YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/15823
KARAR NO : 2010/5962
KARAR TARİHİ : 25.05.2010
Mahkemesi :Asliye Hukuk (…) Mahkemesi
Davacılar murisinin, … kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, davalılardan …, …, …, … ve … hakkındaki davaların reddine, 77.893.16 TL maddi ve manevi tazminatlar ile cenaze masrafının yasal faiziyle birlikte diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacılar ile davalılardan … A.Ş. ve … İnş. Ltd. Şti. vekillerince istenilmesi ve davacılar vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.05.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacılar vekili Avukat … ile davalılardan … A.Ş. vekili Avukat … geldiler. Diğer davalılar adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere temyizin kapsamına göre, temyiz eden davalı … Dış Tic. Tah. ve Yat. AŞ’nin tüm, davacılar ile temyiz eden davalı … İnş. Tic. Ltd. Şti.’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 23.03.2006 tarihinde meydana gelen … kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıların maddi tazminat istemlerinin kabulüne, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulü ile bir kısım davalılardan tahsiline karar verilmiş ve bu karar süresinde davacılar ile aleyhine hüküm kurulan davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin hak sahiplerinin maddi tazminatlarının belirlenmesine ilişkin hükmünde isabetsizlik yoktur, Ancak maddi tazminatın ıslahen artırımına ilişkin ıslah dilekçesinin davalı … İnş. Tic. Ltd. Şti.’ne tebliğinin usulsüz olduğu, giderek anılan davalının ıslahen artırılan dava bölümünden haberinin bulunmadığı görülmektedir. Manevi tazminatlara gelince davacı anne ve baba yararına manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşüldüğü anılan davacılar yararına manevi tazminatın az takdir edildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar murisinin ölümüyle sonuçlanan … kazasında sigortalının kusurunun bulunmadığı davalı … İnş. Tic. Ltd. Şti.’nin % 50, davalı … Dış Tic. Tah. ve Yat. AŞ’nin % 50 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacılar … ve … yararına hüküm altına alınan manevi tazminatların az olduğu ortadadır.
Davalı … İnş. Tic. Ltd. Şti vekilinin temyizine gelince: Maddi tazminatın ıslahen artırılmasına ilişkin ıslah dilekçesinin davalı … İnş. Tic. Ltd. Şti vekiline tebliğe gönderildiği, tebligat parçasının adresten ayrıldığından bahisle iade olunması üzerine aynı adreste 7201 sayılı Yasanın 35.maddesine göre ıslah dilekçesinin davalı … İnş. Tic. Ltd. Şti vekiline tebliğ edildiği dosya içerisindeki tebligat parçalarının incelenmesinden anlaşılmaktadır. Ne var ki anılan tebligatın usulüne uygun olmadığı görülmektedir.
Tebliğ ile ilgili Yasa ve Tüzük hükümleri tamamen şeklidir. Değinilen işlemler nedeniyle tebligat; bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Gerek tebliğ işlemi ve gerekse tebliğ tarihi ancak yasa ve tüzükte emredilen şekillerle tevsik ve dolayısıyla ispat olunabilir. Bu sebeple tebligatın usul yasaları ile ilişkisi de daima göz önünde tutulmalıdır.
Hal böyle olunca, yasa ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Kanunun ve Tüzüğün belirlediği şekilde yapılmamış ve belgelendirilmemiş olan tebligatların geçerli olmayacağı Yargıtay içtihatlarında açıkça vurgulanmıştır.
7201 sayılı yasanın 35. maddesine göre ; “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.
Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır.
Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır
Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkârlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.”
Öte yandan tebligat tüzüğünün 55 ve 28 maddelerinde uygulamanın nasıl yapılacağı açıklanmıştır. Buna göre 35.madde gereğince tebligat yapılabilmesi için önce; muhataba daha önce tebligat yapılan yada ticaret sicilinde yazılı bulunan adrese çıkarılan tebligat üzerine tebliğ memuru
28 inci Maddenin ilk fıkrasındaki usule göre yeni adresi tespit ederse aynı Maddenin üç ve dördüncü fıkraları mucibince ve son fıkrasındaki hal vaki ise 30 uncu Maddeye tevfikan muamele yapar
Tebliğ memuru bu suretle muhatabın yeni adresini tespit edemezse, tebliğ evrakı, çıkaran mercie iade edilir. Bu mercie muhatabın yeni adresi bir diğer alakalı tarafından bildirilirse, tebliğ evrakı o adrese gönderilir. Aksi takdirde mercice tahkik muamelelerine tevessül olunmayarak bu Tüzüğe ekli 6 numaralı örneğe göre düzenlenecek tebliğ evrakının bir nüshası eski adrese ait kapıya talik ettirilir. Eski adresin kapısına talik tarihi, tebliğ tarihi sayılır.
Somut olayda davalı … İnş. Tic. Ltd. Şti vekiline yargılama sırasında usulünce yapılmış bir tebligat yoktur. Yargılama sırasında adres bildirimi de söz konusu değildir. Öte yandan 30.11.2007 tarihinde davalı … Dış Tic. Tah. ve Yat. AŞ vekilince dava dosyasına sunulan ve davalı şirketler arasında görülen alacak davasına ilişkin … 1.Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2006/721E sayılı dosya örneği içinde davalı … vekilinin adresinin “Hüdaverdigar cad. Dizel han no.24/4 Sirkeci/…” iken “… mah. Aralık sok. no: 18/11 Bakıköy/…” olarak değiştiğine dair 26.06.2006 tarihli dilekçeside bulunmaktadır. Her ne kadar davacı anılan davada taraf değilsede dosya örneğinin sunulması ile içeriğinden ve adres değişikliğinden haberdar olduğu ortadadır. Kaldı ki gıyabi hükmünde davalı … vekiline yeni adresinde tebliğ edildiği görülmektedir. Hal böyle olunca davalı … İnş. Tic. Ltd. Şti vekiline ıslah dilekçesinin tebliğinin usulsüz olduğu giderek ıslahen artırılan miktardan anılan davalının haberinin bulunmadığı açık ve seçiktir.
Savunma hakkı Anayasa (m.36) ile güvence altına alınmış olup, HUMK.nun 73. maddesinde de ayrıca düzenlenmiştir. Hâkim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. (HUMK mad. 73).Buna göre hâkim Anayasa ile güvence altına alınan ve HUMK’da da ayrıca düzenlenmiş bulunan iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya çağırmak zorundadır. Hal böyle olunca da maddi tazminat isteminin ıslahen artırıldığı bildirilmeden davalı … İnş. Tic. Ltd. Şti vekilinin yokluğunda yargılamanın sürdürülerek ıslahen artırılan bölümü de kapsar biçimde anılan davalının maddi tazminattan sorumlu tutulması, adil yargılanma hakkının ve savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup, Anayasa’nın 36 ve HUMK’nu 73.Maddelerine aykırıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle maddi tazminatın ıslahen artırılan bölümü için usulüne uygun taraf teşkili yapılmadan ve davacı anne ve baba için manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacılar … ve … ile davalı … İnş. Tic. Ltd. Şti vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacılar yararına takdir edilen 750,00 TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalı …Ş ye yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davacılar ile davalı …. Şti ne iadesine, 25.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.