YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2242
KARAR NO : 2022/6292
KARAR TARİHİ : 26.09.2022
MAHKEMESİ : SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Kaynarca Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 31.10.2019 tarih ve 2018/122 E. – 2019/214 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nce verilen 24.12.2020 tarih ve 2020/231 E. – 2020/1734 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davacının yıllardır tavuk ayaklarını alıp işlediğini ve ihraç ettiğini, davacı ile davalı arasında muhtelif tarihlerde sözleşmeler akdedilerek davalının tesislerinde kesilen tüm tavuk ayaklarını davacıya satmayı taahhüt ettiğini, davacının sürekli olarak davalıdan ham madde tedarik ettiğini ancak 06/03/2018 tarihinde davalının davacıya ham madde vermeyerek zarara uğramasına sebep olduğunu ileri sürerek şimdilik 10.000 USD’nin yabancı paralara uygulanacak faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; taraflar arasında düzenlenen 18/04/2013 tarihli son sözleşmede herhangi bir taahhüt olmadığını, 12/01/2015 tarihinde davacının davalı şirket müdürüne gönderdiği e-postada, kanat uçlarını bundan sonra almayacaklarını bildirdiğini, davacının, tavuk ayağı fiyatlarında yaşanan sıkıntı sebebiyle kendini bağlayan bir sözleşme imzalamak istemediğini, davacı tarafından 12/06/2015 tarihinde davalıya gönderilen e-postanın taraflar arasındaki ticaretin günlük mal alım-satımına dayalı olduğunu teyit ettiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; taraflar tacir olup aralarında son yapılan ve 2014 yılında süresi biten sözleşmeden sonra yeni bir sözleşme akdetmedikleri gibi iş ilişkisi devam ederse veya herhangi bir ihtar bulunmaz ise sözleşmenin kendiliğinden devam edeceğine dair amir bir hükümde anlaşmadıkları ve sözleşmeye almadıkları, taraflarca birbirlerine gönderilen mesaj ve maillerle de iş ilişkisinin süreklilik arz etmeyip gerekli önlemin alınması gerektiği yerde işlerin askıya alınabildiği, alımların durdurulduğu, bu nedenle de tarafların şirketlerini güvence altına alarak basiretli davranarak yeni bir sözleşme yapmadıkları, son sözleşmenin de kendiliğinden uzadığına ilişkin belirleme yapılmadığı, süreklilik arz eden ve belirsiz süreli hale gelen ticari ilişkinin de bulunmadığı, davacı tarafından sürekli alım yapılıyor ise kendisini güvence altına almak için tacir sıfatı ile basiretli bir iş adamı gibi davranarak yeni sözleşme yapması gerektiği, bu nedenle de belirsiz süreli ticari iş olduğu iddiasına dayanılarak tazminat talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 26/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.