YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16477
KARAR NO : 2012/9427
KARAR TARİHİ : 10.05.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin baskı kontrol elemanı olarak davalı şirkette çalışırken 03.09.2010 tarihinde hiç bir gerekçe gösterilmeksizin işten çıkarıldığını, yazılı fesih bildirimi yapılmadığını belirterek davalarının kabulü ile feshin geçersizliğinin tespiti ile müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, gerçekte iş sözleşmesinin feshedilmediğini, davacı tarafın talebi üzerine akdin ikale suretiyle ortadan kaldırıldığını, uzun süredir çalışma hayatı içerisinde bulunan davacının imzaladığı evrakın ne anlama geldiğini bilebilecek tecrübe ve yeteneğe sahip olduğunu, davacının 01.09.2010 tarihli ayrılmak istediğini bildiren yazılı talebi üzerine 03.09.2010 tarihli sulh ve ibraname ile mutabakat yoluyla iş sözleşmesinin feshi yönündeki sözleşmenin imzalandığını, ayrıca davacıya tüm haklarının ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, sözleşmenin ikale suretiyle sona erdirildiğini ispat yükünün davalıya ait olduğu, davalının bu savunmasını ispat yönünde ibraz ettiği 01.09.2010 tarihli talep yazısında davacının kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesini istediği, 03.09.2010 tarihli ikale sözleşmesinde kıdem ve ihbar tazminatının ödenmesinin kararlaştırıldığı, kıdem ve ihbar tazminatı ödenmesinin sözleşmenin ikale suretiyle sona erdiğini değil, davalı işverenin feshi ile sona erdiğini gösterdiği, ihbar tazminatının ancak işverenin haklı olmayan sebeple feshi halinde ödenebilecek bir tazminat olduğu ve buna göre usulüne uygun bir fesihten bahsedilemiyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi
hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir nedenle sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması nedeniyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması(makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Somut olayda, davalı işyerinde baskı kontrol elemanı olarak çalışan davacının 01.09.2010 tarihli dilekçe ile ücretinin yetersizliği, gazetenin içinde bulunduğu maddi sıkıntılar ve gelecekte ücretinin yükseleceğine ilişkin umudunu yitirmesi nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatının ödenerek iş sözleşmesinin feshini talep ettiği, davalı işverenin de iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma ile sona ermesi üzerine kıdem tazminatı tutarında miktarı davacıya ödediği sabittir. Davacının iş sözleşmesinin kendisinin talebi üzerine sonlandırıldığı, davacıya tazminatının ödendiği uyuşmazlık konusu olmadığından, davacının iş sözleşmesinin sonlandırılmasına yönelik talebinin irade fesadına uğradığını da kanıtlayamadığından, taraflar arasında davacıdan gelen istek uyarınca iş sözleşmesinin ikale yoluyla sonlandırıldığının kabulü ile davanın reddi gerekirken ilamda yazılı gerekçelerle kabulü yerinde değildir.
4857 sayılı Kanun’un 20/3 maddesi uyarınca yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 70,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı tarafından yatırılan temyiz harcının istek halinde kendisine iadesine, kesin olarak 10.05.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.