Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/9800 E. 2010/13038 K. 25.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9800
KARAR NO : 2010/13038
KARAR TARİHİ : 25.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin bozma kararında özetle: “Orman Yönetimine 18.02.2003 tarihli dilekçesini harçlandırması için süre verilmeli, çekişmeli taşınmazları gösterir şekilde orijinal kadastro paftası, komşu parsellerin kadastro tespit tutanakları ve dayanak belgeleri, 4049 (ifraz sonucu 8298, 8299, 8300, 8301 parsel numaralarını aldığı anlaşılan 4049 parsel ve çevresinde bulunan taşınmazlara ilişkin kamulaştırma belgeleri ve haritaları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek üç uzman orman yüksek mühendisi, ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, çekişmeli ve komşu taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01…..1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13…..1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğu, diğer fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırıldığından bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; eğim durumu belirlenmeli, çekişmeli taşınmazların üzerindeki bitki örtüsü, ağaçların cinsi, sayısı, yaşı ile kapalılık oranı belirlenmeli; fen ve orman bilirkişileri tarafından çekişmeli ve komşu taşınmazların tümünün memleket haritasına göre konumu saptanmalı; memleket haritasında bu parsellerin tümünün bulunduğu yer belirlenerek, orijinal renkli memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeğinin de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra her iki harita çekişmeli taşınmazları ve komşularını da gösterecek şekilde birbiri üzerine ablike edilerek çekişmeli ve komşu taşınmazların memleket haritasına göre konumu saptanıp; bu harita ile irtibatını duraksamaya yer vermeyecek biçimde gösteren, memleket haritasındaki renkleri ve işaretleri aynen içeren, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, orman ve fen bilirkişilerin onayını taşıyan çekişmeli taşınmazları ve komşu parselleri bir arada gösteren kroki düzenlettirilip, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık anlatımlarından da faydalanılarak fen bilirkişiden çekişmeli yerlerin kamulaştırma haritası içinde kalıp kalmadığı ve taşınmazların bulundukları yer (köy veya mahalle) ile mevkiileri yönünde rapor alınmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı, çekişme konusu yerleri sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı, mahkemece çekişmeli taşınmazlar gözlenmeli ve üzerinde neler bulunduğu keşif tutanağına yazılmalı, çekişmeli taşınmazların 4 taraftan renkli fotoğrafı çektirilip dosya arasına konulmalıdır.
Açıklanan konular göz önünde bulundurularak çekişmeli taşınmazların çevresindeki taşınmazların niteliğine göre, taşınmazın etrafı ormanla çevrili ise mülkiyet belgesi, tapu kaydı olmadığı takdirde bu tür yerlerin 6831 Sayılı Yasanın 17/1-2 maddesine aykırılık teşkil ettiği düşünülmeli, bütün bu konuları kapsayacak, duraksamaya yer vermeyen ortak imzalı rapor ve kroki alınıp çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı kesin biçimde saptanmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma (Medeni Yasanın 713. maddesi, 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddelerindeki) koşulların araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak, yapılacak keşifte imar ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı, tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli, çekişmeli yerlerin öncesinin ne olduğu, imar ihyanın hangi tarihte tamamlanıp bittiği, zilyetliğin hangi tarihten başlayıp kimler tarafından, kaç yıl, ne şekilde sürdürüldüğü, kullanımın ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların ve yerel bilirkişinin imar ihya ve zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı, … uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, çekişmeli yerin zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; hükme dayanak yapılan fen bilirkişi raporunda “e” ile işaretlenen taşınmazın hangi bölümlerinin dere yatağı olup olmadığı yönünde jeologdan rapor alınmalı, dere yataklarının zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, dava tarihine kadar gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, davacı yanında, miras bırakanlar ve akdi halefler başka bir anlatımla eklemeli zilyet veya zilyetlerin bulunması halinde eklemeli zilyetlerin 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, belgesiz zilyetlik yoluyla kazandıkları toprak olup olmadığı, varsa cinsi ve miktarı Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden, çekişmeli taşınmazlar dışında başka taşınmazlar için salt zilyetlik nedenine dayalı olarak açtığı bir başka tescil davasının bulunup bulunmadığı Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup tespit edilmeli, çekişmeli yerlerin 3083 Sayılı Yasa anlamında sulu veya kuru toprak olup olmadığı Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğünden sorulmalı, 3402 Sayılı Yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı taşınmazların DSİ Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırılıp kamulaştırılmadıkları kesin olarak belirlenmeli, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne ve fen bilirkişisi … …’nin 22/11/2007 tarihli rapor ve krokisinde sarıya boyalı (C) işaretli 4766,18 m² yüzölçümlü kısım ile (D) işaretli 2627,70 m² yüzölçümlü kısmın davacı … adına, aynı bilirkişinin raporunda sarıya boyalı (A) işaretli 56,23 m² yüzölçümlü kısım ile, (E) işaretli 3616,42 m² yüzölçümlü kısmın orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi ise, 1963-1967 yıllarında yapılmış ve sonuçları 01.07.1967-31.07.1967 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 25/10/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.