Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/11789 E. 2010/13124 K. 26.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11789
KARAR NO : 2010/13124
KARAR TARİHİ : 26.10.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 08/11/2009 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacı … MİRASÇILARI … … VE ARKADAŞLARI vekili ile dahili davalı … vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 25/05/2010 günü için yapılan tebligat üzerine, duruşmalı temyiz eden davalı davacı … MİRASÇILARI … … VE ARKADAŞLARI vekili avukat … ile dahili davalı … vekili avukat … geldi, karşı taraftan davalı HAZİNE vekili avukat …ve ORMAN YÖNETİMİ vekili avukat … … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. … karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında davaya konu … KÖYÜ, 121 ada 38 parsel sayılı taşınmaz, 1989 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında içinde ev olan zeytinli tarla niteliği ile 1011,70 m2 yüzölçümü ile belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak … … adına tespit edilmiştir. Kadastro Mahkemesinin 1991/147-1992/329 sayılı dava dosyası ile … Karademir tarafından kadastro tespitine itiraz davası açılmış ve mahkemece davanın vazgeçme nedeni ile reddine 121 ada 38 numaralı parselin tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, taşınmaz … … adına tapuya tescil edilmiş ve 07…..2006 tarihinde satış yolu ile …’e geçmiş olup halen tapuda bu şekilde kayıtlıdır.
Davacı, dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … Köyü … mevkiinde bulunan tahminen 1500 m2 taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi gereğince adına tescili istemiyle sulh hukuk mahkemesinde dava açmıştır.
Mahkemece 14…..10988 gün ve 1985/697-1988/324 sayılı karar ile (davanın kabulüne ve fen bilirkişi krokisinde gösterilen 815 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiş,) hüküm davalılar Orman Yönetimi ve Hazine tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20 hukuk dairesinin 18/02/2003 gün ve 2003/575-489 sayılı kararı ile, (Tapu Sicil Müdürlüğünün yazısından, dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde genel arazi kadastro çalışmalarının yapıldığı ve dava konusu taşınmazın 121 ada 38 parsel olarak tespit gördüğü belirtildiği, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 26/son maddesine göre, kadastro mahkemesinin yetkisi taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği günden itibaren başlar. Bu nedenle, davanın kadastro tespitine itiraz davası olarak kabulü ile uyuşmazlığın çözümünde kadastro mahkemesinin görevli olacağı düşünülüp, görevsizlik kararı verilmesi) gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak dava dosyası görevsizlik kararları ile Kadastro mahkemesine aktarıldıktan sonra 09/04/2008 gün ve 2007/36-2008/29 sayılı karar ile (Davaya konu 121 ada 38 numaralı parsel hakkında Kadastro Mahkemesinin 25.09.1992 tarih 1991/147-1992/329 sayılı dosyası ile esasa ilişkin karar verilmiş ve tapuda tescil işlemi yapılmış olduğundan yeniden karar verilmesine yer olmadığına) karar verilmiş; hüküm davalı Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20 Hukuk Dairesinin 20/10/2008 gün ve
2008/9060-13340 sayılı kararı ile (… Köyünde 1989 yılında genel arazi kadastrosu yapıldığı tarihte çekişmeli taşınmaz ile ilgili davacı … tarafından Medeni yasanın 713. maddesi dayalı olarak açılan tescil davası bulunduğu, 3402 sayılı yasanın 27. ve 30/2 maddeleri gereğince çekişmeli 121 ada 38 numaralı parsele ait kadastro tutanağında … hanesi boş bırakılarak ve sulh hukuk mahkemesinin 1985/697 esas sayılı dosyası ile itirazlı olduğu bildirilerek kadastro mahkemesine gönderilmesi gerekirken bu işlemin yapılmadığı ve çekişmeli taşınmazın sulh hukuk mahkemesinin 1985/697 esas sayılı dosyası ile davalı olduğu dikkate alınmaksızın sadece Kadastro mahkemesinin 1991/147-1992/329 sayılı dava dosyası ile itirazlı olduğu kabul edilerek hüküm kurulduğu, Kadastro mahkemesinin 1991/147-1992/329 sayılı kararında çekişmeli 121 ada 38 parsel sayılı taşınmaz yönünden orman yönetimi ve hazine taraf olmadığından Kadastro mahkemesinin 1991/147-1992/329 sayılı kararının Orman Yönetimi ve Hazine açısından kesin hüküm oluşturmayacağı, bu dosyada taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve davacılar ile tespit maliki … … yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmadı nedeniyle, öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman kadastrosuna ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği getirtilerek orman kadastrosunun çekişmeli taşınmaz yönünden kesinleşip kesinleşmediği araştırılması, 4785 Sayılı Yasa gözetilmek suretiyle orman tahdidi yapılıp, kesinleşmişse; bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş tahdit haritasının orman mühendisi aracılığıyla yerine uygulanması yoluyla çözümleneceği, mahkemece yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, kesinleşmiş orman kadastro haritası ile tapulama paftası uygulatılıp ölçekleri denkleştirilip birbiri üzerine aplike edilerek tahdit hattı ile irtibatlı krokide gösterilmesi, orman kadastrosu dava tarihi olan 02.10.1985 tarihinden sonra yapılmış ise, davanın mevcudiyeti tahdidin kesinleşmesini önleyeceğinden orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi için, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, uygulatılması, toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmesi, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri ada bazında gösterecek şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması, orman içi açıklığı olup olmadığı üzerinde durulması, orman içi açıklıkların 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi gereğince özel mülkiyete konu edilemeyecekleri düşünülmesi, orman değil ise gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmesi, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak, davacı …’ın davasının REDDİNE, … Köyü 121 ada 38 parsel sayılı taşınmazın 1011.7 m² yüzölçümü ile ve orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm dahili davacı … MİRASÇILARI … … VE ARKADAŞLARI vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 05/05/1967 tarihinde ilan edilerek kesinleşen seri bazda yapılmış orman kadastrosu vardır.
Bozmaya uyulmasına rağmen, bozma sonrası yapılan araştırma inceleme ve bilirkişi raporu hükme yeterli değildir. Şöyle ki;1/7/2009 tarihinde yapılan keşifte uzmanlığına başvurulan bilirkişinin 20/10/2009 tarihli karara dayanak alınan raporda 1958 ve 1978 tarihli memleket haritasında çekişmeli taşınmazın ibreli orman ağacı sembolü bulunan orman alanında yer aldığı bildirilmiş, ancak dairenin 25/5/2010 tarihli iade kararı gereği aynı bilirkişiden alınan raporda davaya konu taşınmazın ibreli ağaç sembollü alanda kaldığı bildirilen 1958 ve 1978 tarihli memleket haritalarının yapımına esas alınan 1958 tarihli hava fotoğraflında açık ormansız alanda kaldığı ve içinde de yaşlı … ağaçlarının bulunduğu bildirilmiş olup, karara dayanak alınan rapordaki bulgular iade sonrası alınan rapor ile çeliştiğinden hükme dayanak yapılamaz.
Bu nedenle; mahkemece, eski tarihli memleket haritası ve bu haritanın yapımına esas alınan hava fotoğrafları harita genel müdürlüğünden ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla -3-
yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; memleket haritasının yapımına esas alınan hava fotoğrafı stereoskop aracılığı ile incelenerek ,taşınmaz üzerinde ağaç var ise hangi bölümlerinde yer aldığı ve üzerindeki ağaçların cinsi yaşı ve kapalılığı saptanmalı, 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01…..1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13…..1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak orman kadastro haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, çekişmeli yerin konumu çevre persellerle birlikte hava fotorafı üzerinde gösterilmeli yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dahili davacı … MİRASÇILARI … … VE ARKADAŞLARI vekili ile davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğine göre belirlenen 750.00.- TL. vekalet ücretinin davalı HAZİNE ve ORMAN YÖNETİMİNDEN alınarak dahili davacı … MİRASÇILARI … … VE ARKADAŞLARI ile davalı …”e verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 26/10/2010 günü oybirliği ile karar verildi.