YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14900
KARAR NO : 2012/12681
KARAR TARİHİ : 07.06.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
İş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir neden olmadan tarafından feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, dava açma süresinin geçtiğini, davacının da belediye işçisi olmadığını ve iş akdini belediyenin feshetmediğini, şirket ile aralarında alt işverenlik ilişkisi olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı şirket vekili, dava açma süresinin geçtiğini ve davacının işyerinde altı aylık kıdeminin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının iş akdinin davalı alt işveren şirket tarafından 13.12.2010 tarihinde kuruma çıkış bildirimi yapılarak feshedildiği, yazılı fesih kararı ve bildirimi bulunmadığı, haklı fesih iddiası olmadığı anlaşılmakla, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19/2 maddesi uyarınca feshin yazılı yapılması ve sebebinin açık ve kesin olarak bildirimi koşullarına uyulmadığından feshin geçerli sebebe dayanmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalılarca temyiz edilmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, re’sen dikkate alınması gerekir. Taraflar anlaşırlarsa işçi aynı sürede uyuşmazlığı özel hakeme götürebilir.
Bir aylık dava açma süresi hak düşürücü nitelikte olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınır. Dairemizce bir aylık dava açma süresinin başlangıcı fesih iradesinin işçiye ulaştığı tarih olarak kabul edilmektedir.
Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler.
Davacının, bölge kontrol amiri olarak 01.01.2006 tarihinden 13.12.2010 tarihine kadar değişen alt işverenlere bağlı olarak davalı … nezdinde çalıştığı, dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının kıdemi hesaplanırken en baştan itibaren çalıştığı süre dikkate alınmaktadır. Bu sebeple, davalı şirketin davacının kıdemine yönelik itirazı yerinde değildir.
Davalı işveren yazılı fesih bildirimi yapmamış, eylemli fesih yoluna başvurmuştur. Davacının Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre 13.12.2010 tarihinde işten ayrılışının bildirildiği anlaşılmaktadır. Dosya içindeki işten ayrılış bildirgesinde de işten çıkış tarihi 13.12.2010 olarak belirtilmiştir. Yine kıdem ve ihbar tazminatı ödeme ve hesap belgelerinde de işten çıkış tarihi 13.12.2010’dur. Bu belgeler 17.12.2010 tarihinde düzenlenmiş ve davacı tarafından imzalanmıştır. Davacı bu belgelerin aksini ispatlayamadığı gibi 13.12.2010 tarihinden sonra işverenlikte çalıştığını da ispatlayamamıştır. Somut uyuşmazlıkta davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin feshinin 13.12.2010 tarihinde eylemli olarak yapıldığı, işçinin imzaladığı belgelerde de bu tarihin yer aldığı ve bu tarihten sonra yapılan herhangi bir çalışmanın ispatlanamadığı; davanın ise 25.01.2011 tarihinde açıldığı, bildirim tarihine göre davanın bir aylık dava açma süresi geçtikten sonra açıldığı anlaşılmaktadır. Dava hak düşürücü süre içinde açılmamıştır. Bu durumda, davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 55,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 07.06.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.