YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/18075
KARAR NO : 2012/12638
KARAR TARİHİ : 07.06.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davalı işyerinde davacının forklift ile büyük ve ağır yedek parçaların toplama ve raflama işini yaptığını, yaptığı işin niteliğinden kaynaklanan ve yaklaşık 1 yıl önce başlayan bel ağrıları nedeniyle uzun süre ilaçla tedavi gördüğünü, Ocak 2010 tarihinde rahatsızlandığını ve bel fıtığı başlangıcı teşhisi konulduğunu, kendisine belini zorlayacak ağır şeyler kaldırmaması gerektiği, aksi takdirde hastalığın ilerleyebileceğinin söylendiğini, davacının bu durumu yetkili amirlerine iletmesine rağmen işveren tarafından herhangi bir tedbir alınmadığını ve davacının aynı görevde çalışmaya devam ettiğini, rahatsızlığının sürdüğünü, doktor tarafından davacıya “belini zorlayıcı ve ağır işlerde çalışması sakıncalıdır” şeklinde rapor verildiğini, davacının bu durumu yetkili amirlerine bildirdiğini ancak amirlerinin bu hususu dikkate almadıklarını, hastaneye işverenin talebi nedeniyle heyet raporu almak için başvurduğunu, heyet raporu için cerrahi müdahale olmadan karara varmanın mümkün olmayacağının belirtildiğini, davacının heyet raporu ile ilgili herhangi bir sonuç alamadan, 06/11/2010 tarihinde işe gittiğini ve durumu amirlerine bildirdiğini, davalı işverene çekilen ihtarnameden sonra, davalı işveren tarafından işten çıkarıldığını belirterek müvekkilinin işe iadesine ve yasal haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacıya bel fıtığı başlangıca teşhisi konduğunu, yedek parça ve depo bölümünde çalışan tüm işçilerin asıl işinin forklift kullanma, paketleme, istifleme, raflama, sevkiyat gibi ağır işlerden oluştuğunu, depo bölümünde ağır iş yapan işçiler ve hafif iş yapan işçiler gibi bir ayrım bulunmadığını, davacının iddia ettiği gibi forklift ile raflama yapan bir kişinin bel ağrısının ya da bel fıtığı rahatsızlığının artmasına imkan ve ihtimal olmadığını, davacı tarafın hafif iş olarak nitelendirdiği abc ve hanel bölümündeki küçük parçaların raflanması işinin ise davacıyı bedenen yoracağını ve ayakta durmayı gerektirdiği için belini zorlayacağını, bel rahatsızlığı olan kişiler için bu durumun zararlı olacağını, davacının varlığını iddia ettiği rahatsızlığına dayanak raporların ise, davacının işe gelmediği günlerin sebebini haklı göstermeye yönelik farklı kurumlardan alınmış raporlar olduğunu, davacının
işe devamsızlığı, saygısız hareketleri, doğruluk ve tutarlılık içermeyen beyanları üzerine, sağlık durumunu ve rahatsızlığını hiçbir çelişkiye yer bırakmayacak şekilde açıklayan, Devlet Hastanesinden alınmış sağlık kurulu raporu getirmesinin istendiğini, ancak davacının davalı işverene böyle bir rapor sunamadığını, iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, 4857 sayılı İş Kanununun 19/ll. fıkrası gereğince, hakkındaki iddialara karşı savunması alınmadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesinin, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemeyeceği, işveren tarafından davacının davranışları ile ilgili savunmasının alındığına ilişkin belge sunulmadığı, buna göre feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesiyle işe iadeye karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İşçinin geçerli bir feshe neden olabilecek davranışları İş Kanununun 25. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı nedenlerden farklıdır. Yargılama sırasında bu nedenlerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu nedenle iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa İş Yasasının 18/1.maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar.
Dosya içeriğine göre, forklift operatörü olarak çalışan davacının iş sözleşmesi, görev yaptığı yedek parça depo bölümünde ağır hafif iş ayırımı bulunmadığı halde, belindeki rahatsızlığı sebep göstererek daha hafif işlerde çalışmak istemesi, çalıştığı bölümde hafif iş bulunmadığı belirtilerek, rahatsızlığını neden göstererek çelişkili birer günlük raporlar sunması, işe devam etmemeyi alışkanlık haline getirmesi, sağlık sorunu hakkında kesin durumu açıklayan sağlık raporu yerine birbiriyle çelişkili birer günlük raporlar alması nedeniyle feshedilmiştir. Yargılama sırasında her iki tarafça sunulan belgelere göre, davacının bel fıtığı rahatsızlığı bulunduğu ve ağır iş yapamadığı gerekçesiyle işverenden başka iş talebinde bulunduğu sabittir. İşveren ise, işçiden durumunu sağlık kurulu raporu ile belirlemesini talep etmiş, işçi tarafından bu istek yerine getirilmemiştir. Davacının fesih tarihinden geriye doğru bir yıllık süre içinde aldığı kısa süreli çok sayıda istirahat raporu bulunmaktadır. İşyerinde yürütülen üretim işinin sürekliliği dikkate alındığında, bu seviyedeki tekrarlanan istirahatlerin işin devamını olumsuz etkilediği sabittir. Mahkemenin işçinin savunmasının alınmadığı yönündeki gerekçesi hatalıdır. İşveren tarafından 15.9.2010 ve 27.10.2010 tarihlerinde işçinin savunması alınmıştır. Bu savunmaların içeriği ve diğer belgelerden, işçinin sürekli viziteye çıkıp istirahat aldığı, işverene durumunu kesin biçimde gösterir sağlık kurulu raporu sunmadığı anlaşılmaktadır. İşçinin, yapılan işin niteliğine göre bu eylemleri gerçekleştirmesi iş akışını bozucu niteliktedir. Artık işverenden iş ilişkisini devam ettirmesi normal ölçülerde beklenemez. Fesih geçerli nedene dayanmaktadır ve davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hatalı gerekçeyle kabul edilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 44,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine kesin olarak oybirliğiyle 07.06.2012 tarihinde karar verildi.