Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/12878 E. 2018/18228 K. 06.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/12878
KARAR NO : 2018/18228
KARAR TARİHİ : 06.11.2018

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine ve görevsizliğine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekil tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı … vekili, evlilik birliği içinde davalı eş adına edinilen taşınmazlar, çalışmasının engellenmesi nedeniyle maaş ve yatırılmayan sigorta kaybı ile ev eşyaları yönünden 51.925,00 TL alacağın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazlar yönünden davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, davacının çalışmasının engellenmesi nedeni ile maaş ve yatırılmayan sigorta kaybı nedeni ile mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, ev eşyalarına yönelik karar verilmemiştir. Hüküm, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
i. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
ii. 734 ada 577 parsel 18 nolu bağımsız bölüme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre bu taşınmaz yönünden dava, katkı payı alacağı isteğine ilişkindir.
01.01.2002 tarihinden önce 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (TKM) yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (TKM mad.170). TKM’de, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri mal varlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5.maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak “katkı payı alacağı” hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanunun tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (eBK mad.544, TBK mad.646).
Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (TKM mad.186/1). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (TKM mad.189). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği mal varlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir.
Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle (maaş, gündelik, kar payı vb.) katkıda bulunulduğunun ileri sürüldüğü durumlarda; çalışarak, düzenli ve sürekli gelire sahip eşin, aksi kanıtlanmadıkça, yapabileceği tasarruf oranında katkıda bulunduğunun kabulü gerekir. Yargıtay’ın ve Dairemizin devamlılık gösteren uygulamaları da bu yöndedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda; öncelikle evlenme tarihinden, malın edinildiği tarihe kadar, eşlerin çalışma sürelerine ve gelirlerine ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilmelidir. Çalışmanın sabit olmasına rağmen, bir kısım döneme ilişkin belgelere ulaşılamaması durumunda, ilgili meslek kuruluşlarından ve/veya bilirkişilerden o döneme ilişkin yaklaşık gelir durumu sorulup öğrenilerek, malın edinildiği tarihe kadar ki eşlerin tüm gelirleri ayrı ayrı belirlenmelidir. Sonra, her bir eşin alışkanlıkları, ekonomik ve sosyal statüleri gözetilerek, kişisel harcamaları ile ayrıca kocanın 743 Sayılı TKM’nin 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcama, eşlerin kendi gelirlerinden düşülerek, gerçekleştirebilecekleri tasarruf miktarları ayrı ayrı tespit edilmeli, daha sonra her eşin tasarruf miktarının, birlikte yaptıkları toplam tasarruf miktarı içindeki oranı belirlenmelidir. Her bir eşin bulunan bu tasarruf oranı, çalışmaları karşılığı elde ettikleri gelirleriyle malın alımına yaptıkları katkı oranı olarak kabul edilerek, tasfiyeye konu malın dava tarihi itibariyle belirlenecek sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle katkı payı alacağı miktarları hesaplanmalıdır.
Sözü edilen değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülmesi durumunda konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Tasfiyeye konu birden fazla malın bulunması durumunda, her biri için aynı yöntem uygulanır.
Somut olaya gelince; eşler, 18.01.1996 tarihinde evlenmiş, 17.0.2007 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 14.02.2011 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (TMK mad.225/son). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK’nin yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (TKM mad.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202/1). Tasfiyeye konu 734 ada 577 parsel 18 nolu bağımsız bölüm, eşler arasında mal ayrılığının rejiminin geçerli olduğu 29.04.1998 tarihinde satın alınarak, davalı eş adına tescil edilmiştir. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (4721 Sayılı TMK mad.179).
Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; mahkemece, davalının gelirleri dikkate alınmadan sadece davacının taşınmazın edinme tarihine kadar gelirlerinin taşınmazın edinme tarihindeki değerine oranına göre belirlenen katkı payı oranına göre hesaplanan katkı payı alacağının kabulüne karar verilmiş ise de hesaplama yukarda açıklanan Dairemiz’in ilke ve uygulamalarına aykırıdır. O halde, mahkemece, evlenme tarihinden, malın edinildiği tarihe kadar, davalının da çalışma sürelerine ve gelirlerine ilişkin belgeler bulundukları yerlerden eksiksiz olarak getirtilerek, malın edinildiği tarihe kadar ki eşlerin tüm gelirleri ayrı ayrı belirlenmeli, sonra, her bir eşin alışkanlıkları, ekonomik ve sosyal statüleri gözetilerek, kişisel harcamaları ile ayrıca kocanın 743 Sayılı TKM’nin 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcama, eşlerin kendi gelirlerinden düşülerek, gerçekleştirebilecekleri tasarruf miktarları ayrı ayrı tespit edilerek yukarda açıklanan Dairemiz’in ilke ve uygulamalarına göre katkı payı oranı ve alacağının bulunması gerekir.
iii. S. S. Garibanlar Konut Yapı Kooperatifi hissesine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 Sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre bu taşınmaz bakımından dava, artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir.
Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden (TMK mad.229) ve denkleştirmeden (TMK mad.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK mad.219) toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin (TMK mad.231) yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır (TMK mad.236/1). Katılma alacağı, Yasa’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.
Artık değere katılma alacağı miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır (TMK mad.227/1, 228/1, 232 ve 235/1). Yargıtay uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir.
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır. Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilir (TMK mad.222).
Yukarıdaki değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için gerek görülürse konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır.
Tasfiyeye konu S. S. Garibanlar Konut Yapı Kooperatifi hissesi eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 27.05.2003 tarihinde üye olunmuş, ödemeler 2003-2008 tarihleri arasında yapılmıştır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK mad.179).
Yukarda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede;
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, mahkemece kooperatif hissesine yönelik talebinin ispatlanamadığından reddine karar verildiği; dava boşanma dava dosyasından tefrik edildiği, boşanma dava dosyasındaki kooperatiften gelen yazı cevabına göre; davalı …’in 2003 yılında koopertife üye olduğu, boşanma dava tarihinden sonra 28.07.2008 tarihinde hissesini Sevcan Muratoğlu’na sattığının bildirildiği, ödeme bilgilerinin mahkemece sorulmadığı anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece kooperatife yeniden yazı yazılarak kooperatif üyeliğine ve ödemelere ilişkin belgeler eksiksiz olarak getirtilerek, yukarıdaki ilkeler de gözetilerek sonucuna göre alacağa hükmedilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
2. Davalı vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazlarının incelenmesinde;
i. Davacının çalışmasının engellenmesi nedeni ile maaş ve yatırılmayan sigorta kaybı nedeni ile alacak talebine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, davacının çalışmasının engellenmesi nedeni ile maaş ve yatırılmayan sigorta kaybı nedeni ile alacak talebi boşanma dava dosyasından tefrik edilmiş ise de; iş bu talebin niteliği boşanmadan kaynaklı maddi tazminat niteliğindedir. 4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 5133 sayılı Kanunla Değişik 4. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere aile hukukundan (TMK mad. 118-395) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesi’nde bakılacağını hükme bağlamıştır. O halde, mahkemece,davanın esası incelenmesi gerekirken, görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamıştır.
ii. Davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının bozma nedenine göre incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
3. Taraf vekillerinin ev eşyalarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince:
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; mahkemece boşanma dava dosyasından taşınmaza katkıya dayalı, kooperatif üyelik hissesine katkıya dayalı tazminatlar ile davacının çalışmadığı dönemlere ilişkin kazanç kayıpları nedeniyle talep ettikleri tazminat taleplerinin ve eşya iadesi ile bedellerinin tazmini taleplerinin ayrı ayrı tefrik edildiği; ev eşyasının iadesi ile bedellerinin tazmini talebine ilişkin davanın … Aile Mahkemesi’nin … Esasına kaydedildiği, … Aile Mahkemesi’nin 17/12/2008 tarih, … E. 2008/732 K. Sayılı kararı ile dava dosyasının iş bu dava dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, birleşen dava dosyası hakkında herhangi bir karar verilemediği anlaşılmaktadır.
Hakim tarafların talepleriyle bağlı olup; kararında taleplerden her biri hakkında verilen hükmü göstermelidir (HMK mad. 26; 297/2). Mahkemece iddia ve savunma çerçevesinde toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilmek birleşen dava konusu ev eşyaları hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu talep hakkında karar verilmemiş olması doğru değildir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda 1-ii,1-iii, 2-i ve 3. bentte gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarda 1-i bentte gösterilen sebeplerle reddine, bozma nedenine göre davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadelerine 06.11.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.