YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15210
KARAR NO : 2012/11142
KARAR TARİHİ : 30.04.2012
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki boşanma davalarının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı (koca) tarafından her iki boşanma davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 90.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 30.04.2012 (Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Davacı- davalı kadının davası TMK’nun 166/1. maddesine, davalı-davacı kocanın davası ise TMK’nun 164. maddesine dayalıdır. Tarafların 22.06.2007 tarihinde evlendikleri, evliliğin başında oturacakları konutu birlikte seçmelerine karşın, daha sonra bu konuda anlaşamadıkları ve davacı-davalı kadının dokuz ay sonra müşterek konuttan bağımsız olmadığı gerekçesiyle ayrıldığı ve ailesinin yanına döndüğü anlaşılmaktadır. Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler (TMK. mad. 186/1). Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi halinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hakimin müdahalesini isteyebilirler (TMK. Mad. 195/1) Toplanan delillerden davacı-davalı kadının bu yönde bir isteminin bulunmadığı gibi eşler arasında davalı-davacı kocadan ve onun ailesinden kaynaklanan bir geçimsizliğin varlığı ve davacı-davalı kadının daha önce birlikte oturulan müşterek konuta dönmemekte haklı olduğuda kanıtlanmış değildir. O halde davacı-davalı kadının davasının reddine, davalı-davacı kocanın davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Bu sebeple davalı-davacı kocanın temyiz itirazlarının kabulü ile temyize konu hükmün bozulması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.