Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/8146 E. 2010/5564 K. 11.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8146
KARAR NO : 2010/5564
KARAR TARİHİ : 11.05.2010

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, kurum işleminin iptaliyle 23.605,74 TL borcu bulunmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava 01.01.2001-31.12.2001 tarihleri arasındaki çalışmasının fiili olmadığından bahisle geçersiz kabul ederek, bu çalışmalar çıktığında aylık bağlanma koşullarının ortadan kalktığından bahisle 01.01.2003 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığını 19.04.2007 tarihinde başlangıcından itibaren iptal eden ve 01.01.2003 ile 19.04.2007 tarihleri arasında yersiz ödenen 23.605,74-TL’nin iadesini isteyen Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 2001 yılında çalışmalarının geçtiği işyerinin faal olduğunun vergi, sicil kayıtları ile tanık anlatımlarından anlaşıldığı, davalı Kurum’un zamanında gerekli araştırmaları yapmayıp davacıya aylık bağlandıktan yıllar sonra üstünkörü bir araştırma ile işyerinin mevcut bulunmadığını kabulünün yasaya aykırı olduğundan bahisle davacının aylıklarının kesilmesine dayanak teşkil eden Kurum işleminin iptaline karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının tahsis talep tarihindeki sigortalılık süresi, prim ödeme gün sayısı ve yaşına göre yaşlılık aylığı bağlanma koşullarını taşıdığı, 01.01.2001-31.12.2001 tarihleri arasındaki çalışmasının iptali durumunda ise yeterli prim ödeme gün sayısının kalmadığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık 01.01.2001-31.12.2001 tarihleri arasındaki çalışmasının fiili ve gerçek olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davalı Kurum yoklama memurunun yaptığı araştırma sonucu düzenlediği 21.01.2004 tarihli raporda, işveren …Gıda Yemekçilik ….Ltd. Şti’nin tescil dosyasındaki asıl ve şube adreslerinin kapalı olduğunun belirlendiğinden işyerindeki çalışmaların fiili ve gerçek olup olmadığının Kurum müfettişlerince incelenerek sonucuna göre işlem yapılmasının gerektiğinin bildirildiği, Kurum Teftiş Kurulunun ise 08.1.1999 tarihli genel yazı gereğince işyerinin gösterilen adreste bulunamaması halinde bu gibi işyerlerinden verilen prim belgelerinin işleme alınmamasının gerektiğini bildirmesi üzerine, davalı Kurum’un anılan işyerinden davacı adına bildirilen çalışmaları iptal ettiği, bu çalışmaların iptali ile de davacının pirim ödeme gün sayısı yaşlılık aylığı bağlanması için yetersiz hale geldiğinden, bu kez davacıya bağladığı yaşlılık aylığını başlangıcı itibarıyla iptal ederek ödediği aylıkları geri istediği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Mahkemece tanık anlatımlarına, vergi ve sicil kayıtlarına dayanılarak hüküm kurulmuştur. İfadeleri hükme dayanak alınan tanıklar davacıyla birlikte çalışan ve kayıtlara geçmiş kişiler olmadığı gibi, aynı çevrede benzer işi yapan başka işverenlerin çalıştırdığı ve bordrolara geçmiş kimselerde değildir. Bu bakımdan tanık sözleri çalışma olgusu yönünden somut olgulara dayanmamakta, soyut düzeyde kalmaktadır. Giderek, tanık sözlerinin inandırıcı güç ve nitelikte olduğu söylenemez. Tespiti istenilen süreler çok öncelere ilişkin bulunduğundan tanıkların bu sürelerle ilgili bilgileri bu güne değin eksiksiz olarak hafızalarında korumaları da hayatın olağan akışına ve yaşam deneyimlerine uygun düşmez. Tanıklardan biri işyerinin muhasebesini tuttuğundan dolayı işyeri hakkında bilgisinin olduğunu açıklamışsa da işyerinin muhasebesini işverenin kendisinin tuttuğu KDV ve Muhtasar beyannamelerden anlaşılmaktadır. Diğer tanığında davacının çalışmalarının fiili ve gerçek olduğuna dair anlatımı yoktur. Öte yandan davalı Kurum’un şikayeti üzerine davacı dahil 14 kişi hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlık soruşturmasının açıldığı ve soruşturmanın devam ettiği anlaşılmaktadır. BK’nun 53 ncü maddesine ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, hukuk hakimi sanığın isnat edilen eylemi işlemediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayalı beraat kararı ile ve o eylemin hukuka aykırılığını ve failini belirleyen mahkumiyet kararına bu yönleri ile bağlıdır. Bu durumda, mahkemece, hazırlık soruşturmasının ve şayet bir ceza davası açılmışsa bunun sonucunun beklenmeksizin karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Mahkemece, yukarıda açıklanan bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik inceleme ve noksan araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum’un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.5.2010 gününde oy birliği ile karar verildi.