Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/13611 E. 2013/20425 K. 12.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13611
KARAR NO : 2013/20425
KARAR TARİHİ : 12.11.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 18/11/1993 – 31/03/2000 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 18.11.1993-31.3.2000 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın hakdüşürücü süre nedeniyle reddine, karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işveren tarafından Kuruma bildirimde bulunulmadığı; ancak davalı …’nun Koruma Derneğine ait 1164103.35 nolu işyerinden 01.04.2000-30.06.2004 tarihleri arasında 1530 günlük çalışmalarının Kuruma bildirildiği, nizalı dönemde davalı okulda çalışan tanık öğretmen beyanlarından davacı çalışmalarının doğrulandığı, anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesi gereğince; yönetmelikle tespit edilen belgeler işveren tarafından verilmeyen sigortalıların çalıştıkları hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde dava açacakları hükmü öngörülmüştür. Maddede belirtildiği üzere, yönetmelikle tespit edilen belgelerin verilmesi durumunda 5 yıllık hakdüşürücü süreden bahsedilemeyeceği açıktır. Yerleşik Yargıtay görüşü; birden ziyade işe giriş bildirgesi verilmesi halinde çıkış yok ise ilk işe giriş bildirgesi ile son işe giriş bildirgesinin verildiği tarihler arasında geçen çalışmaların hak düşürücü süreye uğramayacağı, çıkış varsa hak düşürücü sürenin her kesim çalışma için ayrı ayrı hesaplanacağı, çıkış tarihinden sonra işçinin aynı işyerinde çalışmasını sürdürmesi veya hak düşürücü süre içerisinde tekrar aynı işyerine girerek çalışmasının hak düşürücü sürenin işlemesine engel olmayacağıdır.
Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, Medeni Hukuktaki medeni haklardan istifade (hak) ehliyetinin Medeni Usul hukukunda büründüğü şekildir. Kimlerin taraf ehliyetine sahip bulunduğu Medeni Kanuna göre belirlenir (HUMK m.38, HMK m.50, TMK m.8 ve m.48). Buna göre, medeni haklardan istifade (hak) ehliyeti bulunan her gerçek (TMK m. 8) ve tüzel (TMK m.48) kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.12.2007 tarih ve 2007/5-972 Esas, 2007/972 Karar sayılı ilamı) Tespiti istenen çalışmanın geçtiği işyeri … İlköğretim Okulu olup, esas itibariyle işyerinin Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ve halen anılan Bakanlık bünyesinde faal olması nedeniyle, davada Milli Eğitim Bakanlığı yerine davalı … Okuluna karşı husumet yöneltilmesi hatalıdır.
Somut olayda; dava dışı … Koruma Derneğine ait 1164103.35 nolu işyerinden 01.04.2000-30.06.2004 tarihleri arasında davacının 1530 günlük çalışmalarının Kuruma bildirildiği gözetilerek, davalı okul ile Okul Koruma Derneği arasındaki organik bağ nedeni ile davacı çalışmalarının kesintisiz sürmesi halinde hakdüşürücü süreden bahsedilemeyecektir.
Yapılacak iş, Milli Eğitim Bakanlığı’na husumet yöneltilerek, davalı okul ile dava dışı Okul Koruma Derneği arasındaki organik bağ nedeni ile davacı çalışmalarının kesintisiz sürdüğünün kanıtlanması halinde hakdüşürücü süreden bahsedilemeyeceği gözetilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.