YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3450
KARAR NO : 2012/24018
KARAR TARİHİ : 01.11.2012
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret, fazla çalışma, hafta tatili ile genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının yönetmen yardımcısı olarak 28.4.2009 tarihinden itibaren davalıya ait işyerinde çalıştığını, iki aylık ücretinin, fazla çalışma ile hafta tatili ve genel tatil günleri çalışmalarının karşılığının verilmemesi, izinlerinin kullandırılmaması nedenleriyle iş akdini haklı olarak feshettiğini belirterek müvekkilinin kıdem tazminatı yanında, ödenmeyen ücret, yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının sosyal güvenlik girişinin yapıldığı tarihte işe başladığını, şirkette talep edebileceği ücret, fazla çalışma ve genel tatil günleri çalışma alacağının bulunmadığını, izinlerini kullandığını, talep edilen işletme kredisi faizinin hukuka uygun bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, dosya içeriği ve bilirkişi raporuna göre alacaklar kısmen hüküm altına alınmıştır. Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Taraflar arasında hizmet süresi uyuşmazlık konusudur. Davacı tarafından 28.4.2009 tarihinden itibaren işyerinde çalıştığı iddia edilmiş, davalı işveren ise SGK kayıtlarında yer aldığı şekliyle işe giriş tarihinin 19.6.2009 olduğu savunulmuştur. Mahkeme, davacı tanığının beyanına itibar ederek kıdem başlangıcını iddia gibi kabul ederek alacakları bu hizmet süresine göre hükme bağlamıştır. Hizmet süresi hususu, tüm alacakların miktarını etkileyecek mahiyette olduğundan, SGK kayıtları ile tanık sözleri arasındaki çelişki giderilmelidir. Bu amaçla davacı işçi ile aynı gün işe girdiğini beyan eden davacı tanığı Orhan Akif Anka’nın SGK kayıtları ve işe giriş bildirgesi getirtilerek, bu tanığın girişinin kuruma işverence bildirilme tarihi belirlenmeli, buna göre işyerinde işçilerin resmi bildiriminin geç yapılıp yapılmadığı denetlenmeli, buna göre hizmet süresi tespit edilmelidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı Olup bozmayı gerektirmiştir.
2) Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Söz konusu alacakların ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de iddia edilen dönemlerde çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Bu alacakların yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda, davacının çalıştığı döneme ilişkin işyeri kayıtları sunulmamıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, yargılama sırasında dinlenen davacı tanıklarının anlatımına göre dava konusu alacak hesaplanmıştır. Karara dayanak yapılan bilirkişi raporunda yer alan hesaplamalar fazla mesai ücreti hususundaki Dairemizin yerleşik içtihatlarına uygun değildir. Öncelikle günlük 11 saati aşan çalışmalarda işçinin insani ihtiyaçları dikkate alınarak ara dinlenmesinin 1 saat değil 1,5 saat olarak çalışma süresinden düşülmesi gerekir. Diğer taraftan 4857 sayılı Kanunun 41.madde düzenlemesi nedeniyle aylık değil haftalık olarak yapılması icap eder. İşyerinde 24 saat çalışılan günlerde de Hukuk Genel Kurulunun kabulü gereği günlük fiili çalışma süresi en fazla 14 saat olabilir. Davacının fazla çalışma ücreti, belirtilen bu noktalar dikkate alınarak yeniden uzman bilirkişiye hesaplatılmalı, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Yazılı şekilde hatalı bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.