığını ve telefonların bağladıktan sonra olayın yerel basına yansımasından sonra 29.03.2004 tarihindeki davacı yazısı ile belediye binasına naklettirildiği anlaşılmaktadır. Bu olay nedeniyle işverence yapılan disiplin soruşturması sonucunda davacının 4857 sayılı Kanun’un 25/11-ı bendi gereğinde iş sözleşmesinin 26.05.2004 tarihinde feshedildiği görülmüştür. Aynı konuda davacı eski beledye başkanı ve … adına zimmet suçundan açılan davada ceza mahkemesince sanıkların görevi ihmal suçunu işlediklerinden mahkumiyet cezası verildiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı karara karşı yapılan itirazı Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemsinin 29110/482 Değişik İş sayılı kararı ile reddederek kararın kesinleştiği görülmüştür. Davacının İdari ve Mali İşler Şube Müdürlüğü görevini yürütürken telefon tahsis talep formlarında imzası olmasa dahi sorumluluğunda ve bilgisi dahilinde olan olayda; telefonların başka şahıslar yararına belediye bütçesinden masraf ve faturaları karşılanmak üzere çekilmesi eyleminde etkin rol aldığı bu konuda yapılan ceza yargılamasında mahkum da olduğu anlaşıldığından davacının davranışının olaydaki gerçekleştirilen haklı fesih işlemi kapsamında kaldığının kabulü ile davanın redine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde istemin kabulüne karar verilmesi bozma nedenidir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yapılan 30,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinden bırakılmasına,
7-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine kesin olarak oybirliğiyle 15.03.2012 tarihinde karar verildi