YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15612
KARAR NO : 2012/8368
KARAR TARİHİ : 02.05.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; davacının davalı iş yerinde 20.06.2007 tarihinden çalışmaya başladığını ve mağaza müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, davalı iş yerinde müdür yardımcısı olarak çalıştığı sırada davalı iş veren tarafından müvekkilinin satış personeli olarak görevlendirildiğini bu nedenle haklarının ödenmesi ve düzeltilmesi için davalı iş verene ihtar çekildiğini, çekilen ihtara verilen nedeniyle iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine karar verilmesi, buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren vekili iş sözleşmesinin işyerinde personel eksikliği nedeniyle davacının mecburen üç ay kadar personel müdür yardımcısı olarak çalıştırıldığını, daha sonra tekrar haklarında ve çalışma şartlarında her hangi bir değişiklik olmaksızın satış personeli olarak çalıştırılmaya devam edildiğini, davacının süresi içinde her hangi bir itirazının olmadığını, davacının daha sonra ihtarname ile kıdem ve ihbar tazminatı talebinde bulunduğunu ancak bunun sözleşmenin feshi anlamına geldiğini ve kendisi tarafından iş akdinin sonlandırıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davacının davalı işverene gönderdiği 02/06/2010 tarihli ihtarnamenin
çalışma koşullarının düzeltilmesine yönelik olduğu ve ihtardan sonra davacının davalı iş yerinde çalışmaya devam ettiğinden davalı tarafça yapılan ihtarın iş akdinin feshi niteliğinde olmadığı, iş sözleşmesinin davalı işverence haksız feshedildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Karar davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18.maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18.maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, davacı işyerinde mağaza müdür yardımcısı olarak çalıştığı sırada işveren tarafından usulüne uygun biçimde 19.05.2010 tarihli yazı ile satış personeli olarak görevlendirilmesi üzerine yapılan görevlendirmeye 4857 sayılı Kanun’un 22. maddesinde öngörülen altı işgünü içinde karşı çıkmadan işyerinde çalışmaya devam etmiştir. Davacı davalı işverene gönderdiği 02.06.2010 tarihli ihtarname ile mağaza müdürlüğü görevinden alınarak satış danışmanı olarak görevlendirildiğini, iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücretlerini talep etmiştir. Davalı işverence davacının sözü edilen ihtarının istifa olduğu kabul edilerek çıkışının yapıldığı anlaşılmaktadır. İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiği ispatlanamamıştır. Bu durumda iş sözleşmesinin davacı tarafından feshedildiğinin kabulü gerekir. İş sözleşmesini fesheden işçinin işe iade isteminde bulunması mümkün değildir. Davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 80,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 02.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.