Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/11651 E. 2010/12995 K. 25.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11651
KARAR NO : 2010/12995
KARAR TARİHİ : 25.10.2010

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin ….05.2009 gün ve 5781-7569 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı, memleket haritası ve hava fotoğraflarından yararlanılarak yeniden inceleme yapılması ve taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın reddine ve mahkeminin 16.09.2008 gün ve 2007/11-96 sayılı kararında direnilmesine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.03.2010 gün ve 2010/20-102-142 sayılı ilamında özetle; “İlkin belirtilmelidir ki, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.maddesinin 2.ve 3.fıkraları gereğince, direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için; açıkça bozma ilamına uyulmamış olması; bozmadan esinlenilerek eylemli uyma anlamına gelecek herhangi bir araştırma yapılmaması ve yeni delil toplanmaması; bozulan ilk kararda yer alan hususlar direnmeye konu edilerek gerekçenin ilk karardaki ana çerçeveden çıkılmadan sadece onu güçlendirmeye yönelik olmak üzere yasal sınırlarda genişletilerek oluşturulması gerekmektedir.
Somut olayda; Yerel Mahkemenin ilk kararında esasa ilişkin değerlendirme yapılarak, orman bilirkişisinin raporuna istinaden dava konusu yerin 1951 yılına ait hava fotoğrafları, 1953 yılına ait memleket haritası ve amenajman planlarında orman sayılan yerlerden olduğu, fiili durumda da orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığının belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, bozmadan sonra verilen ve direnme olarak adlandırılan kararda ise; bu hükümden farklı olarak işin esasına ilişkin bir değerlendirme yapılmaksızın, kesinleşen orman kadastrosuna karşı tapuya dayalı iptal davalarının 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiği, vergi kaydına ve zilyetliğe dayalı olarak dava açılamayacağı gerekçesine dayanılmıştır.
Mahkemenin bu gerekçesi, belirgin biçimde ilk kararındakinden tümüyle farklı olup, yasal sınırlarda genişletilmiş bir gerekçe olarak kabul edilemez.
Hal böyle olunca; Yerel Mahkemece verilen ve direnme kararı olarak nitelendirilen temyize konu kararın, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı; yeni hüküm niteliğinde olduğu her türlü duraksamadan uzaktır.
Kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi ise, Hukuk Genel Kurulu’na değil, Özel Daireye aittir.
Bu nedenle, davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi” gereğine değinilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman niteliğiyle tesbit edilip kesinleşen taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Yasanın 5304 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın 5304 Sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4/3 maddesi hükmüne göre yapılıp kesinleşmiş olmasına ve 27.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasa ile 6831 Sayılı Yasanın birinci fıkrasının sonuna eklenen “…3402 Sayılı Kadastro Yasası hükümlerine göre belirlenen orman sınırı, orman kadastro komisyonlarınca belirlenen orman sınırı niteliğini kazanır” hükmü ve Hukuk Genel Kurulunun 08…..2005 gün 2005/20-327-377 ve 28…..2006 gün 2006/20-467-494 sayılı kararları karşısında kesinleşen orman parsellerine karşı 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesi hükmüne göre ancak tapuya dayanılarak on yıllık hak düşürücü süre içinde iptal davaları açılabileceğine, zilyetliğe dayalı açılan davaların dinlenemeyeceğine ve somut olayda davacı zilyetliğe dayandığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 25/10/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.