YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9416
KARAR NO : 2012/2498
KARAR TARİHİ : 23.02.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli bir sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesini, buna bağlı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, işçinin kendisinden beklenen performansı göstermediği gerekçesi ile iş sözleşmesinin feshedildiğini ve işyerinde altı aylık çalışma süresini tamamlanmadığından iş güvencesi hükümlerinden aralanamayacağını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının 01.01.1998 tarihinde ilaç sektöründe faaliyet gösteren …. işçisi olarak işe girdiği bu firma ile davalı şirketin arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu ve işçinin hizmet süresi belirlenirken dava dışı bu firmada geçen süresinin dikkate alınarak davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanması gerektiği kabul edilerek, iş sözleşmesi yetersiz performans nedeniyle feshedilirken savunması da alınmadığından davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında davacının altı aylık kıdeminin bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla iş güvencesi hükümleri kapsamına girip girmediği uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanağı 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesidir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinin birinci fıkrasına göre iş güvencesi hükümleri kapsamına girmek için en az altı aylık kıdeme sahip olmak gerekir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre altı aylık süre aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süre birleştirilerek hesaplanır. Sözü edilen maddenin ikinci fıkrasına göre altı aylık kıdemin hesaplanmasında aynı Kanunun 66. maddesindeki süreler dikkate alınır. Altı aylık kıdem şartını öngören hüküm nispi emredici olduğundan, daha az kıdem şartını öngören sözleşme hükümleri geçerli kabul edilmektedir.
Altı aylık kıdem işçinin fiilen çalışmaya başladığı tarih ile fesih bildiriminin işçiye ulaştığı tarih arasında geçen süreye göre belirlenir.
Dosya içeriğinden davacının önceden çalıştığı Bristoll Myser Spuibb İnc. ile 16.12.2008 tarihli ikale sözleşmesini yaparak, dört aylık ek menfaat ile diğer haklarının ödenmesi konusunda varılan mutabakat nedeniyle iş sözleşmesini sonlandırıldığı ve davalı işyerinin 16.12.2008 tarihli yazısı ile davacıya götürdüğü iş teklifinin davacı tarafından kabul edildiği, 22.05.2009 tarihli yazılı fesih bildiriminde davacının kendisinden beklenen performansı gösteremediğinden sözleşmesinin 22.05.2009 tarihi itibariyle feshedildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının ikale sözleşmesi ile sonlandırdığı başka işyerinde geçen çalışama sürelerini, işyerleri arasında devir ve muvazaa olduğu gerekçesi ile birleştirerek davacının kıdeminin yeterli olduğunu kabul etmesi isabetsiz olmuştur. Davacının davalı işyerinde geçen çalışmaları 18.12.2008-22.5.2009 tarihleri arası olup beş ay dört gündür. Altı aylık çalıma süresini davalı işyerinde tamamlamayan davacı 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca iş güvencesi hükümlerinden yararlanarak işe iade davası da açamaz.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 50.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine kesin olarak 23.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.