Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/9424 E. 2010/13168 K. 27.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9424
KARAR NO : 2010/13168
KARAR TARİHİ : 27.10.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … İlçesi, … mevkii 500 parsel sayılı 13.812,50 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, çalılık niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Daha sonra hükmen … Belediye Başkanlığına geçmiş, … … tarafından açılan dava sonucu ise Yalova Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/450-995 sayılı kararı ile … … adına tescil edilmiştir. İmar uygulaması üzerine de 1798 ada 1, 1797 ada 8 ve dava dışı parsellere ifraz edilmiştir. 1797 ada 8 parsel sayılı 307,40 m2 yüzölçümündeki taşınmaz arsa niteliği ile … adına, 1798 ada 1 parsel sayılı 374,50 m2 yüzölçümündeki taşınmaz arsa niteliği ile … adına tapuda kayıtlıdır. Orman Yönetiminin, çekişmeli taşınmazların kesinleşen tahdit içinde kaldığı iddiası ile açtığı dava Yalova 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.02.2009 gün 2008/128-2009/28 sayılı kararıyla 1798 ada 1 parselin tamamının, 1797 ada 8 parselin ise bilirkişiler tarafından düzenlenen krokili raporda (B) ile işaretlenen kesiminin 2/B alanında kaldığı gerekçesiyle kısmen kabul edilerek, 1798 ada 1 parsele yönelik davanın reddine, 1797 ada 8 parselin (A) ile işaretlenen kesiminin tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, …’ın bu yere yönelik elatmasının önlenmesine karar verilmiş, temyiz edilmeksizin 24.04.2009 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı bakanlıklar vekili; Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 02.02.2009 gün 2008/128-2009/28 sayılı kararıyla 1798 ada 1 parselin tamamının, 1797 ada 8 parselin ise bilirkişiler tarafından düzenlenen krokili raporda (B) ile işaretlenen 179,77 m2 yüzölçümlü kesiminin 2/B alanında kaldıkları belirlendiğinden, bu yerlerin tapu kayıtlarının iptal edilerek 2/B madde alanı olarak hazine adına tapuya tescillerine karar verilmesi istemiyle temyize konu davayı açmıştır.Mahkemece davanın kabulüne, 1798 ada 1 parselin tamamının, 1797 ada 8 parselin ise bilirkişiler tarafından düzenlenen krokili raporda (B) ile işaretlenen 179,77 m2 yüzölçümlü kesiminin tapu kayıtlarının iptal edilerek 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen 2/B madde alanında kalan taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ve tescile ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1945 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1950 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan makiye ayırma, 1957 yılında arazi kadastrosu, 3302 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve 23.08.1991 tarihinde ilan edilen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman bilirkişiler tarafından yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda çekişmeli taşınmazların tamamının 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman sınırlama haritasında … Devlet Ormanı sınırları içinde kaldığı, 1950 yılında 5653 Sayılı Yasa hükümlerine göre makiye ayrıldıkları, toprak tevzi komisyonunca dağıtımlarının yapılmadığı, daha sonra 1798 ada 1 parselin tamamının, 1797 ada 8 parselin ise bilirkişiler tarafından düzenlenen krokili raporda B ile işaretlenen 179,77 m2 yüzölçümlü kesiminin 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ile orman rejimi dışına çıkarıldıkları, eğim ölçere göre % 25 – 30 eğimli olduğu, 1797 ada 8 parselin tahdit içinde kalan kesiminin üzerinde halihazırda orman örtüsü bulunduğu, orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığı anlaşıldığına, makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verileceği Y.İ.B.B.K.nın 22.03.1996 gün 1993/5-1 sayılı ve H.G.K.nun Y.K.Dnin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararı ile kabul edildiğine, orman niteliğini koruyan muhafaza (koruma) makilik alanlarda 22.03.1996 gün ve 1993/5-1 Sayılı İnançları Birleştirme Kararının ve H.G.K.nun Y.K.D.’nin Ekim 2002 sayısında yayınlanan 27.02.2002 gün ve 2002/1-19/97 sayılı kararının uygulama yerinin bulunmadığına , tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01…..1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13…..1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, anayasa ve yasalarda ormanların tevziiye tabi tutulacağı yönünde hiçbir hüküm bulunmadığı, kaldı ki temyize konu taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet … Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu göz önünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet … kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalılara hiç bir zaman mülkiyet … kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağına, davalıların bu taşınmazı satın alırken ödediği bedeli taşınmazı kendisine satanlardan koşulları varsa sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri alabileceği belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davalıların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 27/10/2010 günü oybirliğiyle karar verildi.