YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17334
KARAR NO : 2012/15738
KARAR TARİHİ : 05.07.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
İş akdinin haklı ve geçerli bir sebep olmadan feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçsizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, işletmeden kaynaklanan nedenlerin zorunlu kıldığı feshe müvekkilinin son çare olarak başvurmak zorunda kaldığını, boşta geçen süre ve işe başlatmama tazminatı ile ilgili taleplerin yerinde olmadığını, davacının iş sözleşmesinin feshi işletmesel zorunluluklar sebebiyle geçerli bir sebebe dayandığını, fesihten önce başka tedbirlere de başvurulduğunu, müvekkil şirketin aldığı tedbirler göz önünde bulundurulduğunda “feshin son çare olması” ilkesine riayet edildiğini belirterek avanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı şirketin Trabzon Bürosunda 3 muhabir bulunurken işletmenin aldığı karar neticesinde bunu 2’ye düşürdüğü, hali hazırda büroda 2 adet muhabirin çalışmayı sürdürdüğü, davalı şirketin bu iki işçiyi çalıştırmaya devam edip davacı işçinin işine son verdiği, işine son verilen işçi seçilirken hangi sosyal (objektif) kriterlere dayandığının gösterilmediği, bu sebeple işine son verilecek işçinin seçiminde objektif kriterlere dayandığının da ispat edilemediği, hali hazırda şirketin Trabzon bürosunda çalışmasını sürdüren başkaca muhabirler de bulunduğu, işverence, gerek ölçülük ilkesi gerekse feshin son çare olma ilkesine aykırı şekilde direkt iş sözleşmenin feshi yoluna gidilmesinin yerinde görülmediği ve feshin geçersiz olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış olanaklarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar kaybı, ham madde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini
olanaksız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir.
İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle sözleşmeyi feshetmek isteyen işverenin fesihten önce fazla çalışmaları kaldırmak, işçinin rızası ile çalışma süresini kısaltmak ve bunun için mümkün olduğu ölçüde esnek çalışma şekillerini geliştirmek, işi zamana yaymak, işçileri başka işlerde çalıştırmak, işçiyi yeniden eğiterek sorunu aşmak gibi varsa fesihten kaçınma olanaklarını kullanması, kısaca feshe son çare olarak bakması gerekir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, davalı işyerinde muhabir olarak çalışan davacının iş akdinin davalı işverenin gerçekleştirdiği organizasyonel ve yapısal değişiklik sonucu oluşan personel fazlalığının giderilmesi amacına yönelik işletmesel karar doğrultusunda feshedildiği tartışmasızdır. Davalı işverenin aldığı işletmesel kararın tutarlı bir şekilde uygulandığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Mahkemece sosyal seçim kriterlerinin uygulanmadığına ilişkin gerekçesinin Türk İş Hukukunda normatif dayanağı bulunmamaktadır. İşletmesel kararın alınmasında ve uygulanmasında keyfilik de söz konusu değildir. Bu durumda feshin geçerli sebebe dayandığı kabul edilmelidir. Nitekim, aynı işverenin feshin dayanağını oluşturan işletmesel karar çerçevesinde İstanbul’daki işyerinde yaptığı fesihlere karşı açılan ve Dairemiz incelemesinden geçen davalarda işletmesel karara dayanan geçerli fesih yapıldığı belirlenmiştir. Bütün bu yönler nazara alındığında davacının iş sözleşmesinin feshi geçerli sebebe dayandığından davanın reddi gerekirken aksi gerekçeyle kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 05.07.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.