Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/18418 E. 2013/4293 K. 11.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18418
KARAR NO : 2013/4293
KARAR TARİHİ : 11.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacılar ve davalılardan … İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı şirket … İnş.San. Ve Tic.Ltd Şti vekilinin tüm, davacılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, 21.09.2010 tarihinde geçirdiği iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahibi eş ve çocuklarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, davacı eş …’nın maddi tazminat istemi bakımından 8.000,00TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 21.09.2010 tarihinden,23.557,93 TL maddi tazminatın ise ıslah tarihi olan 19.03.2012 tarihinden yasal faiziyle davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilirken manevi tazminat istemleri bakımından davacı eş için 7.000,00TL, davacı çocuklar için ise ayrı ayrı 5.000,00’er TL manevi tazminatın davalı … İnş.San. Ve Tic.Ltd Şti tahsiline hükmedilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve kayıtlardan;davaya konu zararlandırıcı olayın Kurumca işkazası olarak kabul edildiği, kazanın oluşumunda %80 oranında davalı işveren şirket … İnş.San. Ve Tic.Ltd Şti, %20 oranında ise davacılar murisinin kusurunun olduğu, maddi tazminat davasında faiz başlangıcı olarak davalı … İnş.San. Ve Tic.Ltd Şti den olay tarihinden, diğer davalı … şirketi Eureko Sigorta A.Ş den ise dava tarihinden itibaren faiz talep olunduğu, davalı … şirketi aleyhine açılmış manevi tazminat davası olmaması ve Mahkemece de 31.05.2012 tarihli kararda davalı … şirketi aleyhine manevi tazminata karar verilmediği halde hükmün 6 numaralı bendinde davalı … şirketi lehine 2.040,00TL vekalet ücreti kararlaştırıldığı ve yine 31.05.2012 tarihli kararın 5 numaralı bendinde davacılar lehine kararlaştırılan vekalet ücretlerinin “hazineye irad kaydına” hükmedildiği görülmüştür.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalı yakınlarına verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları,tarafların sosyal ve ekonomik durumları,paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu,olayın ağırlığı,davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez ve yine 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de açıklandığı üzere zarar görenin müterafik kusurunun varlığı halinde bu durumun manevi tazminatın takdirinde göz önünde bulundurulması gerekir.
Bunun yanında 6100 Sayılı HMK’nın 26.maddesine göre mahkemeler tarafların talep sonuçları ile bağlı olup ondan daha fazlasına karar veremezler.
Bu açıklamalar kapsamında somut olayda;
a) Olay tarihi, tarafların kusur oranları ile tüm dosya kapsamına göre tüm davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarları azdır.
b )Davacılar vekilinin davacı eş için ilk olarak 8.000,00TL miktarlı olarak açtığı maddi tazminat davasında davalı … şirketi bakımından dava tarihi olan 18.01.2011 itibaren faiz talep etmesine rağmen mahkemece karar altına alınan bu maddi tazminat kısmı için daha önceki bir tarih olan 21.09.2010 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi talebin aşılması niteliğinde olup usul ve yasaya aykırıdır.
c) İş kazasının Borçlar Hukuku yönünden bir haksız fiil olduğu, zararın ve dolayısıyla tazminat alacağının olay anında ortaya çıktığı, haksız fiillerde temerrüdün olay tarihinde gerçekleştiği gözetilerek hüküm altına alınan tazminata zararlandırıcı olayın (iş kazasının) gerçekleştiği tarihten itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekir. Buna göre de ıslahen artırılan maddi tazminat kısmı 23.557,93TL için faiz başlangıcı yönünden (davacılar vekilinin daraltıcı bir istemenin bulunmadığı da gözetilerek) olay tarihi olan 21.09.2010 tarihi yerine ıslah tarihin olan 18.01.2011’den itibaren faiz yürütülmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
d) Ayrıca davalı … şirketi aleyhine açılmış manevi tazminat davası bulunmamasına rağmen bu davalı lehine olarak vekalet ücretinin kararlaştırılması ve yine davacılar lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin hazineye irad kaydına karar verilmesi de yine usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuksal olgular dikkate alınmadan, … şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda … temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, 11/03/2013 gününde oy birliği ile karar verildi.