Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/6985 E. 2010/5254 K. 04.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/6985
KARAR NO : 2010/5254
KARAR TARİHİ : 04.05.2010

MAHKEMESİ :… Mahkemesi

Davacı, sigortalılık başlangıç tarihinin yurtdışı başlangıcı olan l.ll.l985 olduğunun tespiti ile l.6.2008 tarihinden itibaren emekliliğine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacı Kurumun mahkemece davacının sigorta başlangıç tarihinin 1.11.1985 tarihi olduğunun tespitine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 3201 sayılı Yasa kapsamında Sosyal Sigortalar Kurumuna yaptığı borçlanma dikkate alınarak 01.06.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının sigorta başlangıç tarihinin 1.11.1985 tarihi olduğunun ve 01.06.2008 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa’nın Geçici 81/B maddesine göre yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tesbitine karar verilmiştir.
Davacının 3201 sayılı Yasa kapsamında …’da geçen 01.11.1985-26.07.1994 tarihleri arasındaki 3.116 çalışma gününe isabet eden 12.798,19 TL yi 27.11.2007 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyerek borçlandığı, tahsis talep tarihi olan 29.5.2008 tarihinde 22 yıl 6 ay 28 gün sigortalı ve 5069 gün prim ödemesi bulunduğu konusunda ihtilaf yoktur. Uyuşmazlık, davacının yaşlılık aylığı şartlarının yurt dışı borçlanmasını yaptığı tarih olan 7.9.2007 tarihinde yürürlükte olan 506 sayılı Yasa’nın 60/A-b maddesi uyarınca mı, yoksa 23.05.2002 tarih ve 4759 sayılı Yasa’nın 3 maddesi ile değişik 506 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 81/B madde hükümlerine göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır.
506 sayılı Yasa’nın geçici 81/B-c maddesine göre, 23.05.2002 tarihinde sigortalılık süresi 16 (dahil) yıldan fazla 17 yıldan az olan kadınlara 20 yıllık sigortalılık süresini ve 42 yaşını doldurmaları ve en az 5075 gün malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş bulunmaları ve istekleri halinde yaşlılık aylığı bağlanabileceği kabul edilmiştir. Yurt dışı hizmet borçlanmasının yapıldığı 27.11.2007 tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 60/A-b maddesi ile ise sigortalının yaşlılık aylığından yararlanabilmesi için kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması, 25 yıldan beri sigortalı bulunması ve en az 4500 gün prim ödemesi gerektiğini kabul etmiştir.
Somut olayda davacının 25.7.2002-25.9.2002 tarihleri arasında 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu 1.11.2002-31.3.2008 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı olduğu davacının 3201 sayılı Yasa kapsamında …’da geçen 1.11.1985-19.4.1988 ve 18.5.1988-26.7.1994 tarihleri arasındaki 3.116 çalışma gününe isabet eden 12.798,19 TL.yi Kuruma 27.11.2007 tarihinde ödediği, 4447 sayılı Yasa’nın 17. maddesi ile 506 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 81/B. maddesinin yürürlüğe girdiği 23.05.2002 tarihinde Türkiye’de Sosyal Sigortalar Kapsamında sigortalı olarak çalışması bulunmadığı gibi 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılmış bir borçlanmasının da bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının yaşlılık aylığı bağlanma koşullarının 3201 sayılı Yasa kapsamında Kuruma borçlanmanın yapıldığı 27.11.2007 tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa’nın 60/A-b maddesine göre değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.07.2009 gün ve E:2009/21-309, K:2009/322 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.05.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
23.05.2003 tarihinden sonra yurtdışı hizmetlerinin borçlanma tutarını ödeyenler bakımından yurtdışındaki sigortalılık başlangıcı 21. Hukuk Dairesinin çoğunluk görüşüne göre; yaşlılık aylıklarının bağlanacağı tarihin tesbitinde sigortalılık başlangıcı kabul edilse de, 506 sayılı Yasanın geçici 81 maddesinin (B) bendindeki kademeli geçiş sisteminin uygulanması söz konusu olmayacak, 506 sayılı Yasanın değişik 60. maddesi hükmüne göre, “ Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması ve en az 7000 gün veya Kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması, 25 yıldan beri sigortalı bulunması ve en az 4500 gün, Malüllük, yaşlılık, ve ölüm sigortaları primi ödemiş olmaları” koşulu aranacaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.11.1999 gün ve 1999-10/654E, 1999/899 Karar sayılı kararı, aynı şekilde 23.01.2001 gün ve 2001/10-232 Esas, 2001/272 sayılı Kararı, ilk defa …’da sigortalı bir işte çalışmaya başlayan ve 3201 sayılı Yasaya göre borçlanan Türk vatandaşının, 506 sayılı Yasaya göre; sigortalılık başlangıcının Sosyal Güvenlik Sözleşmesi gereğince …’da ilk defa sosyal sigortaya girdiği tarih olduğu yönündedir
23.05.2002 tarihinden önce 3201 sayılı Yasaya göre borçlanarak primini ödeyenler, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine 4759 sayılı yasa ile geçici 81. maddeye eklenen (B) bendinin açık hükmü gereğince bu tarih itibarıyla elde ettikleri prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık başlangıcına göre kademeli sistemdeki durumlarına göre yaşlılık aylığına hak kazanacaklardır.
Çoğunluk görüşünden anlaşılacağı üzere, 23.05.2002 tarihinden sonra borçlananlar yönünden yurtdışındaki sigortalılık başlangıcı sigortalılık süresine esas sigortalılık başlangıcı kabul edilmesine karşın, 23.05.2002 tarihinde henüz borçlanma bedeli ödenmediğinden, başka bir anlatımla, bu tarih itibarıyla prim ödeme gün sayısı bulunmadığından hareketle Geçici 81. maddenin uygulanamayacağı kabul edilmektedir.
Bu uygulamanın sonucunda, özetle; 3201 sayılı Yasaya göre 23.05.2002 tarihinden sonra borçlanma bedelini ödeyenlerden kadınların 58 erkeklerin ise 60 yaşından önce yaşlılık aylığı almaları imkânsız hale gelmektedir.
Uyuşmazlığın çözümü ; 506 sayılı Yasanın Geçici 81. maddesinin (B) bendinde yer alan sürenin “sigortalılık süresi”mi? Prim ödeme gün sayısı mı? olduğu noktasında toplanmaktadır. Gerek 4447 sayılı Yasa ile ve gerekse Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra 4759 sayılı Yasa ile getirilen (B) bendinde açıkça “sigortalılık süresi”nden sözedilmektedir.
“Sigortalılık süresi” uzun vadeli sigorta kollarına ilişkin bir kavram olup sosyal güvenlik mevzuatına tabi olarak ilk defa çalışılmaya başlanılan “sigortalılık başlangıç” tarihi ile yaşlılık sigortasından tahsis talebinde bulunulan veya ölüm sigortası bakımından sigortalının ölüm tarihine kadar geçen zaman dilimidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun sözü edilen kararında, …’da çalışarak borçlanan Türk Vatandaşları yönünden Sosyal Güvenlik Sözleşmesi gereğince …’daki ilk sigortalılık tarihi sigortalılık başlangıcı olarak kabul edilmektedir.Bu durumda …’ dan gelerek borçlananlar için sigortalılık süresi bu tarihten başlar.Geçici 81. maddenin (B) bendinin uygulanmasının söz konusu olduğu durumlarda, aksinin uygulandığı açıklanmışsa da Hukuk Genel Kurulu Kararı “sigortalılık süresini” değil “prim ödeme gün sayısını” esas almış olmaktadır. Keza 21. Hukuk Dairesinin kararlarında da açıkça …’daki sigortalılık başlangıcı kabul edilmesine karşın Geçici 81. maddenin (B) bendi uygulanmamaktadır.
Sigortalılık başlangıcı yönünden, bulundukları ülke ile yapılan Sosyal Güvenlik Sözleşmelerinde açık hüküm bulunmayan veya hiç sözleşme yapılmayan ülkelerde bulunanların durumu ise 3201 sayılı Yasa hükümlerine göre değerlendirilecektir.
Sosyal güvenlik sözleşmelerinde özel hüküm bulunmayan veya sözleşme imzalanmayan ülkelerdeki çalışmalarını borçlananlar yönünden sigortalılık başlangıcının ve dolayısıyla sigortalılık süresinin nasıl hesaplanacağı 3201 sayılı Yasanın 5. maddesinde düzenlenmiştir. Maddede, Borçlanma konusu hizmetlerinden sonra Türkiye’de tescili
bulunan sigortalılara yönünden sigortalılık başlangıcı tescil tarihinden itibaren borçlanılan süre kadar geriye gidilerek bulunacak, hiç tescili olmayanlar için de borcun tamamen ödendiği tarihten borçlanma süresi kadar geriye gidilerek bulunacaktır.
Türkiye’ de sigortalı olarak tescili bulunanlar Geçici 81. maddenin (B) bendinden yararlanırken tescili bulunmayanların yararlanamaması bir eşitsizliğe yol açmaktadır.
Sonuç olarak; 3201 sayılı Yasaya göre sonradan borçlananların, 506 sayılı Yasanın Geçici 81. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihte hiç hizmetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle 81/B maddesinin uygulanmaması, 3201 sayılı Yasanın 5. maddesinde açıkça yazılı olan haklarının ortadan kaldırılmasına yol açmaktadır.
Yukarıdaki gerekçelerle, hükmün onanması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluk görüşüne katılamıyorum.