Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/7652 E. 2010/13016 K. 25.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7652
KARAR NO : 2010/13016
KARAR TARİHİ : 25.10.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında, … Köyü 167 ada 90 parsel sayılı 19150.09 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, bahçe niteliğinde belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak davalı adına tespit edilmiştir. Orman Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 858.34 m2 ve (B3) harfi ile gösterilen 11650.57 m2’lik bölümlerinin orman niteliğinde Hazine, (B1) harfi ile gösterilen 5650.54 m2 ve (B2) harfi ile işaretli 990.64 m2’lik bölümünün tespit gibi davalı adına tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1966 yılında seri bazında, hava fotoğrafı yöntemiyle orman kadastrosu yapılmış ve kesinleşmiştir. Daha sonra 1992 yılında yapılıp, 12/ 03/ 1998 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 3302 Sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın bir bölümünü kesinleşen orman kadastro sınırları içinde, bir bölümünün ise kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığını bildiren bilirkişi raporu geneğince hüküm kurulmuştur. Ancak; aynı gün incelemesi yapılan mahkemenin 2008/82 ve 2008/86; Dairenin 2010/7652 – 2010/8638 Esas sayılı dosyalarında davaya konu olan … Köyü 167 ada 90 ve 167 ada 155 parsellerin birbirine komşu oldukları görülmektedir. Her iki parsel hakkında mahkemece yapılan keşiflerde aynı bilirkişiler yer almış, ve rapor düzenlemişlerdir. Ancak her iki dava dosyasının birlikte incelenmesinde birbirine komşu olan bu yerlere ait raporların birbirini doğrulamadığı, mahkemenin 2008/86 (Dairenin 2010/8638) Esas sayılı dava dosyasındaki uygulamada; taşınmazların yörede yapılan orman kadastro çalışmaları sırasında kullanılan, orman sınır nokta ve hatlarının gösterilmiş olduğu hava fotoğrafı üzerindeki konumlarına bakıldığında her iki parselin de çok büyük bir bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı görülmektedir. Buna karşılık mahkemenin 2008/82 (Dairenin 2010/7652) Esas sayılı dosyasındaki uygulamanda ise ilgili orman sınır hattının kaydırıldığı ve taşınmazların büyük bir bölümünün orman sınırları dışında gösterildiği gözlenmektedir. Bu iki rapor birbiri ile çelişkili olup çelişkili raporlara dayanılarak hüküm kurulamaz.
Dosya arasında bulunan orman kadastro tutanak ve haritalarının incelenmesinden ilk orman kadastrosunun 1966 yılında seri usulle ve yöreye ait hava fotoğraflarından yararlanılmak suretiyle yapıldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişilerin açıkladığı ve mahkemenin de kabulünde olduğu üzere bu yöntemle yapılan orman kadastrosunda orman tahdit nokta ve hatları hava fotoğraflarına işlenmekte ve detay tarifleri günlük olarak düzenlenen tutanaklara yazılmaktadır. Arazi çalışmaları bitirildikten sonra hava fotoğrafları stereomikrometre – SGM4 aletiyle değerlendirilip orman sınır nokta ve hatları 1/10 000 ölçekli haritalar üzerine aktarılarak orman tahdit haritaları oluşturulmaktadır.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 2 Eylül 1986 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6831 Sayılı Orman Yasasına Göre Orman Kadastrosu ve Aynı Yasanın 2/B Maddesinin uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde yazılı “orman sınır noktası ve hatların uygulanmasında tutanaklardan, orman kadastro haritasından, hava fotoğraflarından, varsa ölçü karnelerinden, nirengi, poligon, röper noktalarından yararlanılır. Sınırlama tutanakları ile orman kadastro haritaları arasında çekişme olduğunda ölçü değerleri ve tutanaktaki ifadeler arazinin durumuna göre incelenir, hangisi daha çok uyum gösteriyorsa ve gerçek duruma uygun ise o esas alınır.” hükmü ile 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin “Teknik İşler” başlıklı Dokuzuncu Bölümde yazılı esaslar gözönünde bulundurularak uygulama yapılmalı, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlanmalı, aynı ya da yakın orman sınır hatlarında, dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilerek bilirkişilerden müşterek imzalı rapor ve kroki alınmalı, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 25/10/2010 günü oybirliği ile karar verildi.