Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2011/13844 E. 2012/6587 K. 06.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13844
KARAR NO : 2012/6587
KARAR TARİHİ : 06.04.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili,davacının müvekkili tarafından dava açıldıktan sonra işe geri çağrılmasına rağmen işe başlamadığını, 29.12.2009 tarihinde başka firmada işe başladığını, davacının açtığı davada samimi olmadığını, asıl amacının hakkı olmadığı halde tazminat almak olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yargılama devam ederken işe davet bir anlamda feshin geçersiz olduğunun kabulü olduğu, açtığı davada yargı kararı güvencesi ile işe başlatılmasını isteme hakkına sahip olan işçinin daveti kabul etmek zorunda bırakılmaması gerektiği, kaldı ki davacının dava devam ederken başka bir işte işe başladığı ve bunu öğrenen davalı işverenin bu tarihten sonra işe davet ihtarı gönderdiği, bu durumda davacının kötü niyetli olmadığı ve davalının feshin geçersizliğini kabul ettiği nedenleriyle feshin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden, davacının 21.11.2007-21.10.2009 tarihleri arasında satış elemanı olarak çalıştığı, işverence yazılı fesih bildirimi yapılmadığı,işverence ekonomik kriz nedeniyle geçerli nedenle iş sözleşmesinin feshedildiğinin bildirildiği, ibranamede iş sözleşmesinin 21.10.2009 tarihinde işverence 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesince feshedildiğinin bildirildiği, işverenin 04.01.2010 tarihinde Büyükçekmece …. Noterliğinden davacıya gönderdiği ihtanamede, davacının iş sözleşmesinin tazminatları ödenerek 21.10.2009 tarihinde feshedildiği, davacı tarafından işe iade davası açıldığı, iş akdinin ekonomik kriz nedeniyle feshedildiği belirtilerek, bu feshe karşın şirket tarafından işe iade kararı verildiği, bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren on gün içinde şirkete yazılı olarak
müracaat etmesi halinde şirket bünyesindeki eski görevine, çalışma şartları ve özlük hakları aynı şekilde devam etmek üzere yeniden kabul edileceği, süresi içinde müracaat etmediği takdirde bu talebinden vazgeçmiş sayılacağı, bu durumun işe iade davasında aleyhine delil olarak kullanılacağının ihtaren bildirildiği, 06.01.2010 tarihinde davacıya ihtarnamenin tebliğ edildiği, davacının işe başlamadığına dair 07.01.2010-25.01.2010 arası tarihlerde tutanaklar tutulduğu, davacının 29.12.2009-04.01.2010 tarihleri arasında 1130591 sicil nolu işyerinde çalıştığı anlaşılmıştır.
4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddelerinde belirtilen iş güvencesi hükümlerinin amacı, işverenin iş sözleşmesini meşru ve makul görülebilecek bir neden olmaksızın keyfi olarak sona erdirmesinin engellenmesi, dolayısıyla iş ilişkilerinde sürekliliğin sağlanmasıdır. Sözü edilen düzenlemeler, işverene emredici kurallarla bir takım yükümlülükler getirmekle birlikte, işçinin de yasanın bu korumasından yararlanması için dürüstlük kurallarına uygun davranması gerekir. Başka bir anlatımla iş ilişkisinde sürekliliğin sağlanması noktasında işçi de iyiniyet kurallarına uygun olarak kendisinden beklenen davranışları ortaya koymalıdır. Bu sebeple, işe iade davasında hedef, işe başlatılma olmalıdır.
Somut olayda, davalı işveren fesihten sonra davacıyı işe başlaması için çağrıda bulunmasına rağmen davacı işçi, haklı bir sebep olmadan işverenin bu davetine icabet etmemiştir. Davacının işe davete icabet etmemesi, iş ilişkisinin devamı ile ilgili talebinde samimi olmadığını, nihai hedefinin boşta geçen süre ücreti ile işe başlatmama tazminatını almak olduğunu göstermektedir. Ne var ki, bu amaca yönelik talebin iş güvencesi hükümlerince korunması mümkün değildir. Davacı bu davranışı ile işverence yapılan feshi geçerli hale getirmiştir. Bu sebeple, mahkemece davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-)Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-)Davanın REDDİNE,
3-)Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-)Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200.- TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 06.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.