Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2021/4191 E. 2022/5941 K. 15.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4191
KARAR NO : 2022/5941
KARAR TARİHİ : 15.09.2022

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 12.11.2020 tarih ve 2020/197 E. – 2020/744 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı HELM Kimya Ltd. Şti.’nin Hindistan’da bulunan şirketten 7 kap 55 kg olan emtia satın aldığını ve bu emtianın Türkiye’ye taşınması sırasında uğrayabileceği rizikolara müvekkiline nakliyat sigorta poliçesi ile sigorta ettirildiğini, taşıma işini davalı … yolu şirketinin yaptığı taşıma sonrasında malların büyük bir kısmında tam ziya hali olduğunu, sigorta poliçe şartlarına göre, emtiada 157.224,41 Euro zarar meydana geldiği ve 17.02.2011 tarihinde bu zararın sigortalıya ödendiğini, taşıyıcının tam ve sağlam aldığı emtiayı varma yerine ulaştırmakla yükümlü olduğunu, bu aşamaya kadar tüm zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin sigortalısına ödediği 157.224,41 Euro’nun ödeme tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının 1 yıllık döviz mevduat hesabına uyguladığı faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, maldaki eksikliğin taşıma hakimiyet sahasında oluşmadığından müvekkilinin sorumlu olmadığını, konşimento içeriği emtianın Atatürk Hava Limanı Kargo Müdürlüğü’ne yazılan yazı kapsamına göre çıkış istasyonunda kargonun sehven 78 kg olarak manifesto edildiği, aslında 28 kg olduğunu, manifestoda sehven farklı bildirilmesinden dolayı eksilmenin sorumlusunun davalı THY olmadığını, varış yeri olan İstanbul’da aksaklık kaydı olmadan alıcısına teslim edildiğini, gümrük çıkış kontrol işlemlerinde kargonun teslim almaya yetkili kişi tarafından itirazsız kabul edildiğini, ayrıca kg başına 17 SDR üzerinden sınırlı sorumluluğunun söz konusu olabileceğini, üst limit aşılmaması kaydı ile karar tarihi itibari ile faiz talep edilebileceğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, mülga 6762 sayılı TTK’nın 1301. maddesi gereği davacı … şirketi sigorta tazminatını sigortalısına ödediği ve sigortalının da gerçekleşen zarardan dolayı sorumluya yani taşımada kusurlu olan şirkete
karşı dava hakkı bulunduğunun anlaşıldığı, davalının usuli kazanılmış hakkı gözetilerek ilk karar tarihi olan 05/07/2012 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- 07.01.2020 tarihli karar düzeltme ilamı ile “Dava hava yolu taşıması sırasında zayi olan emtia bedelinin davacı tarafından sigortalısına ödenmesi üzerine davalı taşıyıcıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Mahkemenin 05.07.2012 tarihli kararında hükmolunan tazminatın karar tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizin 16.12.2013 tarih ve 2013/3281 E. – 22987 K. sayılı ilamında faiz başlangıç tarihi yönünden bir bozma nedenine yer verilmediğinden faizin karar tarihinden itibaren işletilmesi hususunda davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu durumda, mahkemece bu husus gözetilerek faiz karar tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekirken davacının sigortalısına yaptığı ödeme tarihinden itibaren faiz hükmedilmesi yerinde olmadığından, davalı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemizin 27.02.2018 tarih, 2016/13174 Esas – 2018/1449 Karar sayılı ilamına bu bozma talebinin de (3) numaralı bent olarak eklenmesine karar vermek gerekmiştir.” gerekçesi ile hüküm davalı yararına bozulmuştur. Karar düzeltme ilamında yer verilen bozma sebebine farklı anlam yüklenerek bozma ile ortadan kaldırılan 05.07.2012 karar tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmemiş olup hükmün bozulması gerekmiş ise de bu husus davanın geldiği aşama gözetilerek yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanunun geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 5236 sayılı Kanunun 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki 438/7 maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1. bendinde “ilk karar tarihi olan 05.07.2012” kısmının çıkarılarak yerine “karar tarihi olan 12.11.2020” ibaresinin eklenmesine, hükmün bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 15/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.