YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/18237
KARAR NO : 2012/12715
KARAR TARİHİ : 07.06.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin üniversitenin yabancı diller bölümünde ingilizce okutmanı olarak görev yaparken 30/06/2011 tarihinde iş sözleşmesinin davalı işverence haksız olarak sona erdirildiğini iddia ederek feshin geçersizliğine karar verilerek müvekkilinin işe iadesini, işe başlatmama halinde iş güvencesi tazminatı ile en çok dört aya kadar boşta geçen süre ücretine hükmedilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacı ile belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin yenilenmediğini, davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar dayanılarak, davacının iş sözleşmesinin esaslı bir sebep bulunmaksızın zincirleme yapılması sebebiyle belirsiz süreli olduğu, davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlandığı, işverence yapılan feshin ise fesih sebebinin bildirilmemesi sebebiyle geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin belirsiz süreli mi yoksa belirli süreli mi olduğu ve bu bağlamda davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanıp yararlanmadığı noktasında toplanmaktadır.
İşçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışması zorunludur. Bu noktada belirli süreli iş sözleşmesi ve belirsiz süreli iş sözleşmesi ayrımı önem kazanmakta olup bu ayrımın hukuksal dayanağını ise 4857 sayılı İş Kanunu’nun 11. maddesi oluşturmaktadır. Söz konusu maddede “İş ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir sebep olmadıkça, birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Esaslı sebebe dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini korurlar” denilmektedir. Öte taraftan bazı özel kanuni düzenlemeler bu maddede yer alan kriterlere bağlı kalınmaksızın belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilmesine imkan tanımaktadır. Esasen bu halde söz konusu kanuni düzenlemeler bizatihi belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilmesi için gerekli olan objektif şartı oluşturmaktadır. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 9. maddesi ile 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 32. maddeleri bu özel düzenlemelere örnek olarak verilebilir.
Somut olayla ilgili olan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 32. maddesinde, “Okutmanlar, ilgili kurumların görüşü alınarak fakültelerde ve fakülteye bağlı birimlerde dekanların, rektörlüğe bağlı enstitü veya yüksekokullarda müdürün önerisi ve rektörün onayı ile süreli veya sürekli olarak atanırlar; atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunların yeniden atanmaları mümkündür. Bu takdirde ilk atama usulü uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
Dosya içeriğine göre, davacının 2547 sayılı Kanun’un 32. maddesi uyarınca belirli süreli iş sözleşmesi ile okutman olarak davalı iş yerinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Söz konusu özel düzenleme gereğince davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışması ve sözleşmenin zincirleme şekilde yapılabilmesi mümkündür. Bu sebeple davacı iş güvencesi hükümlerinden yararlanamamaktadır. Mahkemece davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 70,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine kesin olarak 07/06/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.