YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19108
KARAR NO : 2012/24064
KARAR TARİHİ : 01.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı, ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, iş sözleşmesinin haksız şekilde işverence feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları, ödenmeyen ücret alacağı ile boşta geçen süre ve işe başalatmama tazminatlarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının iş başlatılmasının mümkün bulunmadığını ve maddi imkansızlık nedeniyle hüküm altına alınan alacaklarının ödenmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı temyiz etmiştir.
1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Taraflar arasında işçiye ödenmesi gereken aylık ücret ve ücret miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanununda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine; dönemlere uyularak ödenmelidir. 4857 sayılı Kanun’un 32. maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir.
İş sözleşmesinin tarafları, asgari ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçiler o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
Çalışmanın geçtiği yerin resmi kurum ve kuruluşlar olması durumunda bu işyerlerindeki işçilerin işe alınması, ücret ve ödeme usullerinin yazılı kurallarla belirlenmesi esastır.
Somut olayda davalı … işyerinde çalışan davacıya yapılan ücret ödemlerine dair bordro ve tahakkuk evrakları, maaş ödemelerine dair banka hesap ekstreleri getirtilerek, davacının bu kayıtlarda yer alan ücret ve eklerine göre dava konusu alacak ve tamzinat istemlerinin hesaplanması gerekirken, emsal ücret değerlendirmesi yapan bilirkişinin davacıdan daha kıdemli olmasına göre ücretinin de fazla olduğu anlaşılan başka işçinin ücreti esas alınarak yapılan hesaba göre karar verilmesi hatalı olmuştur. Yine davacının eksik ödendiği gerekçesi ile 15.04.2009 tarihinde ödenmesi gereken aylık ücretine hükmedilmiş ise de davalı tarafın ödendiğini ileri sürüdüğü bu ay ücretinin, bordro ve hesap ekstrelerine işyeri ücret ödeme uygulamalarına göre ödenmeyen ücreti olup olmadığının belirlenmesi gerekirken eksik incelme ve araştırma ile karar verilmesi bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 01.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.